yazılariktibasNiye doğru, nesi doğru, kime doğru? - Abdullah Aysu

Niye doğru, nesi doğru, kime doğru? – Abdullah Aysu

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi3.com
Kategori:

Gıda fiyatları aldı başını gidiyor. İnsanların geliri yerlerde sürünüyor. Yaşayabilmek için gerekli gıdanın fiyatları karşısında ücretler her gün, her saniye eriyor. Paranın alım gücünde gerileme önlenemiyor. Doğdukları dünyanın topraklarında doyamamak insanları geriyor. Buraya kadar sabredip okuyan okuyucunun; “Eeee ne var yani, bunu bilmeyen mi var? Zaten biliyoruz!” dediğini duyar gibiyim. Evet haklısınız! Sen, ben, bizler, onlar herkes biliyor.

Neyi bilmiyor(uz)?

Tencerelerin yarım yamalak kaynadığını ama yarın kaynama garantisi olup olmayacağını bilmiyoruz. Çokuluslu şirketlerin yarattığı kriz her yerde. Herkesin beynine çöreklendi yılan misali ve kanıksandı. Bundan nasıl çıkılacağı bilinmiyor. Daha pek çok şey bilmiyoruz. Çünkü tünelin ucunda ışık yok. Hükümet, “uyguladığımız tarım politikası doğru”, muhalefet “yanlış!” diyor. Bir kayıkçı dövüşüdür devam edip gidiyor. Devam eden kayıkçı dövüşü çokuluslu şirketlerin sömürüsüne perde oluyor, sürmesini sağlıyor.

Gelelim saadete

İşin aslı şu: hükümet mevcut tarım politikaları konusunda doğruyu söylüyor. Yani hükümetin uyguladığı tarım politikası ‘doğru’. Durun, hemen ne diyor bu demeyin, şaşırmayın. Önce niye doğru, nesi doğru, kime doğru onu konuşalım.

Hükümet küçük ve orta çiftçiyi ayakta tutmayacak, ortadan kaldıracak politikalar sahneliyor. Bunun için destekleri hem az veriyor hem zamanında ödemiyor. Bunun olumsuz etkisi ile çiftçi borçları 200 milyarı aştı, 250 milyara doğru gidiyor. Çiftçi borçlarının 4 milyarı takipte şu an. Yine hükümet ürün fiyatlarını maliyetler civarında belirliyor. Bu yüzden üreticiler toprağını ekemiyor, çiftçiliği bırakıyor. Bunlar ve çiftçi aleyhine uygulanan diğer pek çok politika sonucunda Türkiye’deki çiftçi sayısı 500 binin altına geriledi. SGK verilerine göre, 2011’de 1 milyon 121 bin olan çiftçi sayısı Haziran 2022 itibarıyla 490 binlere indi. İşte bu rakamlar da AKP hükümetinin uyguladığı serbest piyasa politikalarının doğru olduğuna tanıklık ediyor. Çünkü bizim “battık, yandık kül olduk” dediğimiz şeyler hükümetin bildiği şeyler. Bilmediğinden veya bilmeyerek zarara uğratma halleri değil. 1980’den bu yana her alanda olduğu gibi tarımda da uygulanan neoliberal politikalar AKP ile doruk noktasına ulaştı. Önceki hükümetler ve 20 yıldır hükümet olan AKP neoliberal politikaları doğru, eksiksiz, hatta fazlasıyla çokuluslu şirketler lehine uyguladı(lar). İşte böyle. Hükümetler çokuluslu şirketler için arımda serbest piyasayı – doğru, bir tamam- uyguladıkları için üreticiler çiftçiliği bırakıyor, tarım çöküyor. Gıda krizi yaşanıyor.

Muhalefet ile niye tencere kapak?

Muhalefet, tarımda uygulanan neoliberal politikalara karşı net değil. “Fiyatlar şöyle olsun, destekler az, borçların faizlerini sileceğim v.b” deniyor. Bunlar yanlış değil ama eksik ve kalıcı çözüm sağlamaz, çözülecek/çözecekler güveni vermez. Bu politik tarzla iktidar tura muhalefet yazı oluyor. O zaman yanlış olan ne? Yanlış olan tarımda neoliberal politikanın uygulanıyor olmasıdır. Neoliberal politikalarla tarımın kan ve doku uyuşmazlığıdır. Yani sorun sistemdedir. “Orasını şöyle, burasını böyle, düzeltiriz işi hallederiz” basitliğinde bir durum değil içine düştüğümüz girdap. Tarımın içine düşürüldüğü girdap sistem kaynaklıdır. Sistemi kökten değiştirmeyi öngörmeyen bir politik eksiklikle muhalefet

İktidar ile tencere kapak olur. Evet, iktidarın doğrusu sermayenin-çokuluslu şirketlerin doğrusudur, başarı diye anlattıkları çokuluslu gıda, tarım ve ecza şirketlerine kazandırdıklarıdır. Çiftçilerin mesleğini yapamaz duruma getirilmesi, tarımın şirketleştirmesi politikalarıdır. Bu da çiftçilerin ve halkın yararına değildir. Sistem deşifre edildiği, ondan kopulduğu oranda çiftçi mutlu, halk gıda krizinden kurtulur. Ancak halkın bugünden sistemden kopulacağını, yeni bir sistemin inşa edileceğini duymaya ve bilmeye ihtiyacı var. Ama flu değil net biçimde.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

Kansu Yıldırım yazdı: Devlet geri dönmüyor, sermaye devletten yeni bir şey istiyor: Sanayi burjuvazisi neden “girişimci devlet” istedi?

Hâkim liberal söylemin aksine sermaye sınıfı, dönemin ihtiyaçlarına göre...

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Özge Güneş yazdı: Latin Amerika’nın geleceği Brezilya’da oylanacak

Brezilya 4 Ekim’de cumhurbaşkanını ve Kongreyi seçmek üzere sandığa gidecek....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Canlı yayın