yaklaşımlarÖzkan YıkıcıOğul Petro yargıda - Özkan Yıkıcı

Oğul Petro yargıda – Özkan Yıkıcı

Şöylesine bir elinizi anlınıza koyun. Ufak ufak gözlerinizin önünden bazı olguları geçirin. K. Kıbrıs veya Türkiyede farketmez. Herhangibir makamcınının oğlu lveya yakını yolsuzluk veya rüşvet teklifine karşılık verdiği için tutuklanacağına ve yargılanacağına inanıyor gibi olurmusunuz? Brakın oğul veya eşi: kendileri dahi sayın deyince, birçok konu sayılıp da nasıl dokunulunmadığı bilgilerini peşpeşe filim şeridi gibi gözlerinizin önünden geçer. Kendisi veya evladı deyil, yakını ve yandaşa nasıl dokunulmadığı örneklerle dolu dolu örnekleri aklınıza getirmeniz güç değildir. Makamcının hem de makamdaki marifetleri peşpeşe sıralanma yarışına girerler. Bunlar normal olur. Daha kötüsü, bu çevrelerin yaptıklarını yazmak konuşmak dahi çoğu zaman risk. Kamuoyu ise alakadar olmaz. İleri gidip özlemlerini de belirtirler. Böyle bir çenberin içinde durup debeleniyoruz.

Neden böyle bir giriş yaptım: adı uyuşturucu, mafyalar, yolsuzluklarla dolu ve militarist yapıda olan bir ülke örneğine gelecem. Elbet başlıktaki gibi de Kolonbiya olacak. Kolonbiyanın devlet yapısı adeta mafya siyaset ve militarislik le özdeşleşti. Geçen yıl ise bunlara karşı olduğunu söyleyen eski solcu gerila Gustavo Petro başkan oldu.Seçimi kazanmasına karşın da öteki devlet kuruluşları onu hep sıkıştırmakla meşkuldu.

Petro, yine de bazı hamleler yaptı. Ülkede sol örgütlerle ateşkes ilanları yapıp anlaşmaya doğru görüşmeleri hızlandırdı. Mafyalarla mücadelelerde ömemlim yol aldı. Sol Latin Amerika çizgisine doğru oturtmaya çalıştı. Fakat, başta ordu ve sermaye, Petrodan rahatsız oluyordu.

Petro, başkanlığını yine de kararlı şekilde sürdürüp, B.M. toplantısında tarihi konuşmalarla sömürğü eşitsizliği direk açıklarken, kendi çizgisinde yol arayışlı yolculuğuna devam ediyordu. Tam da bu işleğiş sürerken, Kolonbiyadan önemli bir haber geldi. Petronun oğlu Mikolas Petro rüşvet almak ve yolsuzluktan dolayı tutuklandı. Bazıları başkan Petroyu bekler hale geldiler. Petro ise yaptığı açıklamada “savcılığın bağımsız olduğunu, kendisine güvendiğini ve yargının doğru işleyeceğine” olan inancını anlatıyordu.

Çok geçmeden olayın da özü ortaya çıktı. Nikolas Petro ülkedeki bazı uyuşturucu kesimlerinden rüşvet alıp, başkan olan babasıyla kendilerinin görüştürülmesini istediler. Petro başkan hiç çekinmeden kurtarma veya şudur budur demeden, olayın yargıda olduğunu belirtip korumaclıık yapmadı. Böyle bir olayın burada olduğunu düşünün: zaten ararsanız evlat deyil kendilerini bulacağınız birçok konuya raslarsınız. Bunlar kapatılır veya izin verilmez kuralıyla örtülür…

Kolonbiyadaki bu durum bana ister istemez birçok ilklerin denediği sol ülke yönetimlerini aklıma getirdi. Örneğin, Güney Korenin ilk solcu başkanı CUNK seçildiği zaman yolsuzlukla mücadeleğe önem verdi. Fırsatı kulanıp da avanta sağlamak isteyen kendi başbakanını dahi hapse gönderdi. En son, oğluna dahi acımadan yolsuzluktan mahkum olmasına engel olmadı.

Yukardaki örnekler ve özellikle son Kolonbiya yaşananı yeniden birçoğuna solun önemli siyasal duruşunu yeniden hatırlatması gerektiği için yazdım. Sol yönetimlerin kazandıkları yerlerde yolsuzlukla çürüyen siteme karşı mücadeleleri var. Kendi yakınları olsa da acımadıkları da örneklerle yaşatıldı. Kolonbiyada eski yönetimlerin nasıl mafyala kucak kucağa olduğu malumumdur. Hat da doksanlarda seçime giren sosyalist adayların kazanma olasılığı nedeniyle uyuşturucu mafyalarca öldürültdükleri deneğimi de vardır. Amerikanın Latin Amerika merkezlerinden olan ve ilk sol adaylı başkanlık deneğimi yaşayan Kolonbiya acı olsa da babanın oğulu koruma yerine savcılığa güvendiği sözleriyle herkese eşit durma tutumuyla yeniden sol siyasal duruşu da bize hatırlatı. Bu tür örneklerin, sevindirici olduğunu da belirtmek gerekir. Tabi bizim gibi neoliberal sömürgecilik sol fırsatı kulanan yapıda beklemek de hayal olacak düzeye dahi gelmediğinin örneklerini de ne yazık yaşadık.

Diğer yazıları

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...
4,412BeğenenlerBeğen
1,490TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
829AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Canlı yayın