yazılariktibasWashington Bolivya'yı istikrarsızlaştırdı, şimdi de ganimelini istiyor — Gary Wilson

Washington Bolivya’yı istikrarsızlaştırdı, şimdi de ganimelini istiyor — Gary Wilson

Grevin arkasındaki sınıfsal mesele, krizin bedelini kim ödeyecek sorusudur. İşçiler, Yerli halklar ve yoksul topluluklar mı, yoksa zenginler, bankalar, toprak ağaları ve ithalatçılar mı?

Orjinal yazının kaynağıstruggle-la-lucha.org
alıntı yapılan kaynakbirgun.net
Kategori:

19 Mayıs’ta Bolivya hükümeti, cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’a karşı süresiz genel greve giren madenciler, öğretmenler, ulaşım ve sağlık çalışanları dahil işçileri, Yerli halkları ve yoksul toplulukları hedef alarak ülkenin en büyük işçi federasyonunun başkanını terörle suçladı. Başsavcı Roger Mariaca, Bolivya İşçi Konfederasyonu’nun (COB) genel sekreteri Mario Argollo’nun suç işlemeye alenen tahrik ve terör gerekçesiyle yargılandığını doğruladı. Argollo, “Başlattığımız mücadelede bizi kıramayacaklar” diyerek hükümetin hareketi susturmaya çalıştığını söyledi. 16 Mayıs’tan bu yana en az dört protestocu hayatını kaybetti; gözaltı sayısı 127’yi geçti. Grev yine de sürüyor: En az 67 karayolu hâlâ kapalı, devlete ait petrol şirketi YPFB yakıt tankerlerinin hareket edememesi nedeniyle belediyelere gaz tedarikini askıya aldı.

Paz, Sosyalizme Doğru Hareket’in (MAS) bölünmesi ve Morales’in seçime sokulmamasının ardından Ekim 2025’te cumhurbaşkanı seçilmişti. Bolivya’nın Yerli, işçi ve koka yetiştiricisi hareketlerinde köklenen MAS, Evo Morales’i 2005’te iktidara taşımış ve yaklaşık yirmi yıl boyunca iktidarda kalmıştı. Paz, yıllar süren ABD yaptırımları, yardım kesintileri ve uyuşturucu ile mücadele baskısının Bolivya ekonomisini, yakıt tedarikini ve kaynaklarını savunma kapasitesini sarmasının ardından göreve geldi. Washington, ABD Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi’ni (DEA) Morales ve Bolivya’nın koka yetiştirilen bölgelerine karşı bir silah olarak kullandı. 2019’da ordu istifasını talep edince Morales görevden uzaklaştırıldı; Trump darbeyi alkışladı.

Washington Bolivya’yı istikrarsızlaştırdı, şimdi de ganimeti istiyor.

Bolivya, stratejik kaynaklar açısından Güney Amerika’nın en zengin ülkelerinden biri: lityum, kalay, gümüş, çinko, kurşun, bakır, antimon, tungsten, doğal gaz, ormanlar ve su. Oligarşi bu kaynakları ve Yerli topraklarını bankalara, tarım şirketlerine, madencilik firmalarına ve emperyalist sermayeye peşkeş çekmek istiyor. 1720 Sayılı Yasa bu büyük planın bir parçası.

Mevcut mücadele dalgası Nisan’da çıkarılan bu yasayla başladı. Yerli topluluklar bunu toprak gaspına yol açacak bir gelişme olarak gördü. Hareketin yayılmasının nedeni, yıllardır süren ABD’nin ekonomik savaşı ve Paz hükümetinin kemer sıkma politikasının, yakıt kıtlığı, artan fiyatlar, düşük ücretler ve özelleştirme tehditleri yoluyla işçileri ve yoksul toplulukları zaten vurmuş olmasıydı.

Bolivya bir zamanlar doğal gaz ihraç ederek döviz kazanıyordu. Ancak ABD yaptırımları, ticaret cezaları, uyuşturucu savaşı baskısı ve 2019 darbesine verilen destek, ülkenin kaynaklarını savunma, üretime yatırım yapma ve yakıt arzını denetleme kapasitesini zayıflattı. Düşen gaz üretimi ve döviz sıkışıklığı Bolivya’yı ithal dizel ve benzine bağımlı kıldı. Üstüne bir de ABD’nin İran’a karşı savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın ablukası her yakıt sevkiyatını daha da pahalılaştırarak krizi derinleştirdi.

Paz ve Bolivya’nın zenginleri krizi, işçilerin ve Yerli toplulukların üzerine yıktı. İlk yasama adımı büyük servetlerin vergilendirilmesini kaldırmak oldu. Yakıt fiyatları iki katına çıktı, ücretler geride kaldı, varlıklılar ise nefes aldı.

Grevin arkasındaki sınıfsal mesele tam da budur: Bu krizin bedelini kim ödeyecek: işçiler, Yerli halklar ve yoksul topluluklar mı, yoksa zenginler, bankalar, toprak ağaları ve ithalatçılar mı?

BARİKATLAR, GREVLER KİTLE MÜCADELESİNİN ARAÇLARIDIR

13 Mayıs’ta Paz, 1720 Sayılı yasayı yürürlükten kaldırdı. Ancak Temsilciler Meclisi aynı amacı taşıyan yeni bir yasa hazırlayacağını duyurdu. Protestocular bu adımı manevra olarak değerlendirip Paz’ın istifası talebinden vazgeçmedi.

Paz yönetimi isyanın sorumluluğunu Evo Morales’e yıkmaya çalıştı. Morales bunu reddetti; ortada “karanlık planlar” değil, “iş insanlarını, bankaları ve tarım şirketlerini kollarken yalan söylemekten bıkmış bir ülke” olduğunu söyledi. Yetkililer ayrıca Morales hakkında siyasi güdümlü bir davada yakalama kararı çıkardı.

Mesaj çok açık: Paz hükümeti işçi ve Yerli direncini terörle özdeşleştirmeye çalışıyor. Oysa barikatlar, grevler ve sendika örgütlenmesi kitle mücadelesinin araçlarıdır.

WASHINGTON, IMF VE BASKI

Washington ile bölgedeki Trump yanlısı hükümetler hızla Paz’ın yanında saf tuttu. Arjantin, Şili, Kosta Rika, Ekvador, Guatemala, Panama, Paraguay ve Peru ortak bir açıklama yayımlayarak Paz’a destek verdi. Büyük çoğunluğu, Latin Amerika’yı emperyalizm adına denetlemek üzere kurulan ABD liderliğindeki sağcı hükümetler bloka, Trump’ın “Amerika Kalkanı” ağına bağlılar.

19 Mayıs itibarıyla bir IMF heyeti La Paz’daydı; Fon’un beş yıldaki ilk kredisinin koşullarını müzakere ediyordu. Terör suçlamalarının öte yüzü de buydu. İşçi liderlerine hapis tehdidi savurulurken IMF’nin bir sonraki kemer sıkma turunu müzakere etmesi.

İşte bu yüzden Paz hükümeti terör suçlamalarına başvuruyor. Bu suçlamaları, grevi kırmak için; savcıları, polisi, askerleri ve cezaevlerini zenginlerin, bankaların, toprak sahiplerinin ve Washington’un hizmetine sokmak için bir silah olarak kullanıyor. Amaç, yolları trafiğe açmak, barikatları kaldırmak, sendikaları çökertmek ve akaryakıt zamlarını, özelleştirmeleri ve toprak gaspını dayatmaktır. Bolivya’nın işçileri ve Yerli halkları ise kapitalizm ve emperyalizmin yarattığı bu krizin bedelini ödemeyi reddediyorlar.

Struggle La Lucha’dan kısaltılarak çevrilmiştir. 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Ayşe Hür yazdı: Türkiye’nin NATO üyeliğinin gecikmesinde Mısır ve İsrail Faktörü

Resmi anlatının aksine, Türkiye’nin NATO üyesi olması için hevesli...

Vadim Kamenka yazdı: Avrupa’nın önceliği değişti: Refahın yerini silahlanma aldı

Cenevre’de, Milletler Sarayı’nın Konsey Salonu girişinin üzerinde Britanyalı Lord...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Minas Stilianu yazdı: Kıbrıslı Rum Reddiyeciliği: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşundan 1974’e Kadar

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960 yılında kurulması, Kıbrıs tarihinin en önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Yusuf Karadaş yazdı: NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!

Toplumcu edebiyatımızın önemli isimlerinden Adnan Özyalçıner, bir öykü kitabına...

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Canlı yayın