yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖğretim doğallaşması - Özkan Yıkıcı

Öğretim doğallaşması – Özkan Yıkıcı

Son günlerde artık bataklığı aşan çirkefin saçtığı pislikler güncelleşmek zorunda kaldı. Türkiyedeki mafya çeşitleme gelişmeleri, K. Kıbrısta yeniden müdahalelerle şekillendirmeler ve içte yalanla talanın saydamlaşıp artık çuvala sığmaması durumu eğitime dek yansıdı. Sektörlerde rant ve mafyacılık yolsuzlukla güzelleşip artık sorgulanma zorunluluğuna dek sokuldu. Bir makamlık döneminde tam 16 ünüversite izni veren makamcı ilk kemere takılan şanlılardan oldu. Herkes konu yanına “nereye dek gidecek” sorusunu da sormaya başladı. Artık sökülmeye başlayan çorap en başta eğirimi sarmalarken, eklenen her olgu sistemin tümüne ayna yeniden tutmamıza da yararlı oldu.

Hepsine dokunmak mümkün değil. Makale sınırlı. Ama bu defa bir eğirim doğaşlaması yapalım. Nelerin olup da bir şey değişme yerine “yola devam” edilmenin doğaşlama dolaşımını yapalım.

****

Daha sistem oluşurken mübarek ilişkiler temel oldu. Yandaşa göre paylaşım ve torpil ilkesi eğitimin de ayağına kurşunlar sıkmaya başladı. Örneğin, Öğretmen kolejine girişteki torpiler, kulüplere dek varan kontejanlar çoktan unutuldu. Yine öğretmen ihdiyacı olup ünüversite çıkışlı olmasına karşın sıf yandaştır diye lise diplomalıların öğretmen yapılması gayet kolay şekilde yapıldı. Değişik laflar söylendi. Yine daha ileri gidip lise diplomalının dört yıl geçici öğretmenlik yamasıyla öğretmen sauılma rüşveti de verildi. Burada öğretmen olmayan ve ünüversite çıkışlının az olduğu süreci kastetmiyorum.

Neyse, gelelim sahteleme meşurluklarına: Ahmet Derya sağdır. Doksanaltı yılında tam da makamdan gidecek ken, bonbayı patlatı. Tam altı sahte lise diploması verildiydi. Bu diplomaları alanların ise önemli birokrat makamlarına konulduğu da hemen akla geldi. Hat da önemli siyasal birokrat görevlerine de atananlar oldu. Ama altı sahte diplomaları kimse ileriye taşımadı..

İki yıl sonra DAÜ olayı patladı. Uluslararası ilişkiler son sınıf öğrencileri, sınavda Kıbrısın yerini dahi gösteremeyen öğrenciler çıktı. Siyasalın ünlü profesörü de bunları eleştirip bölümü tamamlatmadı. Etraf kaynadı. Öyle kaynadı ki benim hocaya uyardığım gerçeği hoca pratikte yaşadı. DAÜ den resmen kovuldu. Yine devamında hem de Türkiye medyasında da çıkan haberler vardı. Kıbrısa dahi gelmeden diploma alanların olduğu açıklanıyordu. Ama tınan yoktu.

Bazı sahte diploma veya adaya gelmeden diploma alan konusunu yazdım. Hemen rahmetli ismet Kotak başta olmak üzere bana yazmamamı, ekoomik deyer ve göz bebeklerimiz laflarıyla karşılık verildi. Ünüversiteler artıyordu. Örneğin DAÜ ve Lefke ünüversitesinde görevden almaya varan davranışların da arkası gelmedi.

***

Kervan sürdü. İlk ve orta eğirim artık kamusaldan çoktan çıkarıldı. Özel okular, dersaneler ve evdeki ders vermeler konuyu adeta ticari rüşvet randına çevirti. Üstelik ikidebir de sınıf direk geçirilerek okuların sınav dönemini de daha anlamsız hale sokuldu. Bol ünüversite gelişmesi ise parayı öde diplomayı al tekerlemesini yaratı. Artık kolay ünüversite diploması alma dönemi de başladı. Bol bol dıştan öğrenciler de sosyal alt yapısı yaratılmadan dolduruldu. Konu sektörleşme olarak da övüldü. İşe alınanlar ve nol kira evilerinin kazancı insanlarda yeni kazanç ekseni de oluşturuldu.

Uzatmayalım: Kemal Dürüs döneminde bol bol izin verildi. Tam 16 ünüversite izni verildi. Şu anda konu olan SRB de ayni dönemde izin verildi. Omorfolulara ayran yaptırıldı. Ama daha konu gündeme gelirken, arazi oyunları da gazetelerde yine de yazıldı. Örneğin, Kemal beyin izin verdiği sayının güneyde tüm ünüversite sayısının çok üstündedir. Ama dedik ya burası ünüversiteler adası olacaktı ve oldu. Cenet mi ise tek iyi olmayan alan da öğretimdi. Diplomaların sorgulandığı bilginin deyerinin sıfırlandığı ortam oldu. Hem sahte hem de kolay diploma imgesi sonucun kendisi oldu. Köyler dahi yıkık evlerin milhoner arata hayali ile ünüversite istiyordu. Kalkınma ve istihtamın ikinci önemli atresi ünüversite oldu. En önemli tartışma ise başta KTMMOB mimarlık konusunda ve TBB tıp fakültesi alaında uyarılar oldu. Kimse takmadı. Bol doktor kolay diploma adeta herkesin gözünü karartı.

Ünüversite kaydı artık inan kaçakçılığından tutun kaçak işçiliğe dek etki yaptı. Ojluşumlar oldu. Sonuç elbet bir yerden patlayacaktı. Ünüversite içi, ünüversiteler arası, yönetim pasta kavgası, Türkiye Kıbrıs eksenli ve Türkiyedeki gelişmelerin buraya yansımaları gibi birçok alanda patlama dinamiği vardı. Nitekim son STB olayının arkasında hangisini korsanız var. Hepsinin de yararlanacağı bölümler var. Ama kim fırsatı kulanıp kazanır o biraz karışık. Bu arada gözden kaçırmayalım: konu yargı alanında da epey sarsıntıya adaydır. Yargıda nereye dek gidilecek, yargıdan çok güçler dengesinden yakalanacak. Nitekim Turgay Avcı tutuklama süreçlerindeki çelişkiler bunun mesajıdır. Ama kim fırsatı kulanır net değil. Üstelik şimdilik söylenenler Türkiye sahibi ile buradaki işbirlikçilik kırılmasının başlangıç olduğu ifade ediliyor.

Yargıdaki tehlike şu: herkes olayın sarhoşluğunda ordan oraya savrulurken, örneğin çaktırılmadan gizli tanıkla tutuklama yapma emsaliyle yargımıza sokulması olanaklıdır. Önceki sanmak fiyili ile suçlamaların yapılıp uyguanması veya yasak kitap olayı sanırım gereken uyarıyı da almak önemlidir. Metin bey bu konuda gayet tecrübelidir. Kulağımıza küpe olsun.

Sonuçta, öyle bir ünüversite sahte diploma hikayesi yazılmaya başlandı k daha baştan en üst birokratlardan tutun ünüversiteleri denetlemesi gereken YÖDAK dek uzadı. Eski makamcılar, birokratlar, mukayyitler ve müdürler.. dahası da var. Şimdiden korkup da “acaba” endişesinde olan siyasiler de var. Vekil ile makamcı adı da var. Fakat en pişkin yine eğitim kurumu başındaki kişide. Herhalde Nobel pişkinlik ödülü de ona verilsin. Baalım pimle oynanan ünüversite konusu onca pastasına ve karışanın çeşitlenmesine karşın nereye dek gidecek. Yargı çaktırmama değişimine dönüşecek mi. Bu soruları dikkatli izleyerek anlayacağız.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya futbol kupası şampiyonası sürerken, kaçırılanlar!

Sıcak hava demeden, birçok skandallarla daha başlamadan damga vurulan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından bir hüzün yazısı

Aslında bilip de tereddütle yaşadığım bir haber gibiydi. Zaten...

Özkan Yıkıcı yazdı: Davranış net

Havalar ısınırken, savaş daha nefes alırken, ikinci mutabakat alanından...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tam bir sistemsel rol ülkesi: Katar

Son Ortadoğu çatışmaları sık sık duyduğumuz gelişmelerdir. Özellikle de...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,931TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü Kabul Edebilir

Eğer Kıbrıslı Rumlar, çözümün uygulandığını, toprakların geri verildiğini, garantilerin...

Ecehan Balta yazdı: 35×35: Fosile Elektrikli Makyaj

COP31’e giderken Türkiye’nin iklim diplomasisinde öne çıkardığı yeni hedefin...

Serdar Paulo Erdost yazdı: Komünistler Graz’da güven tazeledi: Fırtına ortasında kızıl bir vaha

Avusturya’nın güney eyaleti Steiermark’ın başkenti Graz’da belediye başkanlığı seçimini...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...

Ceren Ergenç yazdı: Çin platformlarına gümrük duvarı: Aynı verginin iki ucunda Türkiye

Avrupa Birliği 1 Temmuz’da, değeri 150 avronun altındaki paketlere...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Canlı yayın