yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYıldönümleri havuzundan seçkiler - Özkan Yıkıcı

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan… Önemli tarihî günlerin de yaşandığı güne rastlıyor. Konuşulacak önemli dersleri de var. Yirmi Üç Nisan, Kıbrıs için kapıların açılması yıldönümü olmaktadır. Yetmiş dört sonrası oluşan fiilî durum ile çizilen sınır gerçeği, ulaşıma da kaçak dışında yasaktı. Bundan yirmi üç yıl önce ise ansızın bir gece sabaha ulaşırken kapıların açıldığı bilgisiyle Kıbrıs yeni bir sürece sıçradı…

İkinci konu daha da önemli gibi: Çünkü olayın oluş şekli kadar resmî duruşu unutarak başta kendilerinin yüzleşmesini de engelleyen cinayettir. Sabahleyin yerel gazeteleri dinledim. Ön sayfalarda böyle bir yıldönümü yazılmadı. Altmış iki yılında Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan katledildi. Cumhuriyet gazetesi gazetecileri idi. Ne acı ki medya, kendinden olup yayımlayacakları haber nedeniyle resmen susturulan bu meslektaşlarını hatırlamaktan hep kaçtı. Cinayetin aydınlatılmasının peşinden koşan birkaç kişiydi. Oysa pek görülmeyen başka gelişme de o günlerde oldu: Türkiye Lefkoşa elçisi Dirvana, cinayet nedeniyle açıkladığı rapordan sonra istifa ediyordu. Ama şahsi medyamız nedense bu cinayetin üstüne hiç gitmedi…

Bu havuzdan şunu da bulmak mümkün: Türkiye’de meclisin ilanının da yüz altıncı yıl dönümü oluyor. Tabii ki en başta bir asrı geçen zamanda nereden nereye gelindiğinin sorusu da net yanıtlanarak değerlendirme yapılması da önemlidir. Meclis, Kurtuluş Savaşı vermek, iradenin padişahtan halka geçmesi amacıyla kuruldu. Bu konuda mücadele verildi. Türkiye devleti kuruldu. Ama onca yıl sonrası şu andaki Türkiye, resmî sorgulayıcı şekliyle karşımızda. Sanırım salt Silivri’deki yargılamayı biraz izlerseniz, yönetim şekli ile belediye operasyonlarını şöylece yakalarsanız ve uygulanan “şahsım devletli” idari biçimini biraz açarsanız nereden nereye sorusunu da sorgularsınız. Biraz daha genişletmek isterseniz Kemalizmin ne amaçlayıp nelerin gerçekleştiği sorgusunu da yapma kolaylığı olur. Yok, salt Uluslararası Çocuk Bayramı’yla sınırlarsanız olayın oluş ve amacıyla geleceğini yok sayarak yörüngede dolaşıp kalırsınız. Tıpkı K. Kıbrıs’ta taklitleşen şekliyle hem laiklik, Kemalizm lafı dersiniz hem de antilaiklik hamlelerle daha gerici karanlıkta iş birlikçi rolüne devam edilerek hayatı sürdürmek karmaşasında debelenip durulur.

Bugün Yirmi Üç Nisan… İki bin üç yılında Kıbrıs’ta “olmaz” denilen oluyordu. Daha doğrusu iç siyasal alanda konuşulmadan bir sabah erkenden insanlar kapıların açılacağını duydular. Oysa bunu daha önce söyleseler, kapıların ulaşıma açılması gerektiğini, iki kesimin de normal ilişki kurma insancıl koşulu vurgulansa resmî ideoloji tarafından afaroz edilmeye yetip artıyordu.

Hâlâ dün gibi aklımda. Sabahleyin saat sekiz buçukta Doçevle Almanya’nın sesini kısa dalgadan dinlemeye başladım. Rahmetli Murat Çelikkafa haberleri okumaya başlarken Kıbrıs’ta sınır kapılarının açılacağı haberini verdi. Konuyla alakalı o zamanın baş makamcısı Eroğlu ile dışişleri Tahsin’e konuyu sordu. Her ikisi de bugün olamayacağını, ancak hafta başı açılabileceğini belirttiler. Yapılması gereken düzenlemelerden söz ediyorlardı. Oysa aynı anda Lefkoşa’da Ledra Palace’ta insanlar toplandı. Sınırı geçmeye karşılıklı olarak başlanmıştı. İşte bizim makamcıların Kıbrıs konusundaki gelişmelerle alakalarının tarihî önemli kanıtıyla da yaşanan gün oldu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Bay Kemal’den Kemal Bey’e Gelirken — Özkan Yıkıcı

Karpaz gezintim sona erdi. Yazacak bazı olgular mutlaka vardır....

Pedro Sanchez Soruşturmaları Üzerine — Özkan Yıkıcı

Son dönemlerde dünya genel siyaset değişiminde hukuk, yeni bir...

Bu Bayram, Epey Isınarak Geçiyor — Özkan Yıkıcı

Önceki Kurban Bayramlarını da şöylesine aklımdan geçirdim. Elbet onlarda...

Irak’ın Çöllerinde Üs Denilirken — Özkan Yıkıcı

Nedense konuyu bir yerde bırakıp unutmak, normal davranış hâlinin...

Kurban Bayramı Öncesi: Öfke ve Gölgedeki “Kahraman” — Özkan Yıkıcı

Her yıl dini bayram öncesi bazı niyetler söylenir. Hayat...
4,487BeğenenlerBeğen
1,562TakipçilerTakip Et
3,957TakipçilerTakip Et
848AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ortadoğu’da Kurban Bayramı çok buruk geçti

Kıbrıs'ı da genellikle iki kıskaç içinde Ortadoğulu da sayanlar...

D-79 Talimatı – Taner Akçam

Ekte orijinalini de yayınladığım bir belge var.  “1- Askeri Mekteplerimize...

Varlık barışı ve uluslararası alanda gri liste riski — Tuncay Kapusuzoğlu

I- Yasal düzenleme  Varlık barışı düzenlemesini de içeren kanun teklifi, 21...

Fetih söylemi ve Gezi hakikati — Gözde Bedeloğlu

29 Mayıs, İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümüydü. Haliç’teki törende...

Emek hareketi ve barış — Serdar M. Değirmencioğlu

Savaş karşıtları Almanya’nın Hessen ve Bavyera eyaletlerinde gösteriler düzenlediler....

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...

Haydutluğun stratejik bağlamları — Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump’ın muhataplarına “Hadi oradan, densiz” dedirten...

Canlı yayın