iktibasGözde BedeloğluYaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği - Gözde Bedeloğlu

Yaşam mücadelesi > nüfus mühendisliği – Gözde Bedeloğlu

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan 2 Mayıs tarihli genelgeye göre 2026-2035 dönemi “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edildi. Doğurganlık hızının tarihin en düşük seviyesine gerilediği belirtilerek nüfus yapısındaki değişimlerin “varoluşsal bir boyuta” ulaştığı savunuluyor. Temel amaç, gerileyen doğurganlık hızını artırmak ve geleneksel aile yapısını korumak olarak belirlenmiş. Bu doğrultuda, önümüzdeki on yıl boyunca gençler evliliğe teşvik edilip, çok çocuklu aileler desteklenecekmiş. Ayrıca aileyi ve nüfusu olumsuz etkilediği söylenen “cinsiyetsizleştirme akımı, zararlı alışkanlık ve bağımlılıklar” ile de mücadele edilecekmiş. LGBTİ+ bireyler kriminalize edilip ayrımcılığa uğramaya devam edecek yani. Bunların hepsi kulağımıza tanıdık geldi diyecek olursanız haklısınız. İktidar, 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesi sebebiyle benzer bir motivasyon ve hedefle çeşitli çalışmalar yürütmüştü. Ancak veriler başarı sağlanamadığını gösteriyor. TÜİK’e göre “2025 Aile Yılı”nda evlenme sayıları azalırken, boşanan çiftlerin sayısında ise artış olmuş. Ortalama evlenme yaşı da, 2024’e bakıldığında erkek ve kadınlarda yükselmiş. 2001 yılında 91 bin bandında olan boşanma sayısı, 2025 yılı itibarıyla 193 bini aşarak tarihi bir rekor kırmış. İletişimsizlik, ekonomik kriz ve ekonomik şiddet ilk sıralara yerleşen ayrılık nedenleri olmuş. İktidar, 2025 yılında başarı sağlayamadığı programı önümüzdeki on yıla yaymaya karar vermiş görünüyor.

Dün, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’na katılan Erdoğan, yıllar önce “en az üç çocuk” diyerek yaklaşan tehlikeye dikkat çektiğini ve gelinen noktada haklılığının ispat edilmiş olduğunu söyledi.

Yani insanlar, Erdoğan’ın uyarılarına kulak asmadı ve nüfusumuz yaşlandı. Durum bu kadar basit olsaydı, çözümü için on yıllık plan yapmaya gerek olmazdı değil mi? Zaten, “en az üç çocuk” hedefinin neden başarılı olamayacağını da yine yıllar önce kadın örgütleri, ekonomistler ve hukukçular tane tane anlatmıştı. Geçim sıkıntısı ve ekonomik istikrarsızlık üzerinde en çok durulan eleştiri konuları olmuştu. Her şeyden önce doğacak çocuklara bir gelecek vadedilmesi gerekiyor. İş, aş ve nitelikli eğitime ulaşabilecekler mi? Aileler çocuk bakım masraflarını karşılayabilecek ekonomik güce sahip mi?

Devlet, ücretsiz kreş, okulda bir öğün beslenme gibi çocukların temel ihtiyaçlarıyla ilgili anne babalara destek olacak altyapıyı hazırlamış mı? Kadının vücudunu bir nüfus politikasının aracı haline getirerek bedeni üzerinde tahakküm kurmak ve doğuracağı çocuk sayısına karar vermek hangi demokratik yönetim anlayışında var?

Bir ülkenin gücünün, sadece nüfusun “çokluğu” ile değil, o nüfusun ne kadar iyi eğitimli, sağlıklı ve üretken olduğu (nüfusun niteliği) ile ölçülmesi gerekir. Devlet bunca yıl, çocuk sayısına karışmak yerine mevcut çocukların güvenliğini, eğitim kalitesini ve ailelerin ekonomik refahını sağlamaya odaklanmış olsaydı, nüfusunun azalması ya da yaşlanması konusunda bu denli kaygılı olmazdı. Günün sonunda, sorunun sadece “çocuk doğurun” demekle çözülemeyeceğini söyleyenler haklı çıkmış oldu. Hükümet, 2026 yılında yuva kuracak gençlere desteği 150 bin liradan 200-250 bin liraya yükseltmenin yanında, talep ettikleri üç çocuk için nitelikli eğitim, sağlıklı ve güvenli bir çevre- nin inşasına da bir an önce başlasa çok iyi olur. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek desteği vermekle ve eğitim kılıfı altında yürütülen çocuk işçiliğinin sonlandırılmasıyla işe başlanabilir. Bir milletin gücü en önce çocuklarını yaşatabilmesinde gizlidir.

İsmail Arı’ya not: 42 gün oldu… Dostların olarak aklımız gönlümüz hep seninle. Haberlerini, güler yüzünü çok özledik. Kavuşmayı dört gözle bekliyoruz. Sevgiler…  


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Gözde Bedeloğlu yazdı: Atı Üsküdar’dan geçirmeyen kadın

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık her iki Üsküdarlı’dan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta Turanlı’ya aktarılacak 19 milyon euroyu Türkiye halkı ödeyecek!

Kuzey Kıbrıs’ta Ercan Havalimanı’nın işletmesini elinde bulunduran T&T şirketinin...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Peki ya görüntü olmasaydı?

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde, bir gencin elinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
918AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Canlı yayın