yazılariktibasÖzge Güneş yazdı: Emperyalizme kafa tutmanın bedeli

Özge Güneş yazdı: Emperyalizme kafa tutmanın bedeli

Sánchez, Petro, Maduro, Castillo, Zelaya ve niceleri... ABD'ye kafa tutan liderler hedef alınıyor. İspanya Başbakanı Sánchez’in hedef tahtasına oturtulmasının yapı taşları, ABD-İsrail emperyalizmine karşı itirazıyla döşendi.

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Trumpizmin küresel ölçekte yükselişi ve küresel militarist dalganın İsrailİran gerilimi üzerinden tüm bölgeyi ateşe atmasıyla derinleşen jeopolitik sorunlar, İspanya’da yerleşik düzenin sınırlarını zorlayan bir ideolojik çatışma zeminini açığa çıkardı. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Batı blokunun suç ortaklığına dayalı dış politikasına meydan okudu ve bunu sadece diplomatik söylem üretmekle sınırlı tutmadı. Aynı zamanda üsleri kapatmaktan ambargo çağrılarına kadar uzanan bir barikat da kurdu. Ancak bu duruşu, onu eş zamanlı olarak hem uluslararası sağ koalisyonun hem de ülke içindeki sağ muhalefetin hedefi haline getirdi. Diğer yandan Sánchez’e yönelik bu saldırıların tekil olmadığını görmek gerekiyor. Bugün emperyalizmin sınırlarını zorlayan her ilerici çıkış sistematik bir tasfiye hamlesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu çerçevede Sánchez’in maruz kaldığı saldırı dalgası, emperyalizmin militarist düzenine kafa tutmanın jeopolitik faturasını gözler önüne sermenin yanı sıra sol-ilerici siyasetin sadece kurumsal savunma hatlarına veya parlamentoya sıkışan bir tarzla bu kuşatmayı yaramayacağını, kitlelerle kurulacak bağın hayatiyetini de yeniden hatırlatıyor.

***

Sánchez’in küresel jeopolitikte hedef tahtasına oturtulmasının yapı taşları, ABD-İsrail emperyalizmine karşı itirazıyla döşendi. İsrail’in Lübnan’a yönelik hukuk tanımaz saldırılarını sert şekilde kınayan Sánchez, uluslararası topluma Gazze ve Lübnan’da kullanılacak silahların sevkiyatını durdurma çağrısı yapmıştı. Sánchez bunlarla da yetinmedi. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in tüm Avrupa Birliği ülkelerine girişinin yasaklanmasını talep etti. Ben-Gvir, Mayıs 2026’da Gazze’ye insani yardım ulaştırmak üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik askeri müdahalenin ardından, gözaltına alınan aktivistlere kelepçe taktırıp diz çöktürdüğü ve onlarla alay ettiği şiddet içerikli video görüntülerini bizzat paylaşarak küresel ölçekte bir tepkiye yol açmıştı. Bu açıdan Sánchez’in AB’nin ikircikli dış politika geleneklerine karşı, insan hakları zemininde kritik bir turnusol kağıdına dönüştüğünü söylemek mümkün. Sánchez’i küresel egemenlerin gözünde tehlikeli kılan bir diğer hamlesi de İran’la diyalog kanallarını açık tutma iradesi oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ve Hürmüz Boğazı krizinin gölgesinde İspanya, Batı dünyasında bir ilke imza atarak Tahran Büyükelçiliği’ni yeniden açan ilk Batılı ülke oldu. Trump’ın tehditkar dış politikasına ve bölgeyi ateşe veren askeri stratejilerine boyun eğmeyen Sánchez, bu duruşuyla uluslararası basında adeta “Trump karşıtı küresel bir ikon” olarak konumlandırılmış durumda. Aynı sebeple hedef tahtasına da oturtulmuş durumda. ABD ve İsrail’in gözünde hizadan çıkan Sánchez’in içerideki yerli işbirlikçiler eliyle kuşatılmasının da tam olarak bu meydan hemen peşinden hız kazanması yapısal bir duruma işaret ediyor.

İÇERİDEKİ KUŞATMA

Sánchez’in dış politikada militarist dalgaya karşı aldığı bu net pozisyon, içeride bir yıpratma operasyonunun da fitilini ateşlemiş görünüyor. Fransız L’Humanité gazetesinde yayımlanan analizlerde vurgulandığı üzere, İspanya’daki sağ gruplar (Vox ve Halk Partisi’nin radikal kanadı), Sánchez hükümetini devirebilmek için sistematik bir dezenformasyon mekanizmasını devreye sokmuş durumda. Bu analizlere göre, montajlanmış sahte videolar, tahrif edilmiş belgeler ve dijital mecralarda köpürtülen asılsız iddialarla kamuoyu manipüle edilmek isteniyor. Dahası, bu dezenformasyon dalgasının İspanya’daki yargı sisteminin belirli klikleriyle de iş birliği içinde ilerlediği ifade ediliyor. Üstelik bu kuşatma hamleleri, İspanya Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) genel merkezine düzenlenen polis baskınları ve yolsuzluk soruşturmalarıyla yeni bir evreye taşınmış durumda. Operasyonlar, Sánchez’in hem parti içindeki otoritesini sarsmayı hem de kamuoyu nezdindeki meşruiyetini tamamen bitirmeyi amaçlayan koordineli bir hamle.

Sánchez ise maruz kaldıkları bu organize saldırıların aslında İspanya’nın ilerici kazanımlarını ve bağımsız dış politikasını hedef aldığını belirterek, tüm örgütünü sokakta ve sandıkta topyekûn bir mücadeleye çağırıyor. Bu anlamda Sánchez’in mücadelesini sadece hükümetin hayatta kalma savaşı olmanın ötesinde, demokratik siyasetin emperyalizm ve yerli işbirlikçileri eliyle yürüttüğü operasyonlara karşı verdiği bir direniş hattı olarak konumlandırmak mümkün.

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

Sánchez’e yönelik bu abluka akıllara Brezilya’da Lula da Silva, Arjantin’de Cristina Kirchner gibi ilerici figürlere karşı uygulanan yargı eliyle tasfiye etmeyi amaçlayan yargı savaşı (lawfare) süreçlerini de getiriyor. Latin Amerika’dan Avrupa’ya uzanan bu geniş hatta, sandıkta bükülemeyen bileğin tahrif edilmiş belgeler vasıtasıyla kırılmak istenmesinin bir tesadüf olmadığı açık. Nitekim Peru’nun ilk yerli ve solcu devlet başkanı olan Pedro Castillo’nun, sağcı kongre ve yerleşik elitlerin bitmek bilmeyen davalarıyla kuşatılarak azledilmesi ve cezaevine gönderilmesi bu stratejinin dikkat çekici örneklerinden biridir. Benzer şekilde Honduras’ta halkçı reformlar yapmak isteyen Manuel Zelaya’nın yargı-ordu ortaklığıyla koltuğundan indirilmesi de emperyalizmin ve yerel işbirlikçilerinin sola karşı kurumsal ve hukuki enstrümanları ne denli hoyratça kullandığını gösteriyor.

Dahası, sola karşı bu hoyratlık madalyonun diğer yüzündeki Trumpist sağ ittifaklardan bağımsız ilerlemiyor. Trump kendi küresel hegemonya planı dahilinde başta Latin Amerika olmak üzere birçok yerde kendisine biat eden liderleri ve sağ popülist rejimleri açıkça kollamaktan geri durmuyor. Brezilya’da Bolsonaro’nun, Arjantin’de Milei’nin ve nicelerinin Trump ile kurduğu ideolojik ortaklık, bu küresel sağ cephenin en somut çıktılarıdır. Trump, kendi safında duran neoliberal sağ rejimleri her ne pahasına olursa olsun ayakta tutmak için uğraşırken, ondan bağımsız bir dış politika güden liderleri de içerideki sağ aparatları vasıtasıyla kriminalize ediyor.

YARINLARA KALAN SINAV

Sánchez’in maruz kaldığı bu abluka, aslında solun her kritik dönemeçte yüzleştiği gerçeği yeniden masaya yatırıyor: Sağ popülizmin, emperyalist saldırganlığın ve yargısal süreçlerin ördüğü ablukayı, kitlelere dayanmayan, kurumsal ve parlamenter bir hatla yarmak mümkün olamamaktadır. Bugüne kadarki deneyimler salt parlamento koridorlarına, sosyal medya çıkışlarına ya da kurumsal parti koalisyonlarına sıkışan mücadeleler için yenilginin kaçınılmaz olduğunu açıkça gösteriyor.

Nitekim Avrupa’da cephe mücadelesinin en dinamik örneklerinden birini veren Fransa’da, Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) hareketinin ve onun lideri Jean-Luc Mélenchon’un karşı karşıya kaldığı adaletsizlikler, karalama kampanyaları ve engellemeler, yerleşik düzenin sınırları zorlandığında kurumsal siyasetin dahi nasıl hoyratça devre dışı bırakılabileceğini kanıtlamıştır.

Kaldı ki Sánchez’e atfedilen “ilerici ikon” yakıştırması belki de onun radikal bir yapısal kopuşu temsil etmesinden değil, Avrupa’daki diğer merkez sol ve sosyal demokrat partilerin (örneğin İngiltere’deki İşçi Partisi’nin) tamamen sağa kayması ve emperyalist militarizme koşulsuz teslim olmasından kaynaklanıyor. Nitekim Sánchez hükümeti, içeride halkın en yakıcı sorunu olan barınma krizine, artan konut maliyetlerine karşı kamusal çözümler üretmekte yetersiz kalmakla da eleştiriliyor. Partisinin önceki hafta Endülüs bölgesinde gerçekleşen seçimlerde yaşadığı oy kaybı, tam da bu sınıfsal ve ekonomik sıkışmanın bir sonucu olarak yorumlanıyor.

Şunu da hatırlayalım: Brezilya’da Lula, Bolsonaro’ya karşı “cehennemin kapılarını kapamak” amacıyla yola çıktığında arkasında sadece bir siyasi partiler koalisyonu yoktu. Lula, Bolsonaro’nun kriminalize ettiği, yoksullaştırdığı, açlığa mahkum ettiği herkesle, yani Topraksız Kır Emekçileri Hareketi (MST), evsizlerin mücadelesini veren MTST ve yerli halkların haklarını savunan APIB gibi doğrudan taban hareketleriyle organik bağlar kurmuştu. Bu deneyim, bugünün birçok farklı mücadelesi için hala bir turnusol kağıdıdır.

Emek örgütleriyle ve halkın yakıcı talepleriyle (barınma, gıda, güvencesizlik) temas kurmayan bir siyaset biçiminin statükoyu sarsamayacağı onlarca kez tescillenmiştir. Sánchez’e yönelik saldırılardan yarınlara kalan sınav da budur. Bu tür mücadeleler ancak ve ancak tabandan filizlenen, emekçileri ve toplumsal hareketleri özneleştiren bir ittifakla kazanılabilir.

***

KOLOMBİYA SEÇİMLERİNDE JEOPOLİTİK HESAPLAŞMA

Bu sistemik tasfiyenin en güncel örneği bugünlerde Kolombiya’da gözlemlenebilir. Gümrük tarifesi tehditlerinden Venezuela krizindeki askeri müdahale dayatmalarına kadar Trump doktrinine uzun süredir kafa tutan Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun dönemi anayasal sınırları gereği sona ererken gerçekleşen seçimler adeta bir jeopolitik hesaplaşmaya dönüşmüş durumda.

ABD ve İsrail ile askeri ittifakı güçlendireceğini ilan eden Vatan Savunucuları Hareketi adayı aşırı sağcı Abelardo de la Espriella ilk turu önde kapattı. Sol ittifak Tarihsel Pakt’ın (Pacto Histórico) adayı Iván Cepeda ise Petro’nun dahi oy oranını aşarak sol tarihinin en büyük başarısına imza attı ve oyların yüzde 41,13’ünü alarak ikinci tura adını yazdırdı. İlan edilen bu ilk tur sonuçlarının arkasında şaibeli bir sürecin iş başında olduğu ifade edilirken seçim arifesinde somut dış müdahale iddiaları da gündemde. Ekvador Devlet Başkanı Noboa’nın seçim öncesinde sağcı aday Espriella ile görüşüp Kolombiya ürünlerine uyguladığı gümrük vergisini kaldırdığını duyurması, Kolombiya hükümeti tarafından seçim sürecine kasıtlı bir müdahale olarak kınanmıştı.

Petro, ilk tur seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada, eski devlet başkanı Uribe’nin de desteğini arkasına alan aşırı sağcı projenin ilericiliği tamamen ezmek ve hapsetmek üzerine kurulduğunu ifade etti. Petro, bu yapıyı “mafya faşizmi” olarak tanımladı ve tüm kesimleri, halkı ve gençleri gelecek için “Yaşam İttifakı”na çağırdı. Kolombiya gençliği de bu çağrıyı karşılıksız bırakmayarak sokağa çıktı ve kurulan ittifaka desteğini ilan etti.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Zafer Taşkın yazdı: Savaş ekonomisi, sosyal devletin geriletilmesi ve sınıf

Son yıllarda Almanya’da siyasal ve ekonomik tartışmalar giderek daha fazla...

Özge Güneş yazdı: Paris Komünü’nün canlı geçmişi

Geçtiğimiz gün karşıma Paris Komünü’nü ele alan bir kitap çıktı. Merakla...

Enver Şat yazdı: Güneş halkındır

Fosil yakıtların gerçek maliyeti nedir? Sadece elektrik faturasında gördüğümüz rakam...

Umut Can Fırtına yazdı: Faşizmi yenen Sovyetlerin mirası siliniyor: Avrupa’da ‘hafıza temizliği’

Avrupa egemenleri için 2022 yılının Şubat ayı, sadece jeopolitik bir...

Ertan Erol yazdı: Kolombiya’da seçimler, Bolivya’da protestolar

Kolombiya seçimler için sandık başına giderken, ülkede ilk defa...
4,490BeğenenlerBeğen
1,567TakipçilerTakip Et
3,957TakipçilerTakip Et
853AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yonca Özdemir yazdı: Yükselişten düşüşe AKP hikâyesi-I: AKP rejiminin kuruluş aşamaları

AKP iktidarının Türkiye’de CHP’ye yönelik başlattığı operasyonların bayram öncesinde...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

Her yıl Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan ve...

Ceren Ergenç yazdı: ABD ve Çin arasında sıkışanlar

İki hafta önce, ABD ve Çin’in Pekin zirvesinin ne anlama geldiğini...

Özkan Yıkıcı yazdı: Takıntı haline getirirken

Acayip olup da normal halime gelen bir durumdayım. Yine...

Zafer Taşkın yazdı: Savaş ekonomisi, sosyal devletin geriletilmesi ve sınıf

Son yıllarda Almanya’da siyasal ve ekonomik tartışmalar giderek daha fazla...

Özge Güneş yazdı: Paris Komünü’nün canlı geçmişi

Geçtiğimiz gün karşıma Paris Komünü’nü ele alan bir kitap çıktı. Merakla...

Enver Şat yazdı: Güneş halkındır

Fosil yakıtların gerçek maliyeti nedir? Sadece elektrik faturasında gördüğümüz rakam...

Fikret Başkaya yazdı: Politik İslamcı son hamle…

“Eğer görünüş özle çakışsaydı, bütün bilim gereksiz olurdu.” -...

Canlı yayın