yazılariktibasSuç: Sömürgeci kontrolün Truva Atı - Erica Caines

Suç: Sömürgeci kontrolün Truva Atı – Erica Caines

Orjinal yazının kaynağıhoodcommunist.org
alıntı yapılan kaynakevrensel.net
Kategori:

Suçun tanımı asla tarafsız değildir; devlet tarafından ve devlete hizmet etmek üzere tasarlanmıştır. Askerleri konuşlandırmanın, hapishaneler inşa etmenin ve ülkeleri işgal etmenin aracıdır.

Endüstrimizin koruyucuları (1883), Mayer Merkel & Ottmann lith

“Suç” kavramı sabit, nesnel bir gerçeklik değil, iktidarın çıkarlarına hizmet etmek için titizlikle silah haline getirilmiş, akışkan ve politik olarak güçlü bir kurgudur. Suç, aslında, sözde meydan okuduğu egemenlik sistemlerinin diyalektik bir ürünüdür. Yakalanması zor bir bukalemun gibi, suçun değişken tanımları, hem ulusal hem de küresel düzeyde devlet kontrolünün genişletilmesini, muhalefetin bastırılmasını ve emperyalist projelerin ilerletilmesini meşrulaştırır. İster “yüksek suç oranı” ister “düşük suç oranı” olsun, retorik nadiren kamu güvenliği ile ilgilidir; daha çok, devlet kurumlarının kendi varlıklarını meşrulaştırmak için kullandıkları birincil dil olup, emperyalist devlet, ahlaki gereklilik kisvesi altında hegemonyasını sürdürmek için sosyal düzenin hapishane ve militarist uygulamasını maskelemek suretiyle şiddetini tırmandırır. Bu manipülasyon, iç polis devleti ve küresel emperyalizmin ayrı varlıklar değil, nüfusu ve kaynakları yönetmek için aynı suçluluk mantığını kullanan birbirine bağlı sistemler olduğu bir kontrol sürekliliğini ortaya koymaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde, suçla ilgili söylem özellikle Afrika/siyah iç kolonisi üzerinde, iç emperyalizmin motoru olarak işlev görmektedir. “Suça karşı sert politikalara” yönelik iki partili taahhüt, yoksulluğun ve siyahlığın kriminalizasyonunu sistematik olarak normalleştirmiş ve giderek daha baskıcı önlemleri kabul etmeye şartlanmış bir halk yaratmıştır. Trajedi; sadece Donald Trump’ın küstahlığı gibi bir figür değil, Demokrat Partinin bunu mümkün kılan sistemleri ortadan kaldırmada on yıllardır başarısız olmasıdır.

Bu temel, Baltimore’daki paradoksta açıkça görülmektedir. Belediye Başkanı Brandon Scott’ın “düşük suç oranı” turunda, yönetilen şiddet bir başarı öyküsü olarak sunuluyor. Ancak bu ‘başarı’, işleyen bir polis devletinin geçerliliğine dayanıyor: Yerel polisi askeri teçhizatla militarize eden; ABD polisinin İsrail işgal güçleriyle birlikte eğitim yaptığı programlara dahil olan; “Cop City” ve milyar dolarlık bir hapishane önerilerine maruz kalıyor. Scott, Baltimore’u en son ‘güvenli liman’ ilan ederken Baltimore polisi sadece iki hafta içinde Bilal ‘BJ’ Abdullah, Pytorcatcha Clarke-Brooks ve Dontae Milton’ı öldürdü. Burada “düşük suç oranı”, iddia edildiği gibi güvenlik veya refahın bir göstergesi değil. Halkın pasifleştirilmesinin ölçütüdür ve nüfusun militarizasyonla nasıl yönetilebileceğini göstermektedir.

Bunun tam tersine, Donald Trump’ın Washington DC’de “yüksek suç oranı” ilan etmesi, bir polis devletinin militarize edilmesinin meşrulaştırılmasına hizmet etti. ‘Ulusal Muhafızların görevlendirilmesi militarizasyonun tırmanışa geçtiğini gösterdi. Demokratların desteklediği “Güvenli DC” tasarısının ardından gelen bu hamle, hapishane mantığının kesintisiz sürekliliğini ortaya koyuyor. “Düşük suç” anlatısı sürekli ve normalleşmiş bir işgali haklı çıkarırken, “yüksek suç” anlatısı askeri güç müdahalesini meşrulaştırıyor. Akademisyen Dr. Charisse Burden-Stelley’nin de belirttiği gibi bu, ordunun polisleştirilmesi sürecidir. Aynı çerçeve, agresif göçmenlik politikalarını meşrulaştırmak için aylar önce Los Angeles’ta da kullanılmıştı. Sınırdan akın eden “suçlular” anlatısı, agresif sınır dışı etme kampanyaları için bir bahane sağlamıştı.

İç politikadaki bu kılavuz doğrudan dış politikaya aktarılır. Burada “suç”, yeni sömürgeci saldırganlığın ve kendi kaderini tayin hakkının reddedilmesinin bahanesi haline gelir. ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya “uyuşturucu karteli faaliyeti” iddiasıyla koyduğu ödül, ekonomik ve siyasi savaşın bir parçası olarak suç sayma uygulamasının tipik bir örneğidir. Şiddet araçlarını ihraç eden ABD, daha sonra kendini gerekli askeri “çözüm” olarak sunmaktadır. Bu strateji, dikkatleri ABD’nin suçluluğundan başka yöne çekmekte ve emperyalist hakimiyetini güçlendirmektedir. Karayipler’deki krizin temelinde şiddet ve suç değil; sistematik eşitsizliği sürdüren emperyalizm ve neoliberalizm yatmaktadır.

Bu dinamik, BM/ABD öncülüğündeki Haiti işgalinde açıkça görülmemektedir. Uluslararası alanda Kenya’nın Haiti’ye polislik yapması, bunun görüngüsüdür. Suç çeteleriyle mücadele bahanesiyle yabancı güçlerin konuşlandırılması, bir ulusun kendi kaderini tayin hakkını geçersiz kılmak için kullanılan “yüksek suç” gerekçesinin uluslararası bir tezahürüdür. Latin Amerika ve Karayipler (LAC) için yakın zamanda kurulan “Güvenlik, Adalet ve Kalkınma Stratejisi İttifakı” bu modeli doğrulamaktadır.

Sonuçta, “suç” toplumu kontrol etmek için yürütülen geniş çaplı projenin temel retorik aracıdır. Suçun tanımı asla tarafsız değildir; devlet tarafından ve devlete hizmet etmek üzere tasarlanmıştır. Bütçeleri genişletmenin, askerleri konuşlandırmanın, hapishaneler inşa etmenin ve ülkeleri işgal etmenin bahanesidir. Tüm bunları yapan saldırgan ise ‘düzenin koruyucusu’ olarak sunulur. Teoride olduğu gibi, suç bireysel bir sapma değil, egemenliği üreten aynı yapılar tarafından koşullandırılan bir fenomendir.

Ayrıca, Batılı emperyalistler İsrail’in Gazze’yi ilhakına neredeyse hiç eleştiri getirmezken, Gazze’de savaş suçu ve kıtlık olarak tanımlanabilecek toplu cezalandırma projesini aktif olarak mümkün kılmaktadır. Bu, acımasız bir gerçeği ortaya koyuyor: “Suç”a yönelik kınamalar emperyalistlerin sistematik ve endüstriyel şiddetini meşrulaştırmak için tasarlanmış bir araçtır; “kurallara dayalı uluslararası düzen”in egemenlerin kuralı olduğunu kanıtlamaktadır.

Kurtuluşa giden yol, “suç” kavramının, direnişi bastırmak ve devlet şiddetini meşrulaştırmak için tasarlanmış politik bir yapı olarak anlaşılmasında köklü bir değişimi gerektirir. Bu sadece teorik bir tartışma değil, ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve devlet ile sermayenin yağmacı taleplerine karşı örgütlenmemizin temel dayanağıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Canlı yayın