yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYıla elveda çekerken - Özkan Yıkıcı

Yıla elveda çekerken – Özkan Yıkıcı

Bir yılın daha sonuna ulaştık. Artık kısa bir zaman kaldı. Daha sonrası, şu anda yaşadığımız sene, dünkü yıl hâline gelecektir. Tarihî önemi veya akılda kalan hatıralarla anılıp yerini alacak. Ama net olan, yaşanan bir yıl hâlinde geçtiğidir. Yaşanan olumsuzluklar nedeniyle çok önemli bir kesim, bu yılın bir an önce bitmesini diliyordu. Sanki yaşananlar, yıl tarihi ile özdeşleştiriliyordu. Yine de 2025 yılı epey kötü geçtiği anlaşılıyor. Ama sanki yılmışçasına algılanması ise hatalıdır. Takvim değişir de sıfırdan değil, kaldığı yerden devam eder. Değişen iki gerçek vardır: Takvim tarihi ve bizim bir yıl daha yaşlanmış olmamızdır.

İnsan bazen yaşamla özdeşleştirdiği ezberi, bizzat yaşadığı gerçeklerle de koparır. Bu da yılın zaman akışında net görünür. Sanki yıl başlar, biterken aynı zamanda da olanların batıp bitmesi gibi algılanır. Ararsanız, buna inanmasa da düşünsel ifadede kullanımına sık sık rastlarız.

Aynı duruma ben de düştüm. Bu yıl öyle kötü başlayıp bireysel olarak beni etkiledi ki “lanet yıl bitsin” dileklerimin olduğu dönemler de oldu. Gerçekten sağlık alanında kötü bir sene geçirdim. Özellikle de ilk altı ay, hatta dört ayı epey sancılıydı. Zaten okur, buna üç ay yazamamamla tanık olmuştu. Bir yandan kalpten başlayan, ciğere dek ulaşan hastalıklar; öte tarafta çökmüş sağlık sistemindeki hastane rezaletleri, beni sırat köprüsünden gelip geçiş noktasında epey terletti.

Devamında yakın çevremdeki sağlık sorunları da eklenince ister istemez, doğal refleksle yılın bitmesini dilediğim anlar da oldu. Hastalık gerçeği ve hastane rezaleti… Ben hep şunu gelen tanıdık hastalara da tekrarlıyordum: “Biz bu yanlışların düzeltilmesi için mücadele ettik. Fakat başaramadık.” Elbet çökmüş sistemin, çürüyen kurumsal gerçeğindeki insanlar da oradan oraya savruluyordu. Kimisi iyi niyetli olurken, kimisi de gerçekten tam aksi tutumlarla davranıyordu. Bir tanıdığın kızı benim hayatta kalmam için uğraşırken, erkek bir hemşire de hayatımda “faşistlerden” dahi duymadığım hakaretleri yaptı. Bunlar, sırat köprüsünde gidip gelirken aklıma çivi gibi kazıldı. Aynı çelişkiler hep yaşandı. Hatta iyileşmeden, kalp müdahalesi yapılmadan taburcu edilmem bile söz konusu oldu. Bereket tanıdık vardı da gerçekleri uyarıp benim bazı operasyonları geçirmeme yardımcı oldular.

***

Bir yılı tamamlıyoruz. Hiç uzağa gitmeyelim: Kendimizden başladığımızda dahi iyi olmadığı kesin. Genelde de sistemin krizleri çok yönlü sürerken, burada güllük gülistanlık olması mümkün değildir. Neoliberal ekonomi çökerken rıza dahi üretememektedir. Ekonomik finansman dalgalarına gıda krizleri de sık sık eşlik ediyordu. Eşitsizlikler daha da uçurumlaşıyordu. Uygarlık çöküşleri, iklim bozulmaları ve ekolojik felaketler doğal hâle geldi. Sistem kendini yeniden üretemedikçe faşizme bir başka hırsla sarılıyor. Faşizme eğilimler, devlet biçimine doğru kayıyor. Otoriterleşme, baskı mekanizmasıyla güçleniyor. Siyasal seçenekler de otoriterlik ve gericilik hâline sokuldu. Faşizm ve cihatçı iktidarlar normalleştirildi. Çöküş ile çürüme daha bir bataklıklarda dolaşır hâle geldi.

Buna Amerika’da Trump dönemi de eklenince işler siyasal bir kıvama sokuldu. Orta Doğu merkezli İsrail de olunca bölgemiz savaşın yayılma hızına girdi. Salt Gazze’deki soykırım değil; Lübnan’a saldırılar, Suriye’nin güneyine çöküş ve on iki haftalık İran savaşı da yaşanıyor.

***

Yıla elveda çekiyoruz. K. Kıbrıs da bir âlemdir. Örneğin skandallar yaşandı. Çoğu silinme aşamasında. Bangladeşlilerle somutlaşan insan kaçakçılığı ticareti mahkeme kapısına hâlâ gelmedi. Sahte diploma konuşulur gibi olsa da sanıklardan biri “647 diploma verdim” iddiası havada kaldı. Sadece on beşiyle uğraşılıyor. Reçete işi kim bilir hangi havada… Kara para, mafya tipi uygulamalar ise normal hâldedir. Bolca uyuşturucu kullanan yakalanır da baronlardan ses seda yoktur. Kaçakçılıkta araba da duyulur. Peşinden turistlerimize tetikçiler de eklendi. Etrafta konuşulan çok, belge de var ama resmî ekranlar boş.

Anlayacağınız, nereden bakarsanız bakın aynı. Seçim olur, çok söz edilir ama sonrası malum. Böyle bir yolculukla da sene tamamlanır. Yenisine geçilir. Geçilir de yeni yılda, var olanlar devam eder. Biz de bir yıl daha yaşlanırız.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist yeni dizaynda, Suriye gelişmeleri

Tekrar edelim: olayları tümüyle ele almadıkça, net gerçeğe ulaşmak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Suriye’de bir küçük üs ve bölgesel yeni düzen

İsrail Suriye’de Türkiye sınırına yaklaşık 70 km mesafedeki Ebu...

Ceren Ergenç yazdı: Çin kültürel hegemonyayı öğrenirken

Türkiye’nin bu yılki Oscar adayı açıklandığında tartışma filmin niteliğinden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist yeni dizaynda, Suriye gelişmeleri

Tekrar edelim: olayları tümüyle ele almadıkça, net gerçeğe ulaşmak...

Özge Güneş yazdı: Siyasal özne: Mücadele içinde, mücadeleler arasında

Siyasetin öznesi üzerine tartışmalar bugün yeniden yoğunlaşıyor. Türkiye’de siyaset, 12...

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Ertan Erol yazdı: ABD’nin yeni askeri stratejisi

ABD’nin eski adıyla savunma yeni adıyla Savaş Bakanı Pete...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Solomon’u öldürmedi… Orada yoktu… Ya 3 gün önce?”

Şener Levent soruyor: “Sen hangi cehennemden çıkıp geldin?” EA yanıt veriyor: “Yaşadığın...

Canlı yayın