yaklaşımlarÖzkan YıkıcıOklar Hizbullah'a doğru yöneltilirken - Özkan Yıkıcı

Oklar Hizbullah’a doğru yöneltilirken – Özkan Yıkıcı

Amerikanın yeni elçisi, ilginç diplomatik açılımlarla uğraşıyor. Aslında daha Ankaraya gelirken, salt Türkiye değil, bölgesel temsilci olduğunu gizlemedi. Belki de senelerdir bir elçi salt elçi değil de daha geniş alana yayılan yetkilerle görevlendirilip uyguladığına tanık oluyoruz. Tom Barak resmen bu rolleri yerine getiriyor. Türkiyeden çok Suriyeden başlayan temasları ve yeni stratejileri dilendiren bir kişilikle gündemleşiyor. Nedense söyledikleri de resmi eksenlerde pek de olumsuz görülmüyor. Nede olsa Amerikanın temsilcisidir. Bölgede diplomasi ile politikanın uygulayıcısıdır.

Son dönemlerde Barak iyice Suriye için suları ısındırdı. Bu arada israile de yolu düşer. Nedense başta Türkiye medyası konuya fazşa ilgi göstermedi. Türkiye yetkilileri ise Ankara elçisi olup aslında Ortadoğu bakanı gibi davranan Baraktan şikâyetçi değildir. Hele de Suriye için söyledikleri, gelecek Türkiyesi için biçtiği çok miletli merkezi devlet yapısına resmi iktidardan eleştiri falan hiç gelmedi. Türkiye’nin tek sıkıntısı, şu Kürtlerin SDG konusunda kendilerinin politikasına da uyum sağlamasıdır.

***

Barak madem bölgesel bakan gibidir, Lübnanı da unutmaması gerekirdi. Üstelik Lübnan tam da açık dış kontrola hazırken. Hizbulahın da işini bitirmek gerekiyor. Zaten İsrail ateşkese rağmen işkali sonlandıracak ilkesine karşın hala dilediği anda Lübnanı bonbalamaya da devam ediyor. Kimse anlaşmada yok demiyor. Haber değeri dahi bulunmaz. Ama gündeme hep Hizbulah taşınır. Örgütün silahsızlandırılması da en önemli yapılacak iş olması istenir. Nitekim Lübnan yönetimi buna teslim oldu. Geçen yazılarımın birinden de belirtilen şekliyle “Hizbulahın silahsızlandırılması” kararı alındı. Bu konuda Amerika hazır. İsrail ise elini ovuşturuyor. Sanki Lübnan ordusu var da ülkeği koruyor havası da estiriliyor. Peşinden anlaşmalar sıralanır. Hizbulahın silahtan arındırılması denilir. Ama anlaşmalarda net olan israilin işkal etiği yerlerden çekilsin veya ateşkese uymahyıp Lübnana saldırmaya devamı haber dahi yyapılmaz. Hemen çelişki de sırıtır: Lübnan ordusu denilir. Ama İsrail işkaline karşı veya yapılan saldırıları önleme durumunda ordu hiç yok. Fakat, Hizbulahı silahsızlandırılmada göreve hazır. Onun yerini dolduracakmış.

Amerikanın bölge bakanı da bunu hızlandırmaya uğraşıyor. Fırsat bu fırsat, hem de israilin soykırım hapma kolaylığı koşulları dahi normalleşmişken, Hizbulahın da işi bitirilse hiç de fena olmaz. Türkiye mi: o zaten ikibin altı işkal girişiminde yerini belirti. Hizbulaha karşı olduğu net olan asker gönderme kervanına katıldı. Nede olsa öteki mezhepdendi.

Hizbulah ise karşı. Ama eski gücünde değildir. Fakat, silahları da devrederse, geleceği epey karanlık. Lübnan ise net açık dış işkaler diyarıyla anılmaya devam denecek. Zaten son Ortadoğu projesinde Hizbulah tasfiye edilecek örgüt boyutundaydı. Öyle provakasyonlar oldu iki en basit ticari ilişkiden, İsrail katliyamlı suikast çıkarıp Hizbulahı yıprandı. Kimse uluslarası ticaret kuralı falan da demedi. Şimdi tam fırsat: Hizbulahı destekleyecek güçler yok. Suriye tam da batının kıhyamında. Hizbulaha karşı HTŞ de fırsat bekliyor. Yeni yayılma roluyla da cihatçı kuşağı geliştirme şansı da olacak. İsraile karşı direniş ekseninin en iyi örgütü olan, Lübnan işkalini engeleyen Hizbulah, şimdi ülkesinin işbirlikçileriyle son darbeği yeme sürecine sokuldu. Yönetimin silahsızlandırma kararı ve hazırolda israilden HTŞ yapısına, ülkedeki adı barış gücü olan B.M. güçleri hepsi çulanma heveslisidir. Lübnanı eni bir girdaba sokma politikası hazırolda. Arap rejimleri de mezhepselik hastalığı ile işbirlikçi kul bağlarıyla oyunda oynatılan kukla sahnesine çoktan sokulmaya hazır.

Belli ki tarih durmuyor. Siyaset dondurmakla bitmez. Fırsatlar unutulan birçok hamleyi yaratır. Şimdi hem de Ankara elçisi ve esas görevi Ortadoğu bakan gibi yetkiliyle de taşlar yerine konulmaya uğraşılıyor. Rahatladık denilirken yeniden saldırı merkezine kolayca konulursunuz. Lübnan yakın tarihte işgallere karşı önemli direniş gösteren Hizbullah’ı kurban etmeğe hazır. Tıpkı öncesi Filistin’i etiği gibi. Hepsinde bölge ülkeleri de rol alması tesadüf değildir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya yanıyor

Günlerdir değişik şekilde haberleri izlemek de güç. Gerçekten, dünya...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya futbol kupası şampiyonası sürerken, kaçırılanlar!

Sıcak hava demeden, birçok skandallarla daha başlamadan damga vurulan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından bir hüzün yazısı

Aslında bilip de tereddütle yaşadığım bir haber gibiydi. Zaten...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,928TakipçilerTakip Et
887AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: AKEL’in sosyal demokrat bir partiye dönüşme vakti geldi

Sol partiler, sağlıklı bir demokrasinin işleyişi için vazgeçilmezdir; çünkü...

Selim Kuneralp yazdı: Kıbrıs: En iyi iyinin düşmanıdır

En iyi iyinin düşmanıdır tabiri hem İngilizce hem de...

L. Doğan Tılıç yazdı: Deniz’ler… Burada ve diri!

Deniz Göktaş, başına ne geleceği çoktan belli olmuşken, memlekete...

Mustafa Kara yazdı: Ölü Deniz’de gölgeyi yargılamak: Şaka bitti mi?

2 Temmuz 2026, İstanbul Havalimanı. Pasaport kuyruğunda, kendi deyişiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

‘Erkek aklın nükleer programlarına karşı küresel direniş örülmeli’

Nükleer silahlanmanın iktidar anlayışının en görünür araçlarından biri olduğunu...

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

İki yıl önce OECD’nin 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı özgün...

Canlı yayın