yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYetersiz kalmanın gerçeklikler döngüsünde – Özkan Yıkıcı

Yetersiz kalmanın gerçeklikler döngüsünde – Özkan Yıkıcı

Yazıyı yazarken, 3  Mayıs günündeydim. Üstelik, aylar sonra, Lefkoşanın sıkışıklığından Karrpaza doğru geldim. İlk farklılık hava ortamında olurken, ikincisi de internet boyutunda belirli zaman ulaşamama ile karşılaştım. Gerçeklerin yetersizlik simgesine tam da uygundu. Devamında, 3  Mayıs özgür basın günüydü. Şöylesine medya dolaşımı da yaptım. İnternet zafiyeti nedeniyle ayni dolaşım ggeniş şekilde yapmamı da engeledi. Daha ilk adımdan, bana kuşkularla yetrsilzlik ikilemi getirdi. Öyle ya Sınır Tanımayan gazeteciler örgütünün raporuna bakınca, bana biraz eleştirisel yaklaşım   yapmamı getirdi. Hiç uzağa da gitmeye gerek yoktu….

Örgütün raporuna göre K. KIbrısta basın endeksi bir önceki yıla göre 1  derece ileriye gidildi. Ayni gelişme Türkiye için de geçerli. İnsan istemeden şöyle düşünmekten kaçamaz: ister Türkiye ister K. kIbrısta ne oldu ki iyileşme yönünde sıra etkilendi. Üstelik iyileşme bir yana gidrek artan deişik baskılar da yenilendi. Ama, hem de güvenilen örgütlerden biri olan Sınır Tanımayan gazeteciler örgütü Türkiye ve K. Kıbrıstaki liste yansıyışı, bir adım  iyleşmeyi işaret ediyordu.! Artan şideti ve enson camiye giriş şekli, yasağın önemini artırıyor. Ama, daha bir yasaklı otoriter uygulamalar tırmanırken, Türkiye de gerilerde olsa da 1  derece iyileşti!*****

Yetersiz bilgi ile resmi idolojik aygıt kuşatılmışlığın bir örneği de isviçredeki Cenevre de yapılan Kıbrıs görüşmelerinde yaşandı. Özellikle baskıları ile düşünlcelriyle eleştirilen resmi politikalar, ayni uygulamayı Kıbrıs sorununda yapınca, ayni karşılığı muhalefet ekseninde bulmama ikilemine de tanık olduk. Son dönemde Türkiyede konuyla alakalı bazı çıkışlar oldu. Ama, özellikle K. Kıbrıstaki meclis muhalefeti de Türkiyeye dokunmadan hükümete veriştirme sınırıyla hareket etmesi, onların da yetersiz bilgi ile konuya bakmalarına neden oldu. Bazı önemli doğru sözler de edenler elbet oldu. Örneğin İlhan Özgelin Hakan AKsayin prokramındaki Amerikanın son döneme dek Türkiye lehinde olma tesbiti önemliydi. Bunu örneklerle de belirti. Fakat, sonuçta K. Kıbrıstaki kesimler kendi gerçeklerini aktarmadıkça hep yetersizlikler yaşanmaya devam edilecektir. Bunu en son K. Kıbrıstaki saray seçiminde yaşadık. Önemli muhalif medya Tele 1 kesimlerinin büyük kısmının Ersin Tatarı desteklemeleri tesadüf deyildi. Ekrana çıkardıkları bazı “muhalif” gazetecilerin ise konunun özünü anlatmayıp “Kıbrıs demokrasisi ile Ersinin tehlikeli oluşunda” dolaşmaları da ilgili yanlış oluşumda önemli katgılar yaptı. Aslında Cenevrede resmen “çözümsüzlük çözümndürün AKP versyonu yazıldı”! Daha acısı ön sözün Akıncının önceki İsviçre macerasında başlanasıydı. Çavuşoğlu her iki toplantılarda elinde kanunla mehter marşı çalıp dua okuyordu….

Son olarak Birgün gazetesinde A. A. Da konuya deyindi. Olumlu denecek deyerlendirmeleri yaptı. Daha önemlisi Türkiye muhalefetine de dokundu. Elbet Atiladan K. Kıbrıs için ayni deyerlendirmeyi yapmasını beklemiyordum. Belli ki elinde hala yetersiz bilgiler vardı. K. Kıbrıslı aydınların “eğer aydınsalar” bu eksiklikleri gidermesi için konulara deyinmeleri gerekirdi. Nedense bu eksiklik K. Kıbrısta hala etkin. Konuyu hükümet muhalefet veya iki devletli federal klişelerle kısgaçta ısındırıyorlar. Oysa hep belirtiğim: baştan beri strateji beliydi ve onaylanıyordu. K. Kıbrıs yapılanması ile uluslararası kuruluşların pratik görmezliği bunun net işretleriydi.

Görüldüğü gibi iyi niyet ile yetersizlik yanyana gelince, başka gerçeklik oluşur. Gerçeklerin kaçınılmaz gerçekliğine ulaşmamıza yetmiyor. Basında olsun, Kıbrıs sorununda yaşananlar veya genel sistem oluşumunda hep  bir yerde boşluk oluşuyor. Yetersizlik sadece bilgilerde dyeil, örgütlenip engel olup deyiştirme boyutundaki eksiklik de oldukça yakıcı sonuçlara gelinmesine yardımcı olunuyor. Bunlar yaşamımızın birer gerçeğidir.

Ben tek tip düşünmeyi pek benimsemem. Öğrendiğim şekliyle de kuşkulu eleştirisel bakmayı da kabulendim. Bu listenin olumlu yönle bakacak olursak, dünyada öylesine kötü gelişmeler oldu ki K. Kıbrıs ile Türkiyede onca yeni engelemelere karşın, yine  de 1  adım yeni olumluluk olgusu oluştu. Bir anlamda kötüleşmeler içinde yine de iyleşme yaşanma paradokslu tuhaf düşünce de normal gelebilir. İkinci yön ise özellikle K. Kıbrısta şu önemli hastalık adeta kültürleşip davranış haline geldi. Olanları deyil de sankilerle anlatılarla, veri sunmalarla buradaki gerçeklerin tam anlatılmasında önemli duvar haline getirildi. Nitekim, onca net gerçekleri yazamama veya sınırlanan çebnberle, demokrasi övgüleri oldu ki sonuçta sanki yaşanmayıp da yaşanan çağdaşlıkla anlatılarımız oldukça boldur. Basın için dahi ayni termilonoji sık sık vurgulanmaktadır. Sömürgesel sınırlarla ve gerçeklerin yazılmaması için “şimdi zamanı deyil” sığıntılrı adeta normal kabul haline geldi.

Derecelendirmede bu tip yanlışların da olanın aktarılmasındaki engel olduğu düşüncesi de kabul görülen bazı yerler vardır. Tıpkı, Kıbrıs sorununu Brükselde anlatmaya giden tüm vekilerin resmi idolojiyi deişik savunularla sorunun temeliymiş gibi söylemeleri gibi. Deyişmeyen gerçek ile kuşku şu: Türkiyede ve K. KIbrısta, ileriye yönelik hangi önemli adımlar atıldı ki iyileşme yönünde ilerleme oldu? Bu soruyu sormak önemlidir. Yetersizlikler aşılarak daha gerçekli olmamız önemlidir. Oysa Amiral denilen medya dahi çalışanlar hakında oldukça önemli olumsuzluklar gerçekleşti. Ama  yine de sistemle uyumlu çizgideki muhalif kesim dahi bu tabloyla övünme bulmanın kolaylığına sarıldı. Tıpkı Cenevre son görüşmelerindeki gelişmeler gibi… Olanlar deyil, herkesin duruşuna göre algı üretilerek konu aktarıldı.

Son bir önemli nokta: Türkiye de basın özgürlüğünde 1  adım ileriye geçti. Tamda bu raporla Özgür Basın günü ekranlarda dolaşırken, yeni kararla, gazetecilerin olaylar sürecinde resim çekmeleri, konuşmaları kaydetmeleri yasaklanıyordu. Bir anlamda, devltin dehşetlerini haber yapmanın yasaklanma şekliydi.

Diğer yazıları

Hançer! – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs’ta tuhaf ama net olan bir tutum geliştirildi. Devamında...

Direniş ve dersleri ile Bolivya kaynıyor – Özkan Yıkıcı

Son günlerde bizim genelde medya dokunmasa dahi Latin Amerika...

Mayıs Havamız Limoni – Özkan Yıkıcı

Tıpkı Mayıs ayı gelişmeleri gibi havamız da uyumlaştı. Sıcak...

Çin-Amerikan Zirvesinden Görülen Bazı Durumlar – Özkan Yıkıcı

Dünya bir haftadır Ping ve Trump’ın zirvesini konuşuyor. Tabii...

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...
4,453BeğenenlerBeğen
1,537TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
843AboneAbone Ol

Son eklenenler

Enerji sektöründe stratejik kamulaştırma — Mahir Ulutaş

Türkiye enerji sektörü, on yıllardır sürdürülen piyasalaştırma ve özelleştirme dayatmaları neticesinde...

Dünya Sağlık İstatistikleri 2026 — Bayazıt İlhan

Geçtiğimiz hafta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Dünya Sağlık İstatistikleri 2026 raporunu yayımladı....

Suudili ACWA’ya muafiyetler — K. Bülent Ongun

Suudi Arabistan ile Ankara arasında imzalanan ACWA şirketinin enerji...

Topyekûn vatan savunması — Murat Çakır

Hafta başında Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt hükümetinin “Nüfus...

Kurban edilen bölgeler — Ecehan Balta

Kapitalizm bazı coğrafyaları sadece sömürmez; onları gözden çıkarır. Belli...

Rüzgar sağdan sert esiyor — Ali Şahverdi

Sachsen-Anhalt eyalet seçimleri 6 Eylül'de yapılacak. Seçimlere dört ay...

Köroğlu Sovyetlerde nasıl popülerleşti? — Kavel Alpaslan

Bolu Beyi’ne karşı verdiği mücadelesiyle hepimiz Köroğlu efsanesini gayet...

Suriye Kürtlerine ne oldu? — Hediye Levent

Suriye bir süredir İran savaşının gölgesinde kaldı ancak aynı...

Canlı yayın