yazılariktibas“Sınır hattı çok sıcak” - Ceren Sözeri

“Sınır hattı çok sıcak” – Ceren Sözeri

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Bir zamanlar gazetecilik öğrencileri Kıbrıs sorunu, İsrail-Filistin meselesi, Balkanlardaki dengeler, Kafkasya gibi konuları bilmeden mezun olamazlardı. İdealist olanların hayali küçük birer Mithat Bereket, Coşkun Aral, Burbuçe Ruşiti olmaktı. Nasrallah’ın ölümünün ardından bir televizyon kanalında Coşkun Aral’ı dinliyordum. Nasrallah’la söyleşi yapabilmiş ender gazetecilerden biri olan Aral’a göre bu başarının sebebi Nasrallah’ın Lübnan Hizbullah’ı ve Türkiye Hizbullah’ının farklı örgütler olduğunu anlatma gayesiydi. Bugün bu farkı bilmediğinden şüphe ettiğim gazeteciler, yorumcular var ekranda.

Geçen hafta Narin’in katilini bulma hafiyeliğine soyunan gazeteciler ceketlerini bile değiştirmeden ellerinde sopa ile Ortadoğu haritasının başına geçtiler. Ne tarihsel arka plan vardı ne saha bilgisi. Üstelik kimileri mezhepçi yorumlar yapmaktan da çekinmedi. Saha ise bambaşka bir haberciliğe sahne oldu. Gazze’deki katliamı Kudüs’ten ancak İsrail’in izin verdiği kadarıyla aktaran gazeteciler, bu sefer Beyrut’a girebilmişti. Tıpkı depremde olduğu gibi bazıları kendileri haber olmayı tercih ettiler. Dahiye’ye gidip “Gördüğünüz gibi sokaklar bomboş” diyenler, “Sınır hattı çok sıcak” gibi akla zarar yorumlar, İsrail’in attığı füzelerin ardından yüzlerce insan ölmemiş gibi ‘ne kadar korktuklarını’ anlatanlar… Ve en nihayetinde stüdyoda insanlık dramını bırakıp durumun Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine odaklananlar. Burası ayrı bir ilgiyi hak ediyor çünkü ülke, uzun zamandır içe kapalı bir siyaset izlediği için uluslararası alanda olup bitenler de Türkiye’yi merkez alarak tartışılıyor ya da siyaset tarafından “iç cepheyi çökerttirmeyiz” çerçevesinde araçsallaştırılıyor. Çevrenizde olup biten her şeyin kendisiyle ilgili olduğunu düşündüğünüz biri olsa yardım almasını önerirsiniz, oysa medya uzun zamandır bu ‘arızadan’ mustarip.

Bu arada iğneyi kendimize batırırken çuvaldızı da unutmamak gerek. Batı medyası da 8 Ekim’den bu yana çok kötü bir sınav veriyor.  New York Times, BBC gibi güya güvenilir kaynakların Gazze haberlerinde özne yok. “Öldürüldü”, “Gazze’nin su sistemi savaş tarafından tahrip edildi” gibi İsrail’in failliğini gizleyen bir dil tercih ediliyor. İsrail’in işlediği savaş suçlarına itirazlar çok az haber oluyor ya da Londra’da olduğu gibi protestolar ancak medyanın kapısının önüne geldiğinde duyurulmak zorunda kalıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün açıklamasına göre bugüne dek 130 Filistinli gazeteci öldürüldü, medya kuruluşları İsrail tarafından hedef alındı. Haber yapanlar tutuklandı, işkence gördü. Chomsky ve Herman’ın tarif ettiği propagandanın en önemli ayaklarından biri olan tepki yönetimi medyayı kuşatmış durumda. İsrail’in savaş suçu işlediğine dair her ima antisemitizm suçlamasıyla, “teröristleri” desteklemekle karşılık buluyor. Özellikle ABD medyası para ve siyasi kaynaklarını kaybetmekten korkuyor.

1991 Körfez Savaşı CNN’le birlikte haber kanallarını hayatımıza sokmuştu, 2003 Irak işgali savaşın öbür yüzünü gösteren Al Jazeera’yı ortaya çıkardı. Bu savaşın bir medyası yok. İster BBC’yi, ister CNN’i, ister Al Jazeera’yı takip edin hep aynı görüntüler üzerinden uzman yorumlarını izliyorsunuz. Propaganda artık bir de sosyal medya üzerinden yürüyor. Medyayı ele geçirip sosyal medyayı dezenformasyon ve misenformasyona boğunca gerçekler feda edilip mevzu “Hamas’ı kınayıp kınamamak”ta kilitleniyor.

Son olarak iyi örneklere de değinmek gerek. Reuters’ın ABD Dış Politika Editörü Hümeyra Pamuk bu hafta ABD’li üst düzey yetkililerin kendi aralarındaki yazışmaları haberleştirdi. 11-14 Ekim arasındaki e-maillerde kimi yetkililerin savaş suçuna ortak olma endişelerini dile getirdiğini, ancak bunlara kulak asılmadığını ortaya çıkardı. Belki de en çarpıcısı ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett H. McGurk’ün, durumu 2016 yılında Musul’da IŞİD’e karşı düzenlenen ve Irak kentini harabeye çeviren askeri operasyona benzetmesiydi. McGurk Musul’da da planlandığı gibi Gazze’de de ateşkes çağrısı yapmadan insani yardımlarla sorunun çözülebileceğini savunuyordu. Seçim arifesinde ABD’nin Ortadoğu’ya bakışını gösteren önemli bir habercilik başarısıydı.

Ve Hediye Levent. Evrensel’e yazdığı yazıların yanı sıra Voice of America’ya Beyrut’tan bildiren Levent aynı zamanda Youtube’da program yapıyor. Olan biteni bağlamı ve tarihsel arka planıyla tane tane açıklıyor, dahası izleyicilerden gelen soruları sabırla cevaplıyor. Bu savaşın medyası yok ama tarihi ve sahayı bilen gazeteciler hala var. Doğru bilgiye ulaşmak bugünlerde biraz da okuyucunun ilgisine ve çabasına kalıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...

Özge Güneş yazdı: Kapıdaki tehlike El Niño

İstanbul’da geçen hafta evleri, işyerlerini ve yolları su altında...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,269TakipçilerTakip Et
1,170AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Bir demokrasi şöleninde “gombina” olur mu, olmaz mı?

Ulusal Birlik Partisi, cumartesi günü “aday sıralama” kurultayı düzenledi. Dokuz...

Yonca Özdemir yazdı: Azerbaycan-Türkiye Gerginliği: Kardeşlik başka, vesayet başka?!

Türkiye ile Azerbaycan arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgârlar,...

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Canlı yayın