yaklaşımlarRasıh KeskinerYalakalık ve dalkavukluk üzerine…. – Rasıh Keskiner

Yalakalık ve dalkavukluk üzerine…. – Rasıh Keskiner

Gündemimizi meşgul etmesi nedeniyle yalakalık ve dalkavukluk üzerine arşivlerden birşeyler toparlamak istedim bu hafta.

Üç günlük bu kısacık yaşam süresince insanoğlunun bu yalakalığı niye?

Bu konuda bakın neler söylenmektedir:

Bir “adam”ın önce omurgası olmalı…

Karaciğer, mide, kalp, kaslar, eklemler ve öteki tüm falan filan organlar bu omurganın çevresinde ve ona tutunarak oluşmalı…

Mide denen o aç gözlü uzva iki çörek daha fazla girsin diye, öne arkaya eğilip, sağa sola yalpalamamalı “adam”…

Dili dokuz boğum, beyni nedenselliğin hizmetinde ve düşüncesi aydınlık bir düzlemde gelişip, serpilmeli…

Adam, midesinden düşünüp, ileriye dönük hesaplarının terkisinde geviş getirmemeli…

Gerçek bir adam alkışsız, pohpohsuz yaşamayı bilebilmeli…

Yalakasız ve şakşaksız adım atabilmeli…

Kuşkusuz ve korkusuz dimdik durabilmeli…

Gözlerini insanlardan kaçırarak değil; şefkatli, sevecen bakışları ile insanlığı kucaklayarak bakabilmeli…

Adam, insan olabilmeli…

İnsan, adam olabilmeli…

Güvenilir, sağlam, omurgalı, yürekli, mert ve yiğit bir adam!..

İnsani değerlerle vitrinini süsleyerek insanlara kazık atmanın hesaplarını yapan bir adam müsveddesi değil; insanlığa hizmet etmek için [özveri ile ve gürültü yapmadan] didinip duran gerçek bir adam… Olmalı!.. Olabilmeli…

Evet, insanlar bu nitelikteki adamlardan oluşmalı…

Politika, temiz, dürüst ve erdemli insanların sıradan, olağan ve yalın bir meşgalesi olmalı…

Bilmem ne başkanı ile, sokaktaki adamın hiçbir bakımdan, hiçbir yerde ve hiçbir zaman bir farkı olmamalı; bulunmamalı…

Yalakalık yanında onurlu bir insane ve giderek toplum yaşamını zehirleyem bir diğer hastalık da dalkavukluktur.

Kişi; iki yüzlü, bol keseden övücü, kurnaz, entrikacı, çıkarcı, aldatıcı, çıkarı gerektirdiğinde arabozucu, ya da arabulucu ise; göze girmek için yapamayacağı hiçbir şey yoksa bal gibi dalkavuktur.

Dalkavuklar, tüm güç sahiplerinin çevresini kuşatan kuşaktırlar. Servet, şöhret, yetki sahipleri, dalkavuklardan nasiplerini alırlar. Dalkavuklar, tüm güç sahiplerinin gururlarını okşayarak; onları zorlamadan, kendi kişisel çıkarlarını gerçekleştirmeye onları isteklendirirler.

Dalkavuk çemberi esnektir. Güç sahiplerinin tutumuna göre çember, güç sahibine yaklaşır uzaklaşır.

Dalkavukluk kavun gibi kokmadığından önceden fark edilemez. Zamanla foya meydana çıkınca iş işten geçmiş, dalkavuk atı almışsa Üsküdarı çoktan aşmıştır.

Tanzimat’tan önce Osmanlı’da dalkavuklar; kahyaları, Nizamnameleri -Tüzükleri- ve narhları -belirli fiyatları- olan bir esnaf zümresiydi. Bedeli ödenen dalkavuğa her türlü hakaret edilebilir, canı yakılabilirdi.

Topkapı Sarayı arşivinde bulunan bir belgedeki bazı narhlar şöyle:

Dalkavuğun yüzünü tokatlamak, -tokat başına- 30 Para

Yüzüne mürekkep veya kömür ile kara çalmak 37 Para

Çıplak başına tokat atmak, -tokat başına- 45 Para

Dalkavukluk en eski mesleklerden biridir, hem de hiç eskimeyen bir meslekir. Zaman geçse de, meslek itibarını artırarak devam ediyor.

Vaktiyle padişahın biri dalkavuk aramaktadır. Ahaliye duyurulur. Ülkenin dört bir yanından dalkavuk olmak için insanlar gelir ve Padişah bunları tek tek huzurunda sınava almaktadır. Sonrası şöyle gelişir:

– Gel bakalım! Demek sen dalkavuksun öyle mi?

– Evet padişahım.

– Ama sen hiç de dalkavuğa benzemiyorsun.

– Olur mu padişahım. Ben dalkavuğum âlâsıyım. Ben…

– Çık dışarı. Öteki gelsin.

– Demek sen dalkavuksun.

– Evet padişahım.

– Ama sen hiç dalkavuğa benzemiyorsun.

– Hayır padişahım ben tam bir dalkavuğum. Bakın…

– Çık dışarı.

Bu konuşmalar benzeri minval üzere tekrarlanır. Derken içeriye son dalkavuk adayı girer.

– Gel bakalım. Demek sen dalkavuksun.

– Evet padişahım.

– Ama sen hiç dalkavuğa benzemiyorsun.

– Öyledir padişahım. Ben hiç dalkavuğa benzemem.

– Dur bakayım yahu. Sen biraz dalkavuğa benziyorsun.

– Öyledir padişahım. Ben biraz dalkavuğa benzerim.

-Tamam, işe alındın!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nereye doğru gidiliyor? – Rasıh Keskiner

Uzun bir süreden beri özellikle sol çevreler sürekli Kıbrıs’ın...

Araplaştırma projesi – Rasıh Keskiner

Hep gündemde olan ve defalarca gündeme getirdiğimiz istirdat projesi...

Rejime teslim olmayanlar yaşıyor – Rasıh Keskiner

Doğal olarak her canlı doğar, yaşar veya yaşadığını sanır...

Ömür biter bu sevda bitmez! – Rasıh Keskiner

Bütün dünyayı bütün insanlığı tehdit eden, evlere kapatan yüzbinlerce...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
925AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Libya-Türkiya İlişgileri Neçün Gıprız İçün Önemlidir?

Libya 2011 yılında Kaddafi'nin devrilmesinden soğra do'u ve batı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Vijay Prashad yazdı: Fidel Castro’nun bize kazandırdıkları

Ben Fidel Castro’yu ilk kez 1983 yılında, Hindistan’da düzenlenen...

Aras Coşkuntuncel yazdı: ABD’de yükselen gözetim araçları kırıcılığı

ABD’de her sokağa yerleştirilmeye çalışılan gözetleme kameralarını bireysel ya...

Fehim Taştekin yazdı: Türkiye’nin üzerine alınmadığı düşmanlık!

İsrail’e düşman bir Suriye’de Türkiye’nin Şam’a karşı güçlere kalkan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...

Canlı yayın