Kıbrıs iktibasHare YakulaNumune ve aslında var olmayan kadın temsili! - Hare Yakula

Numune ve aslında var olmayan kadın temsili! – Hare Yakula

Cinsel organımız bilindiği andan itibaren, hepimize, cinsiyetimize bağlı birçok görev ve sorumluluk atanır. Kız gibi ve oğlan gibi olmak öğretilir. Nelerden hoşlanmamız gerektiği, hangi oyunları oynamamız veya hayallerimizin neler olabileceğine kadar her şey toplum tarafından belirlenmiştir. Kadınsanız yemek pişirmeniz, yaşadığınız yeri temizlemeniz, çocuğa veya yaşlıya bakmanız, onların taşımacılığını yapmanız, “süslü-bakımlı-seksi” olmanız beklenir. Erkeklerden ise beklenen; işe gitmek, tatminkâr para kazanmak, sözünün dinleneceği bir statü sahibi olmaktır.

Kadınlar, ev içi özel alana hapsolmuşken erkekler, sosyal iletişim ağlarını geliştirebildikleri kamusal alanın parçasıdırlar. Kamusal alanda edindikleri becerilerle örgütlere veya siyasi partilere dahil olabiliyorlar. Erkekler vasat dahi olsa siyasi tartışmalara dahil olabiliyorken genellikle kadınlar sorumlulukları gereği bugün ne pişiririm ya da neyi nerden satın alabilirim sohbetleriyle zaman harcıyorlar. Temsiliyet yani siyaset yapmak, politika konuşmak zaten erkek işi olarak görülüyor. Baksanıza, bilmem kaç yıldır devam eden bir siyaset programının adı “Er Meydanı”. Çoğunlukla da konukları erkeklerdir zaten!

Birkaç ülke dışında, dünya genelinde kadın temsiliyeti erkeklere nazaran çok daha azdır. Niteliksel anlamda kadınların sesi olabilmesi ve kadın haklarına dair politikalar üretebilmesi için kadınların, niceliksel temsiliyeti gereklidir. Peki, şu an kadınların temsiliyet sayıları, deneyim aktarımları yeterli midir? Tabii ki değildir. Kesinlikle kadınların temsiliyet oranı artırılmalıdır. Bunun için geçici pozitif ayrımcılık önerilmektedir. Hayat boyu yemeğinizi hazırlayan, çamaşırınızı yıkayıp ütüleyen, çocuğunuzu büyüten, yaşadığınız ortamı temizleyen kadınların sizden geçici bir süre pozitif ayrımcılık talep etmesi çok mu abestir?

Dünya genelinde var olan bu eşitsizliği gidermenin yöntemlerinden sadece bir tanesi, cinsiyet kotası uygulamasıdır. Siyasi temsiliyet alanında kısa sürede etkili olan cinsiyet kotası uygulaması, birçok ülkede kullanılmaktadır. Adından da anlaşılacağı üzere kadın değil cinsiyet kotası! Yani erkek temsiliyet oranı belli oranda azalırsa kota uygulaması bu kez erkeklerin lehine kullanılacaktır. Yani uygulama, her iki tarafın da temsiliyet hakkını gözetmektedir.

Cinsiyet kotası uygulaması ile erkek temsilciler, demokratik anlamda iyi bir imaj yaratmayı başarmış durumdalar. Bu kez ise kadınlar demokrasi imajı olarak kullanılıyorlar. Herhangi bir değişikliğe yol açmayacak şekilde, duyarsızlık ve ayrımcılıkla suçlanmamak için bazen tek bazen ise önemsiz sayıda kadın temsilci veya üye gösterilerek yapılan tokenizm yerine şimdilerde kota uygulaması çok daha fazla kullanışlı. Çünkü kotanın tokenizme göre demokratlık sosu çok daha bol!

Kota uygulaması kadınların, erkek etki alanı içerisinde ilerlemesine neden oluyor ve kalıp yargıları yıkamıyorsa amacına ulaşmıyor demektir. Kadınlar, bunu erkeklerin bir lütfu olarak görüyor ve ataerkil pazarlık yapıyorsa durum çok daha vahimdir. Kendi yararını her şeyin üstünde tutma eğilimiyle bencillik, toplumsal bir biçim almış demektir.

Örgütlerde, sendikalarda, siyasi partilerde kadın sayısının artırılması kadınların temsilini gerçek anlamda sağlıyor mu? Kadın temsilciler, kadınların temsili noktasında fark yaratabiliyorlar mı? Kadın temsilciler kadınların çıkarlarını önceleyen faaliyetlerde bulunuyor mu? Yani, kadınların niceliksel temsili niteliksel temsili beraberinde getiriyor mu?

Bu soruları sorup yanıtlayarak özeleştiri yapmalıyız. Örneğin; Gece kulüplerinde pasaportlarına el konulmak koşuluyla çalıştırılan kadınlar yokmuşçasına, gece kulübü sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen Gece Kulüpleri Çalıştayı kime hizmet etmiştir?

Feminizmi araçsallaştırıp yerleşilen parlamentoda, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe ve yasalar geçirilmedikçe en basiti ped, lüks tüketim kalemiyle vergilendirilmeye devam edildikçe kürsüden yapılan popülist ahkamlar dinlenmeli midir?

Kadın öğretmenlere 1. ve 2. sınıf cinsiyetçi görev dayatması devam ettikçe, cinsel eğitim müfredata dahil edilmedikçe ve seksist müfredata itiraz edilmedikçe eğitim sendikaları, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlamalı mıdır?

Devlet hastanelerinde kadınlar kürtaj yaptıramadıkça, kız çocukları rahim ağzı kanseri aşısına erişemedikçe sağlık bakanının kadın olmasıyla övünülmeli midir?

Ve kadınları eve hapseden muhafazakâr ideolojinin politik ürünü Aile Çalıştayına katılıp, katkı koyarak çalıştayı meşrulaştıran hukukçuların cinsiyet eşitliği ve adaleti için mücadele ettiğine inanılmalı mıdır?

Şimdi tekrar düşünelim: Kadınların niceliksel temsili, niteliksel kadın temsilini beraberinde getiriyor mu?

Diğer yazıları

Sömürgecinin dayattığı Siyasal İslam’a karşı Kemalizm sığınak değil çıkmaz sokaktır! – Hare Yakula

Yaz tatili sonrası okulların açıldığı ilk hafta “Şarkı bilen,...

Kuru vajinaların ticarileştirildiği küresel ağda bir durak: Kuzey Kıbrıs – Hare Yakula

Sarı saçlı, beyaz tenli genç bir kadın Burhan Nalbantoğlu...

Hi Barbie! – Hi Feminizm! – Hi “Düzene” hizmet eden kadın vekiller! – Hare Yakula

Barbie’de yaratılış miti göndermesi…1968, Kübrik imzalı “2001: A Space...

KKTC/ Potemkin köyü aldatmacası/ Üç Başlı Ejderha/ Sığındım Köklerime – Hare Yakula

1787 yılında Grigori Potemkin, İmparatoriçe II. Katerina’nın ziyareti nedeniyle,...

Gökkuşağının kriminalizasyonu ve kutuplaştırma siyaseti sömürgedekine de düşer! – Hare Yakula

Tarihe bakılınca eşcinsel ilişkiyi yasaklama ve kriminalize etme politikası...
4,446BeğenenlerBeğen
1,530TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
834AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kamu yararı yargılanırken – Gözde Bedeloğlu

Bu ülkede kamunun yararını gözetmek, halkın sağlığını ve hakkını...

Çernobil’in 40. yılında COP 31’e giderken: Nükleer enerjiyle zamanın gaspı – Pınar Demircan

Enerji politikalarının küresel siyaseti belirlemesi, iklim krizini yalnızca çevresel...

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...

İhmal zatürresi, sivil ölüm, yargısal taciz – Pınar Öğünç

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nün hemen ertesinde, önce...

Devletsiz bir ulusun ulusal sineması – Kıvanç Eliaçık

Filistin sineması, ‘Filistin’de çekilen’ veya ‘Filistin’i anlatan’ filmlerden çok...

Parsy Zartarian: “Surp Magar hepimizin hafızası”

Alevkayası’nın derinliklerinde kaderine terk edilen Surp Magar Manastırı, yıkılma...

Büyük Küresel Kurumu Kıbrıs’ta Ağırlayalım – Takis Hadjigeorgiou

Eski Avrupa Parlamentosu üyesi Takis Hadjigeorgiou, Kıbrıs Meclisi'nin yeni...

Canlı yayın