yazılariktibasRefah şovenizmi eyaleti - Murat Çakır

Refah şovenizmi eyaleti – Murat Çakır

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

Geçen pazar günü yapılan Baden-Württemberg Eyalet Parlamentosu seçimleriyle Almanya’da “Süper seçim yılı” başlamış oldu. Daha önceki köşe yazımızda bu yıl yapılacak seçimlerin asıl öneminin çoğunluk toplumundaki faşistleşme sürecinin nasıl bir ivme kazanacağını göstermesinde yattığını belirtmiştik. Nitekim ırkçı-faşist AfD, tüm yolsuzluk haberlerine rağmen oylarını ikiye katlayarak, yüzde 18,8 ile Eyalet Meclisindeki en büyük “muhalefet” oldu. Gerçi seçimleri Yeşiller, daha doğrusu kampanyasında partisinin adını dahi anmayan Cem Özdemir kazandı, ancak bir politika değişikliği olacağını beklemek büyük naiflik olacak.

Sırası gelmişken Cem Özdemir hakkında bir iki laf etmek gerekiyor. Kendilerini “solcu” olarak tanımlayan kimileri dahil, çok sayıda Türkiyeli “Eyalet Başbakanı bir Türk olacak” diye seviniyor ve bunun “ırkçılığa vurulan bir tokat” olduğunu savunuyor. Kanımızca Özdemir’in seçilmesine sevinilecek hiçbir neden yok. Çünkü Özdemir partisinin “sağının sağını” temsil eden ve Ermeni soykırımını kariyeri için araçsallaştıran bir isim. Nicedir militarist ve neoliberal söylemiyle dikkat çekiyor. Dahası seçim öncesinde açık ırkçı tavırlarıyla tanınan Tübingen Belediye Başkanı Palmer’i ekibine alarak, “Almanya göçü ve mülteciliği daha sert yöntemlerle kontrol altına almalıdır” diyordu. Ve iş başına geldiğinde göçmen ve mülteci düşmanı politikalara imza atacağından şüphe yok. Nihayetinde burjuva siyasetçilerinin etnik, dini veya cinsel kimlikleri değil, hangi çıkarları temsil ettiğine bakılmalıdır. Profili profilsizlik olan Özdemir, “tavuksuz Çerkes tavuğu sevdiğini” söyleyen bir “Anadolu kökenli Şuabyalı” olarak büyük tekellerin memuru olmaktan başka bir şey olamayacak.

Başbakanı olacağı Baden-Württemberg eyaleti ise oldum olası Daimler, Porsche, Bosch, SAP veya Carl Zeiss gibi büyük tekellerin stratejilerinin politik çizgiyi belirlediği bir refah şovenizmi eyaleti olmuştur. 1980’li yıllara kadar Hitler faşizminin artıklarınca yönetilen eyalette ırkçı ve faşist hareketler Almanya’nın diğer bölgelerinden fazla taraftar bulabilmektedirler. Yani büyük tekellerin ve milliyetçi-faşist söylemlerin her zaman geniş bir toplumsal taban bulabildikleri bir eyaletten bahsetmekteyiz. Şimdiye kadarki Yeşiller-CDU hükümeti de ırkçı-faşist sloganları hükümet politikası haline getirmekte bir beis görmemiştir. O açıdan ırkçı-faşist AfD’nin yüzde 18,8 oy oranına ulaşmış olması şaşırtıcı değil.

Seçim sonuçlarına Almanya toplumsal ve siyasi solu açısından bakarsak, burjuva toplumuna yaranma ve tutarlı barış politikasından gönüllü feragat etmenin hiçbir getirisi olmadığını görebiliriz. SPD silahlanma ve savaş politikalarına onay verdiğinden, geleneksel tabanını kaybederek yüzde 5,5 oy oranıyla önemsizleştiğini kanıtlarken, reformist Die Linke yüzde 5 barajını aşamayarak meclis dışında kaldı. Ki bunda “Die Linke seçmenleri CDU’lu Başbakanı engellemek için Özdemir’e oy verdi” diyerek seçim yenilgisini açıklamaya çalışan parti yönetiminin sorumluluğu büyük. Alman tekelci burjuvazisinin “sosyal partneri” olmayı yeğleyen Alman sendikalarının ise, silahlanmaya umut bağlamaktan ve büyük sanayi teşekküllerinde küçülmekte olan çekirdek kadroların haklarını “korumaya” çalışmaktan başka yaptıkları bir şey yok. Nihayetinde Almanya toplumsal ve siyasi solu kendi basiretsizliklerinin cezasını çekmektedirler.

Stagflasyonun ve sanayisizleşmenin baş gösterdiği koşullar altında, dünyanın en zengin coğrafyalarından birinde Özdemir’in Başbakanlığı altında göreve devam edecek olan Yeşiller-CDU hükümetinin de bu durumu olanaklı oldukça sessiz bir biçimde idare etmekten başka bir şey yapamayacağını öngörebiliriz. Çünkü Daimler, Porsche, Bosch ve diğer büyük tekeller şimdiden işten çıkartmalardan, tasarruf programlarının gerekliliğinden ve işletmelerin kapatılmasında söz etmeye başladılar bile.

Sonuç itibariyle yapılan ve yapılacak olan seçimler Alman emperyalizminin “demokrasicilik oyunuyla” militarist, yayılmacı ve sonuna kadar asosyal politikalar için bol günah keçisi söylemiyle toplumsal rıza üretmeye devam edeceğini gösteriyor. Yani, Almanya’da değişen bir şey yok!

Diğer yazıları

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...
4,384BeğenenlerBeğen
1,477TakipçilerTakip Et
3,965TakipçilerTakip Et
828AboneAbone Ol

Son eklenenler

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

ABD, Çin ve Rusya’nın gözü Orta Koridor için Erivan’daki AB zirvesinde – Ceren Ergenç

Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da...

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

Canlı yayın