yazılariktibasDeniz olmak ve Denizleri aşmak… - Mustafa Yalçıner

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!

Hedefini “Deniz olmak” olarak belirleyen devrimci komünist gençlere sözüm. Hedef yerinde. Kolay mı? Çok da kolay değil.

Deniz öncelikle düzene sığmayandı. Düzen içi değildi. Düzen dışı olmak şüphesiz ki onunla hiçbir ilişki içinde olmamak ya da başka ve hayali bir dünyada yaşamak ya da yaşadığını sanmak demek değil. Deniz ve Hüseyin ve Yusuf haydi öncekileri saymayalım, düzenin üniversitelerinde okuyup yurtlarında kılıyor, örneğin fabrikalarıyla sendikalarına gidip geliyorlardı. Ama ülkeleriyle dünyaya düzenin dışından bakıyor, tutumlarını oradan belirliyorlardı. İktidar değişikliğini talep etmekle kalmayıp sözünü etmekle yetinmediler, ama iktidar mücadelesini ve düzen değişikliğini örgütlemeye giriştiler. Ve daima örgütlü oldular.

Deniz tabii ki seçkin bir bireydi. Sinema, tiyatro, şiir başta olmak üzere örneğin sanatla ilgiliydi. Sinan da yoldaşları da öyle. Deniz örneğin sadece Nâzım ve Ahmet Arif değil Ömer Hayyam hayranıydı da, çoğu şiirini bilirdi. Politik mücadeleyle sanat ürünlerini ustaca birleştirmede ustalaşmıştı. Ancak ayırt edici özelliği kişisel çıkar ve hedeflerini toplumsal olanlarla birleştirmiş olmaktı. Kişisel kurtuluşunu toplumsal kurtuluşta arayandı. Halka bağlılığı buradan gelmeydi. Halkın bir çöpüne bile zarar vermekten sakınması da öyle.

Daha çoğu sayılabilir, ama amacım o değil.

“Deniz olunmalı” dendiğinde kaçınılması gereken Deniz’in yaşadığı koşullarla günümüzdekilerin farkını ayırt etmeden gençlerin kendilerine yapabilecekleri haksızlık. Türkiye’de örneğin 1970’te doruğuna ulaşıp ardından alçalmaya başlayan devrim dalgasının yüksekliğiydi. Bir antifaşist savaş olarak gelişen II. Büyük Savaş ve ardından yaşanan koşulların ürünü olarak ortam devrimciydi. Dönemin -bugünkü gibi- en saldırganı olan Amerikan emperyalizmi Küba’nın ardından Vietnam’da da yenilgiye koşmaktaydı ve Afrika’da sömürgecilik sistemi çökmüş onlarca yeni bağımsız devlet doğmuştu. Emperyalizm hiç de baş edilemez bir güç olarak görünmüyordu. İşbirlikçileri de öyle.

Bugün yine o noktaya doğru gidiyoruz, ancak henüz orada değiliz ve bu büyük bir farklılık.

Dolayısıyla Denizler şunları yaptılar ama “Bizim elimizden gelmiyor” duygusu koca bir haksızlık. Deniz olunmalı diyen gençler bunu yapmamalı.

Ve üstelik Deniz üniversiteleri boşaltıp mücadeleye yönlendirmede ustaydı. Ama bir yıl önce 19 Mart’ta Deniz’in açtığı yoldan yürümekte olan gençler de İstanbul Üniversitesini örneğin boşaltıp barikatları aşa aşa binlerce öğrencinin Saraçhane’ye ulaşmasını başararak toplumsal direnişi tetiklediklerini bilmeliler. Başardıklarıyla Deniz’den çok da aşağı kalmadılar.

Ve sorun bundan sonrasında. Tabii ki “Deniz olunmalı” demede değil. Deniz olmada ısrarlı olunacak. Ama bunun yeteceği sanılmasın. Denizler çünkü, evet çok şeyi değiştirip sonunda Deniz’in son sözleriyle yürünecek yolu gösterdiler; ama değiştiremedikleri çok şey de kaldı. Öncelikle iktidar olmayı başaramadılar ki başlıca hedefleri buydu.

Kitlesellikle başlayıp kendilerini gönüllü olarak daralttılar. Özünde doğruydular, kuşku yok, ama biçiminde, en başta işçi hareketine dayanmayıp onun örgütlenmesi üzerinden yürümeyerek doğru yapmadılar. “Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi”, “Yaşasın işçi sınıfı” haykırışında Deniz’in saptayıp yolun doğrultulmasını sağladığı biçimdeki bu yanlışlıktı. Sosyalizm özlendiğinde işçi hareketiyle yürünecek, zafer devrimci işçi hareketiyle koparılıp alınacaktır -başka yolu yoktur!

Dönemlerinde devrim dalgası yükselişte olan Denizler devrimci ve komünist bir partinin yol göstericiliğinden mahrumdu. Sonradan kendisini fesheden TKP ve parlamentarist TİP gibi bu iddiada olanlar komünizme ihanetin örgütleriydi ve uzantısı oldukları modern revizyonizm Denizlerin eksikleriyle yanlışlarının başlıca sorumlusuydu; bir dönem Denizlere yakın duran Mihri Belli’nin “Partiye ne gerek var” demeleriyle…

Bugünün gençleri devrimci işçi hareketinin Türkiye ve dünyada kaybettiği mevzilere rağmen, şanslılar. Devrimci bir partileri var, eksik gördüklerini tamamlarlar. “Deniz olunmalı” diyenlerin öncelikli işi sınıfı partileştirmektir.

Ve tabii ki hâlâ “Deniz olunmalı”dır, slogan eskimiş değildir, ama artık -hiç şımarıp büyüklenmeden- yanına ek gerektir: “Denizler aşılmalı”dır!

Diğer yazıları

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...
4,323BeğenenlerBeğen
1,451TakipçilerTakip Et
3,965TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

ABD, Çin ve Rusya’nın gözü Orta Koridor için Erivan’daki AB zirvesinde – Ceren Ergenç

Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da...

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

Canlı yayın