yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Tunus'u hatırlar mısınız?

Özkan Yıkıcı yazdı: Tunus’u hatırlar mısınız?

Dünya siyasetinin önemli davranışlarından biridir: aynı olaylar olsa da ülkenin konumu ve medya gücü nedeniyle bazısı öne, bazısı da duyulmaz noktada kalırlar. Gelişmiş ülke olması, olayın sistemsel önem derecesi ve medya gücü bizi gündem denilen eksene oturtur. Nitekim hafta sonu birçok ülkede protestolar oldu. Özellikle Fransa’dakiler epey gergin geçti. Burada protesto ile devletin kırılgan hâle gelmesinin de katkısı çok. Fakat medyalar genelde Avrupa ve Amerika’daki gelişmeleri daha bir merkeze oturtur. Hatta gelişmiş ülkelerdeki magazin olayı dahi yeni sömürgedeki bir isyan derecesindeki ayaklanmadan daha önem derecesine konulur. Tüm bunlar bize basit gerçeği ortaya kor: emperyalist çağın siyasal davranış gündemleşmesinin ta kendisi oluyor.

Hafta sonu dünyada birçok ülkede protestolar oldu. Genelde Avrupa’dakiler öne çıkarıldı. Arada Latin Amerika’da olanlar da araya sıkıştırıldı. Ancak Afrika’da da protestolar yapıldı. Özellikle bir ülke önemliydi. Tunus. Tunus’ta da hafta sonu protestolar yapıldı. Birçok parti ve örgüt sokaktaydı. Buradaki neden daha siyasal eksenli idi. Diktatörlüğe karşı demokratik taleplerle oluşturuldu. Birçok parti, sendika ve demokratik örgüt de direkt katıldı. Es-Sayidi’nin daha baskıcı yasal uygulama sürecine karşı çıkıyorlardı.

Önemli bir ayrıntı da şu: Tunus öyle ansızın veya kısa zaman gelişmeleriyle bu sokağa çıkma hareketi olmadı. Daha geniş bir zaman diliminin birikimi vardır. Onun için başlığı “Tunus’u hatırlar mısınız?” sorusuyla seçtim. Hele de Ortadoğu da eklenince, eğer hafıza kaybı kolay oluşmuyorsa, söylemek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Tunus, son on beş yılda epey çalkantılı süreç yaşadı. Ayaklanmalar, devlet yetkililerinin kaçışı, demokratikleşme dönemi, siyasal İslam ile sol ikileminde gidip gelişler. Siyasal İslam deneyimi, peşinden askeri darbe ve sonuçta günümüz Tunus’u. Fakat eksik kalmaması gereken bilgi de şart: Tunus’ta son dönemde olanlar, Ortadoğu projesi içinde gelişti. Bazen kendi dinamikleriyle, bazen de müdahalelerle bir karmaşalı savrulmalar yaşandı. Sonuçta adına bağımsız ve anayasa başkanı denilen Sayidi, ortak destekle cumhurbaşkanı seçilir. Fakat demokratik kurallarla seçilen başkan, adeta ordunun da direkt desteği ile diktatörleşti. Böylelikle kendini başkan yapan parlamentoyu dahi feshedip kendi kurallarıyla yeni anayasayla diktatörlük tek adam sürecine geçti. Propaganda enstrümanı ise şeriat ve İslamcılıktı.

Hafta sonu sokaklardaki protestolar bu gelişmeye karşı halkın tepkisini gerçekleştirdi. Konuyu daha iyi anlama adına, yaşananları yeniden anımsatma süreciyle derslerle özetleyelim.

Ortadoğu’da Obama dönemi yeni taktik döneme de geçiliyordu. Tam da yeni planlama dönemi 2011’de pratiğe sokulacakken, beklenmeyen gelişme Tunus’ta başladı. Yoksulluk üzerinden oluşan bir intihar, Tunus sokaklarını ısıttı. Protestolar haftalarca sürdü. Dünya medyası epey zaman sessiz kaldı. Ancak protestolar isyana, oradan da iktidarı zorlamaya gelince, hazırlıksız da yakalandılar. İktidar yıkılmak üzereyken, İngiltere hemen ülkedeki siyasal İslamcı, Erdoğan yakını Raşit Ganubi’yi Tunus’a göndertir. Böylelikle sokakta olmasa da siyasal yeni eksende ılımlı İslamcılara da şans açılıyordu.

Sonuçta Tunus diktatörü Abidin Zeynel ülkeden kaçtı. Oluşan boşlukta ortak tavır geldi. Bir anayasa ve seçimler üzerinden yeniden yapılanma başladı. Fakat tarihi gerçek bu şansla değişti. Sol birleşemedi. Özellikle eski iktidarla da yakın, hatta ortak olan ulusal solun önemli kısmı demokratik değişim sosyalist hareketlerle birlikte davranmadı. Sonuçta seçimde sol daha fazla oy alsa da tek başına seçime giren Ganubi’nin partisi birinci gelir. Böylelikle yeniden siyasal İslam deneyimli yeni dönem Tunus’u oluştu. Fakat denklem hep dengesizdi. Sık sık krizlerle hükümetler devriliyor. Yapılan yeniden seçimlerde aynı çizgiler olması sonucu sonuçlar fazla değişmiyordu. Tabii ki İslami hareket içinde de ayrışma sert oldu. Afganistan’dan da gelen, hatta Balkan parçalanmasına da katılan cihatçılar. Siyasal İslamcıların dışında daha radikal tutumla provokasyonlara başladılar. Sosyalist soldaki önemli sendikacı ve politikacıları öldürdüler.

Çalkantılar sürerken, yeniden cumhurbaşkanı seçme sürecine gelindi. Aslında ordunun da tehditleri üzerine siyasal İslamcılar da Ganubi başkanlığında ortak tavır aldılar. Cumhurbaşkanı, anayasa başkanı hukukçu olma gerekçesiyle de Es-Sayidi’yi seçtiler. Meclis başkanı da siyasal İslamcı Ganubi’yi kabul ederek denklem kuruldu. Ganubi tehlikeyi gördüğü için, ordunun her an müdahale edeceği girişimini anlaması sonucu bu ortak yapıyı ret etmedi. Fakat Sayidi iktidara, daha doğrusu cumhurbaşkanı olunca hemen ordunun da desteği ile parlamentoyu feshetmeye girişti. Yeni anayasayla da adeta yasaklar ile kendini otoriter lider yapma sonucuna geldi. Bunlar Tunus’ta yaklaşık yedi yıllık biriken kazanımları yeniden sıfırlamaya doğru çevirdi. Eski rejime benzer denklem oluşuyordu. Batı bunu “istikrar” adına kabulendi. Özellikle de Amerika ve İngiltere. Tunus’ta sol yeniden parçalanırken, siyasal İslamcılar da tüm geri çekilmelerine rağmen darbelendiler. Liderleri Ganubi de tutuklandı. Paradoks olan Ganubi’yi Tunus’a gönderten, onunla on iki maddelik anlaşma yapan İngiltere, diktatörlüğü de hemen “istikrar” adına alkışlamasıdır.***

Artık Tunus yine bildik Tunus’a çevrildi. Seçimler adeta anormallik nasıl normal olur kuralını yazıyordu. Sayidi kendi koyduğu yasaları da yeri geldiğinde çekinmeden çiğneyerek ordu destekli iktidarda kalmaya devam ediyor. Ama Tunus’ta işler yolunda gitmiyordu. Her ne kadar siyaset bunu durdurmakta zorlanırken, sendikalar ve öğrenci hareketleri, sokakta protestolarla adeta muhalefet ekseninde yükselmeye devam ediyor.

Pazar günü Tunus’ta yapılan protestolar, öteki birçok ülkenin aksine, partiler, sendikalar öncelikli idi. Hayat pahalılığından demokratikleşme talepleriyle protesto yaptılar. Demokratikleşme talebi öteki ülkelerdeki protestolara göre Tunus’ta epey önde oluyordu. Otoriterliğe karşı olmak ile ekonomik nedenler birleştirilerek adeta sosyal muhalefet ivmeli sokak eylemleri yapıldı. Ama çok anlamlı şu durum vardı: Tunus diktatörü devirdiydi. Demokratik anayasa dahi yaptı. Ancak en kritik dönemlerdeki duruşlar ve tercih edilen simgeler, ülkeyi yeniden diktatörlüğe taşıdı. Ordunun gerçeği, gelenekselleşen otoriter devlet anlayışları hâlâ üst kurumsal tercihlerde belirleyici oldu. Hele Batı yine Tunus’a gereken dersi de verdi. Tabii Fransa, tıpkı birçok sömürgesinde olduğu gibi Tunus’ta da kaybetti.

Şimdi daha iyi anlama şansı çıktı. Eğer öteki sokak eylemleri Tunus’u da dengeleyip konuşulursa, oranın siyasal durumuyla da eylemler daha geniş ufka ulaşacaktır. Demokratikleşme ve otoriterliğe karşı olmak da eklenecekti. Onun için Tunus, gelişmiş kapitalist değil, bir yeni sömürge örneği olarak da ayaklanmalara zenginlik katacaktı. Tabii ki sistem emperyalizm, yeni sömürgecilik gibi kuramları yok sayarak, güncel spontan durumlarla yetinirse, genel sistemin de en azından anlaşılmasına takoz koymayı da başarmış sayılıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eğitim siyaseti, Avrupa sokaklarını ısıtıyor

Hafta sonu önemli sosyal patlamalar, bu defa ağırlıklı Batı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
972AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Ecehan Balta yazdı: Doğanın da hakları var

İnsanın doğaya egemenliği, modern toplumun kurucu anlatılarından biridir. Doğayı...

Hediye Levent yazdı: Süreç içinde süreç

Amerika-İran savaşında uzlaşmaya varılabilmesi için girişimler bir kez daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...

Volkan Yaraşır yazdı: Kötülüğün sıradanlığı ve Hannah Arendt

Naziler bir mayalanma döneminin ardından sokakların fethiyle iktidara geldiler....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Dünyanın tüm gençleri birleşin

Karl Marx’ın “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor-komünizm hayaleti” sözünü hatırlatırcasına...

Canlı yayın