yaklaşımlarÖzkan YıkıcıAfganistan ile duygusal buluşma anı - Özkan Yıkcı

Afganistan ile duygusal buluşma anı – Özkan Yıkcı

Cumartesi sabahı, uykum kaçtı. Yatakta debindim. Yine de uyumak mümkün deyil. Sesizlik arada gelen köpek havlaması veya araba sesiyle bozuluyordu. Ayağa kalktım. Dolaptaki ilaçlarıma bakarken, yukardaki raflarda dağı nık haldeki kasetlerime el atım. Uyku kaçması nedeniyle, bir kaset alıp şöylesine hangi konuyla karşılaşacağım merakıyla birini aldım. Odama döndüm. Kaseti taktım. Birden otuzüç yıl öncesine kendimi taşıdım. Konu Afganistandı. Üstelik de BBC gazetecinin yaptığı önemli prokramla aktarılıyordu. Doğrusu, kasetlerim onca savrukluğa rağmen sesleri hala canlı. Sadece, Kısa dalga yayınından alındığı için, arada telsis sesleri veya gelip gitme yükseltileri yaşanıyordu.

Otuzüç yıl öncesine gidiyordum. Konu Afganistandı. Soveyetler çekildi. Cİhatcılara destek ise batılı ve islam ülkelerinden devam ediliyordu. Günümüz gerici karanlık önemli siyasal yapının tarihi Afganistaneda yazılıyordu. Olay Kabildeki kadınlardı. Kadınlarla adeta gelecek konusu konuşuluyordu. Kabilde kadınlar serbes geziyor, okullara gidiyor, işlerde çalışıyordu. Sinema gibi sanat faaliyetlerine de katılıyorlardı. Fakat, bu yaşam tarzının ne olacağı sorularla, adeta gelecek Afganistan beklentisi de yapılıyordu.

Kadınlar endişeliydi. Cihatcıların yaptıklarını duyuyorlardı. Kafa kesmeler, deri yüzmeler, klasik Amerikan natı destekli “demokrat” yapıların normal davranışıydı. Girilen bazı yerleşimlerde ise kadına sokağa çıkma yasakları dahi yapılıyordu. Kabiledeki kadınlar da endişeliydi. Tek moral kaynakları, Celalabatdaki direnişle cihatçıların kente girememesi oluyordu. Belki Kabile de giremezler umudu arada bir söyleniyordu. Ama, kadınlar korkuyordu. Kimisi kaçmayı, kimisi de direneceklerini söylerken de konuşma dili hep acımtraktı.

Tam onbeş dakika yeniden otuzbeş yıl öncesinin Kabil kadınlarını dinledim. Sonrası malum: Türkiyenin de sonradan en mükemmel itifakcısı olan özbek Raşit Dostum, cihatçılarla anlaşır. Dah önce Sovyetler yanlısı olup Kabilin de belirli yerlerini kontroluna verildiydi. Dostum Cİhatcılarla yaptığı anlaşma ile Kuzeğe çekilip orada hakim olup Kabili de Cihatcılara açıyordu.. Yetmezmiş gibi onbinlerce kadını zorla alıp çığlıklar altında kuzeğe getirdi. Bu tarihi dönüşüm ise günümüz Afganistanına dek gelindi.

Raşit Dostum özellikle Türkiyenin Afganistanda desteklediği liderdi. Sadece Sovyet işkali döneminde ona destek vermedi. Cihatcılarla itifakla Kabili teslim etikten sora Sosualdemokratlar dahil hepsi Dostuma destek verdiler. Aynen günümüzdeki gibi. Bu durum ise Türkiyenin Afganistan politikasını anlatmaya yetiyor.

Dostum sonradan hep kaypaklık yaptı. Talabanla uzlaşamayınca da Türkiyeğe kaştı. Ecevite Dostumun yaptıkları hatırlatılınca da çekinmeden “Dostum adı gibi bizim dostumuz” dedi. Bir anlamda kadım kasabı ve onları köle gibi kulanan Dostum kendine laik çevre diyenlerin dahi dostu oldu. Buda Emperyalist bağımlılığın basit uygulaması olarak tarihe geçti.***

Sabahleyin uyuyamadım. Eskiden kaydettiğim kasetlerden birini aldım. Beni daha genç dönemine getirdi. BBC ozaman daha net habercilik yapyordu. Hherkes Afganistann “zafer” şarhoşluğuna katılırken, ratyo gazetecisi bir konunun acı geleceğine parmak dokunuşu yapıyordu. Afganistandaki kadınlar. Öyle bir anlatı ki Kabil sokaklarında özgürce dolaşan, okula giden, konserlere katılan, okuyan ve seyahat eden kadınların yarınını kendilerinden aktarıyordu. Bu önemli bir örneklem haline gelmesi gerekirdi. Tüm batı cihatçıları Demokrat diye yutururken, cihatçıları dünyada yeni kulanım kontra siyasetine sokarken, Afkan kadınları şimdi söylense tahmin edilmeyen özgürlüklerini kayetme eşiğindeki feryatlarıydı.

Birden gözlerim daha da açıldı. Afkanlar enazından endilelerini belirti. Peki bizim burada göstere göstere fetvalarla, ders kitapları ve kriminal yaşamlarla gelmekte olanı kaçımız konuşmaya cesaret etme gücümüz var?

Diğer yazıları

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...
4,420BeğenenlerBeğen
1,497TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
830AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Canlı yayın