Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluTek bildiğim, hiçbir şey bilmediğim: Arzu Tramvayı - Levent Atikoğlu

Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğim: Arzu Tramvayı – Levent Atikoğlu

Bilmenin mutsuzluk getireceğini, çok bilmenin hüsrana uğratacağını, bilgiyi pratiğe dökmenin de zarar vereceğini aşamalarından geçerek anlama sersemliği üzerinedir bu yazı… Sert ve fevri kararlar alıp, değişime yol açınca, yan etkilerini yaşatan bir vertigo hapından kurtulmak gibi geliyor kararsızlığı karara dönüştürmek… Keskin kararlara dönüştürmek kafeini yudumlamak gibi: yasal bir uyuşturucu olan kafein, yasallığının ona verdiği yetkiye dayanarak döndürüyor başını bilenin; bilmeyen de baş uyuşukluğu yaşadığında kahveyi arıyor sadece, içiyor ve deviriyor fincanı: falında çıkacak olanlar hep bir yol, kısmet, kuş, sıkıntı, ve misafirdir….

Oysa bildiğimiz tek bir şey var: hiçbir şey bilmediğimiz. Sezgilerime güvenerek söylüyorum, Haziran’a bu kadar sorumluluk yüklemek, Temmuz’u çileden çıkarmak, bıraktığı gibi gidecek olana bu kadar anlam yüklemek, ve bir daha gelmeyecek olana sığınmak: toplasak yaz’ın ilk günü etmeyecek aslında, bölsek kış gelecek, çarpsak da çarpmasak da fark etmeyecek: Yaz bitecek dedi mi bitecek ve elimizde avucumuzda Haziran’ın ilk günü kalacak.

Genişleyecek giderek. Burnumda bir yara olacak. Kanayacak, kanayacak…

Sulfarin’in izleri kalacak, duvarda kalan yazılar gibi biraz…

“This isn’t some exercise for the brain divorced from reality”

Beyne karşı yapılan, gerçeklikten bağımsız bir oyun değil bu, sadece beyni anlamış bir Yaz(ı): Ne hata. Kışta üşürken yazmak çok güzel, üşümek her zaman öğretilen bir hisken…

Hep üşüdüm. Kış, yaz fark etmez. Üşüyerek yazmanın verdiği bir işgüzarlıksa edebiyat:

Sızıntı yapan kerpiç duvarlara tırmanmanın ‘mutluluk’ olarak adlandırıldığı günler, yani çocuk olduğumuz zamanlar: Bugün’ün yarından bağımsız yaşandığı, yarının düne taciz etmediği bir ‘mutluluk’ arıyorum…

Kimsenin varsayımlara güvenerek hayatıma girmediği günler: üzerime işediğimde otobüse utana, sıkıla, çekine çekine gittiğim saatin 1’i vurduğu o an’a geri dönüyorum ve hatırlıyorum: Hep bir sersemlik varmış üzerimde, hep bir yabancılaşmış hal.

I don’t know where reality ends and delusion begins

Gerçekliğin, bilincin tam anlamıyla bende kaldığı ve yabancılaşmanın başladığı o mutlak hal:  Ne zaman gerçeklik biter ve nerede başlar yabancılaşma?

Burada tüm benliğimle kalmak, başka yerde olmayı da gerektirmiyor. Yabancılaşma sadece sosyal bir baş dönmesi, anti sosyal olma hali değil, daha çok içte yaşanan bir durum.

Dans etmek gibi: Döndüğünüzde ve durduğunuzda başınız, gözlerinizi kapatınca bile hala daha her şey devam ediyor hissi: Bu oluyor aniden ve sanırım gerçeklik yerini sihirli güçlere bırakıyor. “A Streetcar Named Desire” oyununda Blanche “I don’t want realism, I want magic” diyor, çok da iyi ediyor….

Çünkü ‘magic’ hep daha bir gerçekçi olmuştur her zaman, baş dönmesi daha çok rahatlatıcı…

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
846AboneAbone Ol

Son eklenenler

Batı’nın Mali yalanı — Pavan Kulkarni

Batı medyası, mevzilerini koruyamayan El-Kaide savaşçılarının sivil yakıt tankerlerine...

‘Terörist’ yaftası direnişi kıramadı — Gary Wilson

Bolivya hükümeti 19 Mayıs'ta ülkenin en büyük işçi konfederasyonunun...

İnsan olmak — Şener Elcil

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış...

Güneydeki Seçimlerden Sonrasına Geçerken — Özkan Yıkıcı

Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimleri yapıldı. Elbet seçimler Kıbrıs'ın güneyinde...

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Canlı yayın