yaklaşımlarÖzkan Yıkıcı1 Mayıs daha geride kalırken - Özkan Yıkıcı

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların seçenek karşıtları doldurması için fırsattır. Elbet, sistem sorgulaması olunca da lütfederek değil, resmen mücadele ile kazanılan 1 Mayıs’tan söz ediyoruz. Tabii mücadele ile kazanılan gün olunca da seçenek genişledikçe bu gün daha görkemli yaşatılır. Aksi takdirde gerileme olunca da daha siyasal, sönük geçmekten kurtulunamaz. Sonuçta senelerdir her 1 Mayıs, ezilenlerin meydanlarda güçleri oranında ve seçenek olup olmama çizgisinde kendilerini ifade ederek umutlarını yeşerttiği gündür. Bir anlamda 1 Mayıs, genel dünyadaki kapitalizme karşı sosyalist seçeneğin konumunu da anlamamıza yardımcı olacak bir zaman dilimidir.

Bu yıl da 1 Mayıs’ı yaşadık. Genel dünyanın en karanlık döneminde yürümeye devam edildiği koşullarda gün gelip çattı. Adeta sistem krizlerin bataklığında debelenip duruyor. Savaşlarla kendine nefes borusu açmaya, hakları gasbederek zengine servet aktarma hamleleri peş peşe gelip geçiyor. Hele de yaşadığımız coğrafyada ne ararsanız var: soykırım, saldırganlık savaşı, hiçbir kurala uymayan uygulamalar, iklimlerin imdat sinyali, uygarlık çöküşü ve haritalar değişirken daha da gericilikle seçenekleşmesi oluyordu. Faşist kazanımlar dünyada yükseliyor. İşçilerin haklarına saldırı her alanda tırmanıyor.

Elbet bunlar yaşanıyor da seçenek olarak karşıtların konumu da ses vermesi şart idi. 1 Mayıs’ı bu nedenle dünyamızın nerede ve nereye gittiğini daha somut anlama günüydü. Gelip geçti. 1 Mayıs’ta birçok ülkede meydanlar doldu. Enternasyonal en önemli dayanışma Filistin konusu ve yaşanmakta olan savaştı. Fakat acıdır, barış hareketleri eskisinden çok uzakta. Yine de faşizmin yükseldiği yerlerde daha sert eylemler de yapıldı. Bunu Latin Amerika veya Avrupa’daki yönetimde faşist kesimin olduğu ülkelerde gördük. İtalya’dan Arjantin’e 1 Mayıslar bundan dolayı daha coşkulu ve sert sloganlarla geçti.

Bazı ülkelerde ise sendikalar, kaybedilmekte olan hakların korunması merkezinde meydanlarda ses verdi. Tabii ki arada kendi ülkelerindeki savaş karşıtı tutumu da sergilediler. Yine de Türkiye bir başkaydı. Kendi rejim gerçeğinin aynası gibiydi 1 Mayıs. Tutuklamalar, engeller ve normal gösteriler birbirine karıştı. Yeniden sömürge tipi faşizmin veya demokrasinin kendisini yaşadık.

Türkiye’deki resim aslında genel gelinen kuralsızlık ile yetkinin mutlaklığı ilkesini hatırlatıyor. Anayasaya göre veya AİHM kararına rağmen hâlâ Taksim’de kutlama yapmayı devlet güçleri engelliyor. Derler ya, kanun veya hukuk kelimeli sohbetlere rağmen alınan en üst yargı kararına karşın hâlâ devlet açıkça hayır diyor. Kendi koyduğu uluslararası hukukun nasıl yok sayıldığı örneği İstanbul’da oldu. Bir yanda normal mitingler, öte yanda Taksim’e çıkıp katledilenleri anma hamlesine polis gücüyle engel ve yoğun tutuklama…

İşin kötüsü, bu uygulamalar normalleşti. Hep defalarca ezberletilen anayasa veya uluslararası hukuk laflarının adeta birer laf olduğu gerçeğini 1 Mayıs’ta yaşadık.

Kıbrıs’ta klasikleşen yönde bir tekrar oldu. Toplanma, ara bölgede konuşma ve eğlence. Söylenecek çok söz var ama yine birilerinin “beğenmiyor musunuz” demesine de fırsat vermeme adına sadece: bir klasik tekrar deyip burada bırakacağım.

Sonuçta: yeni 1 Mayıs’ı da yaşadık. Eskiye göre medyada fazla yer verilmedi. Fakat özellikle faşizmin olduğu veya 1 Mayıs’ın yasaklıktan çıktığı Amerika’da konu savaş ve şiddet olunca bir başka çıkışla yaşatıldı. Bu da olayın öteki yüzü. İngiltere’de ise enternasyonale uymama adına hafta başı konu gündemleşecek. Yine de tek bir sözle, 1 Mayıs bize ezilenlerin örgütlü olanaklı sesini verdi. Artık son savaş ve soykırımlarla insanlığın örgütsel seçeneğinin nerede olduğunu anladık. Hâlâ sınıfsal kazanımlı günün kutlanması ile meydanlara insanların çıkışı ise gelecek için hâlâ umudun olduğunu da işaret etmektedir. Yeni 1 Mayıslarda buluşmak umuduyla.

Diğer yazıları

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,968TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

“Βize Benzeyen Yabancılar” – Niyazi Kızılyürek

Bugünkü köşe yazımı Yorgos Frangos’un kitap tanıtımı etkinliğinde yaptığım...

Yaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği – Gözde Bedeloğlu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan...

1 Mayıs: 8 saat canımız ne isterse! – Kıvanç Eliaçık

Sendika bildirilerinde, miting konuşmalarında ve sosyal medya paylaşımlarında 1...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Canlı yayın