ABD ordusu 10 Aralık’ta Karayipler’de Çin’e gitmekte olan büyük bir petrol tankerine el koydu. Ardından 16 Aralık’ta ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’dan çıkan tüm petrolü de kapsayan tam bir abluka ilan etti. Geçen hafta ele geçirilen gemi, ABD helikopterleri askerleri güvertesine indirmeden hemen önce Küba’ya ulaştırılmak üzere 50 bin varil petrolü daha küçük bir gemiye aktarmıştı.
Küba, Venezuela’dan sağlanan petrole bağımlı durumda. ABD’li üst düzey yetkililer, Küba’nın bu kaynağa erişimini keserek adaya belirleyici bir darbe indirmek istiyor. Halihazırda Venezuela petrolü taşıyan ve ABD tarafından yaptırıma tabi tutulan altı tanker daha el konulma riskiyle karşı karşıya.
Küba Dışişleri Bakanlığı yayımladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Bu korsanlık ve deniz terörü eylemi, ABD’nin Venezuela’nın doğal kaynaklarını serbestçe kullanma ve diğer ülkelerle ticaret yapma yönündeki meşru hakkına karşı yürüttüğü saldırganlığın tırmandırılması anlamına gelmektedir. Buna Küba’ya hidrokarbon tedariki de dahildir. Bu tür eylemler Küba’yı olumsuz etkilemekte ve ABD’nin azami baskı ve ekonomik boğma politikasını yoğunlaştırmakta, ulusal enerji sistemini ve dolayısıyla halkımızın günlük yaşamını doğrudan etkilemektedir.”
Bu açıklamadaki “azami baskı politikası” vurgusu, denizdeki bu gerilim sürerken Küba’da yaşanan kaygı verici gelişmelere dikkat çekiyor. Küba hükümeti son dönemde, ülkedeki krizin derinleştiğine işaret eden olağanüstü önlemlere başvurmuş durumda.
ABD’nin ekonomik ablukası, mal, gıda ve gelir kıtlığına yol açtı. On yıllar boyunca biriken bu etki giderek daha yıpratıcı hale geldi. Bugün ölüm oranları artarken, genç kuşaklar kitlesel göçle ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor.
Aşağıda ele alınan son önlemler, Kübalıların acil bir durumla karşı karşıya olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor. Karayipler’de hükümetlerinin savaşçı hazırlıklarına tanıklık eden ABD’li aktivistlerin, yalnızca Venezuela’yla değil, Küba’yla da dayanışmayı acilen büyütmeleri için güçlü nedenler var.
Aşağıda yer alanlar, Küba hükümetinin son dönemde aldığı sıra dışı önlemlere dair bir değerlendirmedir. Amaç, bu önlemlerin olağanüstü niteliğini ortaya koyarak Küba’nın içine sürüklendiği çaresiz durumunu teyit etmek ve ABD’deki Küba destekçilerini harekete geçirmektir.
DOLARİZASYON
Küba hükümeti kısa süre önce, vatandaşların bazı mal ve hizmetleri ABD dolarıyla alıp satabilmesine olanak tanıyan yeni parasal düzenlemeler getirdi. Hükümete yakın bir haber kaynağında bu adım, “bugünün gerçekliğinin pragmatik biçimde kabulü” ve “Küba ekonomisinin kısmi ve kontrollü bir dolarizasyonu” olarak tanımlandı. Buna göre hükümet, belirli koşullar altında bazı ekonomik aktörlerin yabancı para birimleriyle işlem yapmasına izin verecek.
Yeni düzenlemeler, yabancı üreticiler, yatırımcılar, tüccarlar, nakliyeciler ve finans kuruluşlarıyla yapılan işlemleri kapsıyor. Ayrıca yurt dışındaki ailelerin gönderdiği havaleleri de içeriyor. Kısa vadeli hedef, döviz gelirlerinin doğrudan artırılmasını teşvik etmek ve bu geliri yaratanların kazançlarının önemli bir bölümünü dolar cinsinden tutabilmelerini sağlamak.
Daha geniş hedef ise ulusal üretimi artırmak, mal ve hizmet arzını iyileştirmek ve ileride güçlendirilmiş Küba pesosuna dönüş için koşullar yaratmak. Politika yapıcılar ihracatı teşvik etmeyi, ülkedeki mal arzını artırmayı ve hem ulusal üretimi hem de yabancı yatırımı büyütmeyi amaçlıyor. “Bozulmaların azaltılması” olarak tanımlanan bir diğer hedef ise gayri resmi ya da yasa dışı döviz piyasalarının ortadan kaldırılması.
Yeni düzenlemeler, yetkilendirilmiş ticari işletmelerin ve ihracat ya da ithal ikamesi faaliyetlerini destekleyen yerli tedarikçilerin uluslararası işlemlerde dolar ve diğer yabancı para birimlerini kullanmasına izin veriyor. Dolar kullanmasına izin verilenler arasında yetkilendirilmiş serbest çalışanlar, özel işletmeler, kooperatifler ve devlet işletmeleri bulunuyor.
Bu aktörler, ihracattan, çevrim içi satışlardan ve Mariel Özel Kalkınma Bölgesi üzerinden yapılan satışlardan elde ettikleri dolarları Küba bankalarına yatırabiliyor. Bankalar ayrıca döviz alım satımı yapanlardan satın alınan dolarları ve yurt dışından gelen havaleleri kabul edecek.
ABD dolarının fiilen ulusal para birimlerinden biri haline getirilmesi, kuzeydeki komşuyla bağımlılık ilişkisi çağrışımı nedeniyle birçok Kübalıyı tedirgin edebilir. Ancak bu adımın atılmış olması, ülkenin içinde bulunduğu durumun ne kadar acil olduğunu gösteriyor.
EKONOMİK FELÇ
Yeni bir dönemin işaretleri, Küba Komünist Partisi Merkez Komitesinin 13 Aralık’taki toplantısında alındı. Parti, Nisan 2026’da yapılması planlanan 9. Parti Kongresi’ni erteleme kararı aldı. Parti kongreleri, 2011’den bu yana genellikle beş yılda bir düzenleniyordu.
Kararı duyuran eski devlet başkanı ve parti lideri Raúl Castro, ülkenin tüm kaynaklarının ve Parti, Hükümet ve Devlet kadrolarının çaba ve enerjisinin mevcut sorunların çözümüne yöneltilmesi gerektiğini vurguladı. Castro, 2026 yılının mümkün olan en geniş ölçüde toparlanmaya ayrılması gerektiğini söyledi.
Benzer şekilde, bu ay tam oturum yapması beklenen Halk İktidarı Ulusal Meclisi, 18 Aralık’ta yalnızca bir günlüğüne ve çevrim içi olarak toplandı. 2024 yılında Meclis üyeleri toplam 24 gün süren iki yüz yüze oturum gerçekleştirmişti.
Bu değişikliği açıklayan bir yetkili, elektrik krizi, ekonominin mevcut durumu, çoklu virüs salgını ve sağlık alanındaki zorlukların Meclis çalışmalarını karmaşık hale getirdiğini, ayrıca kaynakların rasyonel kullanımının da bir sorun olduğunu ifade etti.
Komünist Parti Merkez Komitesinin 11. Genel Kurulu da 13 Aralık’ta yalnızca bir gün sürdü ve Havana dışında yaşayan üyeler toplantıya çevrim içi katıldı. Toplantının kapanışında konuşan Birinci Sekreter ve Devlet Başkanı Miguel Díaz Canel, özellikle şunları vurguladı:
“Üçüncü çeyrek sonunda gayrisafi yurt içi hasıla yüzde 4’ten fazla düşmüş durumda, enflasyon hızla yükseliyor, ekonomi kısmen felç olmuş halde, termik enerji üretimi kritik düzeyde, fiyatlar yüksekliğini koruyor, karneyle dağıtılan gıdaların teslimatları aksıyor ve tarım ile gıda sanayi üretimi halkın ihtiyaçlarını karşılamıyor. Ayrıca Kasırga Melissa’nın yol açtığı yıkıcı zararlar da söz konusu.
Donald Trump kısa süre önce bir Venezuela petrol tankerine korsanlarını göndererek, kargoyu utanmazca bir hırsız gibi ele geçirdi. Bu olay, küçük teknelere yönelik saldırılar ve kanıtlanmamış suçlamalarla 80’den fazla kişinin yargısız infaz edilmesiyle birlikte, barış bölgesi ilan edilmiş bir alanda benzeri görülmemiş bir askeri yığınakla yürütülen tehlikeli bir saldırı zincirinin son halkasıdır. Buna rağmen, biz gezegendeki en büyük emperyal gücün yalnızca 90 mil uzağında bir devrim gerçekleştirmiş ve onu altmış yılı aşkın süredir savunmuş bir halkın çocuklarıyız. Yalnızca bir devrimi savunan, o devrimin tarihinden güç alan kahraman bir halk, yıllardır yaşadıklarımıza dayanabilir.” ABD Barış Konseyi’nden Henry Lowendorf, People’s World’e yaptığı değerlendirmede ABD hükümetinin belirleyici rolüne dikkat çekti. ABD’nin altmış yılı aşkın süredir Küba devrimini ezmeye çalıştığını, şimdi ise Venezuela’ya karşı hızlanan savaşla birlikte Küba’nın tüm yaşamsal desteklerini kesmeye çalıştığını söyledi.
Bu karanlık tabloyu bir nebze olsun aydınlatan bir gelişme ise Kaliforniya’dan geldi. Küba basınının aktardığına göre, Los Angeles Küba’dan Elinizi Çekin Komitesi, Jacksonville üzerinden Küba’ya gönderilmek üzere bir milyon dolar değerinde tıbbi malzeme taşıyan 40 ayaklık bir konteyner sevkiyatı organize etti. Uluslararası Liman İşçileri Sendikası, Uluslararası Makineciler Birliği, Küresel Sağlık Ortakları ve Pan Amerikan Tıbbi Birliği bu çalışmaya katıldı.
Bu girişim, ABD içinde hem ablukanın halk üzerindeki yıkıcı etkilerini hafifletmek hem de ablukanın kalıcı olarak sona erdirilmesi için yürütülmesi gereken çok daha büyük bir çabanın küçük ama anlamlı bir örneğini oluşturuyor.
Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ




