Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluPutin ve Erdoğan dayanışmasının şifreleri – Nidai Mesutoğlu

Putin ve Erdoğan dayanışmasının şifreleri – Nidai Mesutoğlu

Sosyalist Ekim Devrimi 1917’de Rusya’da çarlık yönetimine karşı yapıldı. Atatürk’ün başlattığı Kurtuluş Savaşı’na en büyük desteği verdi. Lenin, Atatürk’ün sosyalist bir devlet kurmayacağını biliyordu. Buna rağmen anti emperyalist nitelikli bu savaşta destek olmak genç SSCB’nin yararınaydı.

Putin, SSCB’nin dağılmasından sonra elde edilen tüm kamu kaynaklarını çevresinde yuvalanan oligarklar ile bölüştü. Amacı tek adam olmaktı. Oldu. Tek adam rejimlerinin klasik gelişimini devam ettirmektedir. Buna göre özgürlükler kısıtlanmakta ve rejim kendini korumak için baskıları artırmaktadır. İçteki başarısızlık askeri harekatlarla gizlenmeye çalışılmaktadır.

Atatürk Kurtuluş savaşından sonra Osmanlı’nın 624 yıllık saltanatı üzerinde yeni çağdaş ve modern sayılan bir cumhuriyet kurdu. Kısa zamanda ekonomide ve kültür alanında yaptığı başarılarla dünya devletlerinin ilgisini çekti.

Atatürk’ün ölümünden sonra ABD emperyalizmi gözünü Türkiye’ye dikti. Orada kendine uygun iktidarları iş başına getirdi. NATO üyeliği ile ordu ABD’ye bağımlı hale geldi. Anti komünizm politikalarını geliştirdiği Marshall planı ile yapılan yardımlar ekonomiyi zayıflattı. Bağımlılık arttı.

2002 Yılında ABD’nin kurdurduğu AKP iktidara getirildi. Demokratik yollardan iktidarı ele geçiren AKP lider Erdoğan’ın şu sözleri unutulmamalı:” Demokrasi bizim için amaç değil araçtır”

Tek adam rejimi ile başa geçince Cumhuriyetin kazanımlarını “özelleştirme adı altında birer birer sattı. Bu yetmedi ormanlarını yabancı şirketlerin maden aramaları için gözden çıkardı. Atatürk’ün kuruduğu karma ekonomi sistemi yerine emperyalizmin globalleşme adı altında neo-liberal sistemini Türkiye’de acımasızca devam ettirdi. Üretim yapan devlete ait ne varsa sattırdı. Ülkeyi baştan başa betona gömdü. Sürdürülebilir bir ekonomi olmayınca 2022 yılına gelindiğinde artık satacak bir şey kalmadığını gördü. Şimdi “üretim” demektedir ancak çok geç kalmıştır.

Erdoğan özelleştirmeden ve betonlaşmadan kendine yakın gördüğü eş dost akraba ve oligarklara menfaatler sağladı. Milli gelirden elde dilen aslan payını bu kişiler aldı. Halklar yoksullaştı ve açlık sınırına geldi.

Putin ve Erdoğan’ın yaptıkları birbirine benzemektedir. İkisi de iç politikalarda başarısız durumdadır. İkisi de bu başarısızlığını örtmek için savaş yolunu seçmiştir. Suriye’de farklı amaçla karşı karşıya gelseler bile birbirlerine dost görünmek zorundadırlar.

Rus uçağını düşürmenin bedelini Suriye’de Rus askerleri tarafından öldürülen Türkiye askerleri ödemiştir. Rusya’nın Türkiye’ye uyguladığı ambargoyu kaldırması için Moskova’ya giden Erdoğan kapıda bekletilmiş ve en yakın koltuğa oturmak zorunda bırakılmıştır.

Rusya’nın gönlünü almak , affedilmek için S 400 füze sistemi alınmıştır. ABD ve NATO’nun karşı çıkması nedeniyle konuşlandırılmamışlardır.

Ukrayna Rusya savaşında Erdoğan’ın uygulamaya çalıştığı politika batı tarafından güvensizlik yaratmıştır. Erdoğan, bir taraftan NATO’nun gereğini yapmadığını söylerken diğer taraftan NATO’nun Rusya’ya uyguladığı ambargolara katılmamıştır. Erdoğan ABD ve AB tarafından güvenilmez bir politikacı durumundadır. Buna rağmen özellikle AB göçmen akımını engellemesi nedeniyle Erdoğan ile olan ilişkilerini sertleştirmekten kaçınmaktadırlar.

Rus lider Putin de uygulanan ambargoları kırmak amacıyla Erdoğan’ın Türkiye’sine muhtaçtır. İki lider ticarette ulusal para birimlerinin kullanılması Rusya’yı ve Türkiye’yi rahatlatmaktadır. Diğer yandan Avrupalı ithalatçılar Rus madenlerini ve mallarını Türkiye üzerinden almanın yollarını aramaktadırlar.

Suriye politikasında değişimin sinyallerini veren Erdoğan büyük bir olasılıkla Soçi görüşmelerinde Putin’in tavsiyelerini yerine getirme gayreti içindedir. Suriye ile görüşmelerin başlatılması için çareler aramaktadır. Sıkışmış bir lider görünümündedir. Suriye’de dökülen kanlarda payı ve sorumluluğu vardır. Bu bataklıktan çıkmanın çarelerini arıyor. Bu şekilde Putin’den de seçim öncesi yapmayı planladığı ekonomik düzenlemeler için katkı beklemektedir. Bu iki lider için de kazan – kazan politikasıdır.

Tüm bunlar olurken özellikle ABD de boş durmamaktadır. ABD’de kurulmuş düşünce kuruluşlarından biri olan Türk Demokrasi Projesi yaklaşan seçimlerde teokratik bir devlet kuran Erdoğan’dan kurtulmanın hesaplarını yapmaktadır. Bu konuda AB’nin de desteğini alacağı kesindir.

Aynı kader ve aynı amaçla devletlerini yönetmeye çalışan iki liderin iktidarlarını devam ettirmek için birbirleriyle dayanışma içinde olması doğaldır. Yakın tarihimizde bunun örnekleri vardır. Kazanan her zaman haklar olmuştur. Tabii büyük bedeller ödeyerek.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
914AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın