yazılariktibasKapitalizmin en yüksek aşamasında yeni ham madde savaşları - Stanton Young

Kapitalizmin en yüksek aşamasında yeni ham madde savaşları – Stanton Young

Orjinal yazının kaynağıcommunistusa
alıntı yapılan kaynakevrensel.net

ABD’nin Çin karşısındaki düşüşü bir gerçektir, ancak ABD emperyalistleri, insanlığa maliyeti ne olursa olsun zirvede kalmak için ellerinden geleni yapacaklardır

Lenin, Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması adlı ünlü eserinde şöyle yazmıştır: “Finans kapital, yalnızca keşfedilmiş ham madde kaynaklarıyla değil, aynı zamanda potansiyel kaynaklarla da ilgilenir, çünkü günümüzdeki teknik gelişme son derece hızlıdır… Bu, maden arama, ham maddeleri işleme ve değerlendirmede yeni yöntemler bulma vb. için de geçerlidir. Dolayısıyla finans kapitalin etki alanlarını ve hatta fiili alanını genişletme çabası kaçınılmazdır.”

İşçilerin otomasyon ve aşırı bolluk dolu bir dünya planlayıp yaratma potansiyeli mevcut. Ancak kapitalizm var olduğu sürece, emperyalist akbabalar amansız kâr arayışlarında yalnızca barbarlık, savaş ve çevresel yıkım sunabilirler.

Teknolojinin geleceği, akıllı telefonlardan silahlara kadar her şey için olmazsa olmaz olan düzinelerce minerale bağlı. Yalnızca yapay zeka veri merkezleri, 2025 ila 2028 yılları arasında yılda 200 bin ton bakır gerektirebilir. ABD donanması sistemlerinin yüzde 91’i ve Savunma Bakanlığı silahlarının yüzde 78’i antimon, galyum, germanyum, tungsten ve tellür gibi kritik elementlere bağımlıdır.

Potansiyel kârlar muazzam. Bakır, 2024’te metrik ton başına 11 bin dolar gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Pentagon’un maden sözleşmeleri 2010’dan bu yana yılda yüzde 23 arttı. Kapitalistlerin ganimetlere olan merakı göz kamaştırıyor ve bu madenlerin ABD-Çin ticaret savaşında merkezi bir rol oynaması şaşırtıcı değil.

ABD emperyalizmi yetişmeye çalışıyor

“Kurtuluş Günü”nden sonra Çin, gelişmiş silah üretimi için hayati önem taşıyan yedi nadir toprak elementinin (NTE) ihracatını kısıtladı. Bu durum, Çin’in mineral üretiminde ne kadar baskın olduğunun farkına varan Amerikan askeri teşkilatını sarstı. Savunma Bakanlığının yakın zamanda yaptığı bir araştırma, 69 savunma malzemesi için 2.41 milyar dolarlık ve sivil üretim için 12 milyar dolarlık mineral açığı tespit etti.

Çin, nadir toprak elementlerinin (NTE) yüzde 70’ini çıkarmakta ve küresel rafineri kapasitesinin yüzde 91’ine sahiptir. Buna karşılık, ABD, 50 kritik mineralden 12’si için tamamen ithalata bağımlıdır ve 29’u için yüzde 50’den fazla ithalata bağımlıdır. Çin, bu minerallerin 29’u için dünyanın en büyük üreticisidir.

Galyum arzında yüzde 30’luk bir azalma, ABD’ye 602 milyar dolara, yani GSYİH’nin yüzde 2.2’sine mal olabilir. ABD, 2022 yılında grafit ihtiyacının yüzde 100’ünü ithal etti ve bu miktarın neredeyse üçte biri Çin’den geliyor. Pentagon, kritik mineral tedarik zincirlerinin yüzde 88’ini “Çin etkisine açık” olarak sınıflandırıyor.

Ucuz iş gücü ve daha yüksek kâr arayışındaki Amerikalı kapitalistler, ülkenin endüstriyel kapasitesini tükettiler. Örneğin, ABD 1950’lerde çinko işlemede dünya lideriydi. Şimdi ise sadece yüzde 6 üretirken, Çin yüzde 33 üretiyor. Amerika bir zamanlar en büyük uranyum üreticisiydi. Şimdi ise, bir kısmı Rusya’dan olmak üzere, tüm uranyum arzını ithal ediyor.

Küresel mineral savaşındaki kritik noktalar

ABD emperyalistleri kontrolü yeniden ele geçirmek için can atıyor ve maden zengini ülkeler hedef tahtasında. Örneğin, 30 Nisan’da, en çok kullanılan 120 endüstriyel mineralin 117’sine sahip olan Ukrayna ile bir maden anlaşması imzaladılar. Ancak bu minerallerin çoğu, Rusya’nın hak iddia ettiği ve işgal ettiği topraklarda bulunuyor.

Trump yönetimi, Ukrayna’nın umutsuzca başarısızlığa mahkum savaş çabaları için daha fazla silah ve para vaadinde bulundu ve ABD şirketlerine gelecekteki Ukrayna madencilik gelirlerinin yüzde 50’sini veren bir anlaşmayı güvence altına aldı. Başka bir deyişle, emperyalistler, sırf kazanç umuduyla anlamsız katliamı uzatıyorlar.

Diğer önemli noktalar arasında Grönland ve Kanada da yer alıyor; bu da Trump’ın Grönland’ı ilhak edip Kanada’yı 51. eyalet yapma çılgınlığını açıklıyor. Her ikisi de büyük nadir toprak elementi yataklarına sahip ve Kanada ikinci büyük uranyum üreticisi. Dünyanın en büyük uranyum tedarikçisi olan Kazakistan, ağırlıklı olarak Rusya ve Çin’e ihracat yapıyor.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), 29 yıldır bitmek bilmeyen bir şiddet, istikrarsızlık ve yağma döngüsünün pençesinde. Bu durum, büyük ölçüde emperyalizmin ülkenin zengin maden yataklarına duyduğu doymak bilmez susuzluğundan kaynaklanıyor. Washington, nisan ayında KDC ile Ruanda arasında sahte bir emperyalist “barış” anlaşması duyurdu. Bu anlaşma, en iyi ihtimalle kan dökülmeye başlamadan önce kısa bir ara verilmesiyle sonuçlanacak.

Aynı ay Trump, derin deniz madenciliğini teşvik eden bir kararname imzaladı ve deniz altı maden hakları konusunda anlaşmazlıklar çıkabilir. Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezinin de belirttiği gibi, “Derin denizde madencilik yarışı devam ediyor ve uluslararası sularda tartışmalı kaynaklar konusunda çatışma çıkması muhtemel.”

Bunların hiçbiri Amerikan emperyalizmi için kesin değil. Bu tür projeler büyük miktarda sermaye yatırımı gerektiriyor ve genellikle maden zenginliğinin yalnızca “Tahmin edildiği” ve doğrulanmadığı bölgelerde sıfırdan yeni madenler inşa etmeyi gerektiriyor. Grönland’da sert hava koşulları ve buzlu yüzeyler zorlukları artırıyor. ABD’de ise bir maden inşa etmek ortalama 29 yıl sürüyor.

Çin, rafineride hakimiyetini sürdürürken, ham maddelerini Avustralya, Hindistan, Tayland, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Myanmar’dan ithal etmeye devam ediyor. Myanmar da Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi, kısmen emperyalistlerin mineraller üzerindeki rekabeti nedeniyle iç savaşlarla boğuşuyor. Çin, Myanmar’da minerallere erişimini güvence altına almak için hem askeri diktatörlüğü hem de rakip gerilla gruplarını destekliyor.

ABD’nin Çin karşısındaki düşüşü bir gerçektir, ancak ABD emperyalistleri, insanlığa maliyeti ne olursa olsun zirvede kalmak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Çözüm emperyalistler arasında taraf tutmak değil

Çevresel sürdürülebilirliğin emperyalistlerin hesaplamalarında yer almaması şaşırtıcı değil. “Yeşil” enerji dönüşümünün ardındaki ikiyüzlülük de budur. On yıl önce, teknoloji milyarderleri iklim kurtarıcıları olarak selamlanıyordu. Ancak güvendikleri teknolojiler, çevreye zarar veren çıkarma süreçlerine dayanıyor.

Kanada’nın Ateş Çemberi’ni ele alalım; bakir bir bataklık ve orman olan ve hayati bir karbon yutağı görevi gören bu bölgenin altında 67 milyar dolarlık nadir toprak mineralleri yatıyor. Kapitalistler, onu kazıp atmosfere anlatılmaz miktarda karbon ve metan salmayı planlıyor.

Çevresel yıkım, dünya çapında kan dökülmesi ve ekonomik istikrarsızlık münferit sorunlar değildir. Bunlar, kapitalist sistemin ürünleridir; bu sistem, tüm ulusları emperyalist avcıların hedefi haline getirir. Çözüm, rakip emperyalistler arasında taraf tutmak değil, dünya kaynaklarının, insanlığın ve gezegenin çıkarları doğrultusunda işçi sınıfı tarafından demokratik olarak planlanıp kontrol edildiği sosyalist bir gelecek için mücadele etmektir.

Diğer yazıları

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Ermeniler, Aleviler, “Kılıç Artıkları” ve devlet – Yetvart Danzikyan

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat kendi sosyal medya hesabından...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

1 Mayıs ve Düşündürdükleri – Şener Elcil

Kıbrıslı emekçilerin 1958 yılında 1 Mayıs’ı ortak olarak kutlamalarının ardından, NATO’nun...

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

Canlı yayın