yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSavaş gerçeklerinde emperyalist propaganda kıskacına düşmek - Özkan Yıkıcı

Savaş gerçeklerinde emperyalist propaganda kıskacına düşmek – Özkan Yıkıcı

İster şaka edin, isterse ilgisizliğe sığının: Değişmeyen net gerçekleriyle savaşa tanık oluyoruz. Öyle bir tanıklık ki yine bilmemezliğe veya konuşmayarak kaçsak dahi resmen yakın tarihin stratejik planının önemli gelişme noktasıyla yaşıyoruz. Öyle yaşıyoruz ki hayatın her alanına direkt olumsuz fırtınalar biçecek koşullara doğru gidiyoruz. Konuşmasak da fark etmeyen felaketler de var. Ekonomik etkileri zamlarla ve eksikliklerle zaten şimdiden direkt yaşamımıza girdi. Öyle girdi ki artık tedbir dahi derken çaresizliğin mirasında sıkışıp kalıyoruz. Fakat hâlâ uygulanan politika gerçekleriyle, yaşanan gelişmelerin siyasal durumlarına dokunmadan, sunulan haberlerle dolaşarak doğrunun özünden hep kaçınılıyor.

Uygarlık çöküşü, iklimlerin darmadağın edilmesi, sağlıkta her türlü depreme açık alan oluşturulması ise hiç önemsenmeyip hâlâ konuşulmuyor. Hani denilir ya, insan hakları, uluslararası hukuk simgeleri; onların efsanesi okunmuyor. Daha kötüsü Gazze soykırımından başlayarak insan katliamlarını yapan kesimin söyledikleriyle bilgilenme duruşu sergilenmesi dahi yapılmaktadır.

Klasik laftır: Savaş başlayınca tüm gerçekler ilk baştan katledilir. Gerçekler katledilince de en vahşi davranışlar, doğa ve insan yıkımları normalin de normali olur. Hele karşılık verilirse, başarı diye de kutlanır.

Daha önceki bir makalemde konu yaptım: emperyalist propaganda. Çoğuna eminim emperyalist kelimesi biraz “aman sende” gelmektedir. Sistem propaganda ideolojik aygıtıyla bize en gerçekçi olan emperyalist çağ ile faşist devleti ne yazık ki konuşturmama derecesine dek taşıdı. Bambaşka manzumelerle kavramları fetişleştirdi. Normalmiş hatta demokrat ve özgürlük diye kabullendirdi. Bunu eğitim sisteminden medya gücüne varan kurumlarıyla da gerçekleştirdi.

Genellikle olayları medyadan izlemeye çalışırız. Tabii doğrudur; ilgilenmek isteyenler için. Rastlantılar veya kendi sohbet ihtiyacıyla olaya bakanları bir yana itiyorum. O zaman da yapılan açıklamalar, verilen haberlerle gelişmeleri anlamaya çalışırız. Ancak olayın merkezinde bizzat sistemin en güçlü devletlerinin olması, onların uzun zamandan beri gelinen İran noktasına nasıl geldikleriyle alakalı yayın durumları da konunun kavranma şekline önemli etki yapıyor. Hatırlayın, en başta kuram övülerek gelecek olarak sunuldu. Sonra açıkça hem de kocaman yalanlarla Afganistan, Irak işgallerini medyada oyun seyreder gibi seyrettik. Şimdi Orta Doğu projesinin İran noktasına geldik. Onu seyrediyoruz. Yanan şehirler, söylenen demeçler peş peşe bizi etkiliyor. Ne acısı Amerikan devlet başkanı Trump, İsrail başbakanı Netanyahu gibi iki faşist liderin olmasıdır. Üstelik savaşı tetikleyen, kendi amaçlarını senelerdir pompalayarak kamuoyunu alıştırdılar. Öyle alıştırdılar ki İran’dan önce olan Gazze soykırımı dahi gayet normal yapılacak politika olarak gerçekleştirildi. Yüz bine yakın insan katledildi, coğrafya tanınmaz hâle sokuldu.

Son İran olayında propaganda oldukça güçlü. Hele sık sık tekrarlanması, tersinden yürütülmesi de adeta dünya imha politikasının doğallaşmasıyla savaşı sürdürmektedir. Politika gerçekleri değil, “haklı olmak” geleceği hazırlamak amacıyla ağırlıklı sürdürülmektedir. Defalarca aynı senaryo hem de dehşetli tersliklerle yapılmasına rağmen, çaresizliğin de katkısıyla aynı oyuna düşülür. Daha önceleri sık sık olan yalan söylemek ile ikilem, İran politikasında da defalarca uygulandı. Örnek mi: Görüşmeler yapılırken, hatta anlaşmaya yakın denilirken birden İsrail ve Amerika İran’a hem de imha derecesinde, liderlerini katletme suikastlarıyla saldırılar başlatıldı. Bu girdap hep uygulandı. Hatta son günlerde Trump aynı söylemi kullanıyor. Hem İran’la anlaşmaya yakın hem de büyük imha saldırısını birlikte kullanıyor. Tabii ki konuşan Amerikan başkanıdır. Politik belirleyici güçtür. Onun için haber olmaması mümkün değildir. Hele başkası aynı davranışı yaparsa narsisist dahi ilan edilme kolaylığı varken, olayı yapan lider güç olunca önemsenir. Acaba sorularıyla da gündemde konuşulur. Bilinen bilgilerle de tahminler yapılır. Çoğunlukla biraz öznellikten, biraz teslim olma iş birliğinden ve yetersizlikten olacak ki istenilen gündemle medyada şov yapılarak sistemin tuzağına da düşülmektedir.

Bir başka emperyalist propaganda gerçeği daha var. Çağımızın emperyalist oluşunu, tekelci sermaye gerçeklerini, borsadan öteki piyasa yapılanışlarını unutursak, bunu pek yakalayamayız. Verilen demeçlerle yaratılan koşullar sonucu para piyasası başta olmak üzere direkt etkilenir. Petrol fiyatından savaşın tırmanıp düşeceği psikolojik habercilik aynı zamanda servet aktarımı sonuçları da oluşturur. Sistem tek çizgide gitmiyor. Hatta bir haberde tüm piyasa aynı karşılığı vermiyor. Birçok ekonomist, piyasa izleyicisi, Trump’ın açıklamalarıyla korkunç derecede servet aktarımı olduğuna tanıklık yapıyor. Petrol fiyatından tutun, altının durumu ve hisse senetlerinin oynamalarıyla önemli piyasa, borsa gelişmeleri; takip edip haberi olan veya bilgi aktarılan sınıfsal burjuvalar iyi bir servet kazandı. Askerî sanayiyi hiç eklemiyorum. Kocaman yıkımlar yaratan füzelerin üretilmesi bile milyonlarca dolarla gerçekleşmektedir.

Kısaca, bu makalemde size günümüz savaşı ile nasıl gerçeklerin katledilip birilerinin de ceplerini doldurduğu noktasından hareket yaptım. Propagandanın iki önemli örneği ile kitleleri etkilemeden servet kayışına varan basit sonuçlarını anlatmaya uğraştım. Ama eminim ki sistemin medyası bizi öyle esir aldı ki kendine; uzmanlarla da zehirleme öyle yapıldı ki ufak bir gözlemle yakalanacak acı gerçeğin dahi yakalanmasında oldukça zorlanmalar oluyor. Hele de en önemlisi, savaş karşıtı hareketlerin cılız oluşu, devletlerin baskıcı aygıtlarının işletilmesi durumu, emperyalist propagandanın esiri olmakta bizi koşarak göndermektedir. Çağın emperyalist kolonyalizmi ile savaşın sınıfsal özlerini hep gizlerler. Böylelikle de kriz dönemli aşmazlarında sistem, politikayı savaşla yürütüp hegemonya kurma küstahlığına da kolayca başvurur. Hâlâ saldırganı dahi suçlayamama, özün kaçırılmasına engel teşkil etmeme koşullarında propaganda esiri olarak gerçekleri el yordamıyla, aman korkusuyla da engele takılarak gerçeklere ulaşmaya çalışıyoruz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şifrelenen Kıbrıs gerçekleri

Basit bir kuraldır: siz bir sorunu çözmek veya nedenini...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ukrayna yeni rolünü netleştirirken

Son gelişmeleri özetleyerek başlayalım: Ukrayna sık sık Karadeniz'de resmen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nefes alır gibi ile beklenti umma arasında sıkışırken

Sıcak havada hele de savaş koşulları ve ekonomik yakış...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
914AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın