yaklaşımlarÖzkan YıkıcıPazar seherinden haftanın ağırlığı yorumlaması - Özkan Yıkıcı

Pazar seherinden haftanın ağırlığı yorumlaması – Özkan Yıkıcı

Bilmem, birkaç makale öncesi “ilgilendirmez” yazımı okudunuz mu. Orada çok önemli uyarılar da vardı. Konu ise direk TC meclisindeki olanlarla da kanıtlanıyordu. Eğitimdeki tarikat gerçeği hem de övülerek anlatıldı. Elbet her makalemin önemli gerçeği de vardı. K. Kıbrısın Türkiyeleşme kurumsallaşması da net biçimde epey mesafe aldı. Koltukçularımız artık ülkedeki olanlar konusunda dahi konuşmuyor. Muhalefet ise sadece Türkiyeye dokunmadan “hükümet” deyip kendinin koltuk bekleme sevdasıyla yanıp tutuşuyor. Tam da hafta içi Türkiyede tarikatlar konusu gergin tartışmalarla mecliste, birçok yerde tacizlerle başlayan suç çenetli yaşananlar gelişirken, K. Kıbrısta Vakıflar müdürü de görevden hem de “bakanlar kurulu kararıyla” alındı. Kimse sorgulamadı. Neden alındı bilgi ihdiyacı dahi olmadı. Hele de Benderin Erdoğan gerçeği dahi varken, üstelik pek de gündemleştirilmeden görevden alınma hikayesi, Türkiye gerçeğinin de bilinmeden açıklanması mümkün değildir.

Hafta deyişik havalarla geçti. Yağmurdan güneşe iklim karışımlı zamanla akıp sonlandı. Yılın son haftasına girmek üzereyiz. Geride kalan hafta elbet olayları ve sesizlik paradokslarla akıp sonlandı. Konuşulması gerekenler ise hiç konuşulmadı. Pazarın oluşan sesizlik çökertmesinde, adeta bunlar kafamdan gelip geçti. Türkiyede yaşananlar ile burada direk yansıyan tamamlayıclık, adeta nereye gelindiğinin son örnekleri olarak yaşamımıza eklendi.

Tekrar dokunalım: ilgilendirmez makalemi önemli olarak ihtiyaç üzerine yazdım. Türkiyede gelinen nokta, kaçınılmaz olarak buraya da yansıyor. Özellikle son dönemlerde artık tarikat eksenli devlet yapılanması epey yol aldı. Bu direk tarikatların kurduğu vakıf ve örgütlerle de yapılan protokollerle de hayata sokuldu. Sağlıktan eğitime her alanda bunlar imkar edilmezdir. Kıbrısta da ayni çizgide buluşuluyor. Kendine bakan diyn koltukçuların ilgili yapıların yaptıklarına tavır koyamadığı da öteki gerçek. Nitekim kuran kurslarından tutun, yurtlarda olanlar ve önemli şekilde vakıflar yapsında epey işler dönüyor.

  1. Kıbrısta bu konu hep tutuyor. Hem de direnmeden de kolayca yerleşiyor. Ta vaşından vakıflar alanındaki gelişmeleri, yeri geldikçe olanları eleştirdik. Ama, vakıfları dinsel olgularla geliştirilirken, din işleri dayresi gibi diyanet müftülük tipi kurumsallaşma da güçlendirildi. Dahası, bu yapılara hep Türkiyeden direk atamalar oldu. Gelenlerin de yaptıkları açıklamalar, yutulur cinsinden deyildi. Özellikle de kadınlar konusu epey tepki yaratması gerekirdi. Koltukcularımız hemen yasa demeleri gerekirken, sustular.

Sözü uzatmayalım: son Vakıflar genel müdürü görevden alındı. Gerçi imzalayanlar da bakanlar kurulu denilen teslimiyetçi organımızdı. Sorsanız, nedeni de söyleyemez derecede bilgisiz. Ama, talimat geldi, onlar da aldı. Önemli mesaj şu: Türkiyedeki tarikat mücadelesi buraya da direk uygulanma şekliyle devam ediyor. Çünkü ne yolsuzluk nede kötü idiyalar vardı. Fakat, özellikle yeni atanan Din işleri kişi sonrası bazı sancılar da oluyordu. Ama, Erdoğan gerçeği, Benderi yrinde tutuyor. Bizim rantçılar da bazen rahatsızdı. Alıştıkları yağmalamalarda bazen Bender engeline takılıyorlalrdı. Aslında başlangıçtan beri bizim kiler yağmalama TC kesimi ise özellikle AKP döneminde yeni hegemonya aracı olarak vakıfları hep kulandılar.

Görevden alma mı: kesin olan Türkiyedeki tarikat mücadelesinin adaya yansımasıdır. Zaten gerekçe açıklansa durum istenmese de ortaya çıkar. Fakat şansları, buradaki meclis muhalefetinin de konunun üstüne gitmemesidir. Net olan, AKP eksenli olsan da iç mücadelede sizin de göreviniz kolayca sonlanma gerçeği vardır. Hele son dönemki her bakanlıkta gelişen tarikat çelişkilerinin K. Kıbrısa yansımaması mümkün deyildir. Ama, buranın avantajı var: kimse sorgulamaz. Belli olan vakıflar hiayesini konuşurken, gerçeklerle konuşmanın önemi yeniden kanıtlanmasıdır. Türkiye gerçeği ve K. Kıbrısta gelinen aşama, artık tepkisiz dilenen dilediğini görevden alma zeminini oluşturdu. En kritik nokta UBP kendi başkanını dahi koruyamadan teslim olmasıdır. Atanan makamcıların hali ise ortada. Ama, Bender olayı ile de Türkiyeleşme sürecinde kimsenin yeri garanti deyildir. Bilmesek de tarikat grçekleri ahtapot gibi burayı da sarmasıdır.

Diğer yazıları

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...
4,421BeğenenlerBeğen
1,497TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
830AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Canlı yayın