yaklaşımlarMurat KanatlıNe kadar karıştırırsak, o kadar iyi! - Murat Kanatlı

Ne kadar karıştırırsak, o kadar iyi! – Murat Kanatlı

Başlık Can Yücel’den aşırma, Sevgi Duvar’ında Can baba “ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi” demişti, son dönemdeki tartışmaları düşünürken aklıma bu dizeler geliyor…

Anti-militarizm konusu ‘tartışılıyor’. Tartışılıyor kelimesi tırnak içinde çünkü amaç gerçekten bu mu değil mi konusunda samimiyet, tartışmalı!

Anti-militarizm konuşulurken aniden şiddet kabulü tartışması açılıyor ve tartışmanın göbeğine oturtuluyor… Aslına yapılmaya çalışılan, anti-militarizmle direk bağlantısı olmayan pasifizmi karıştırmaktan başka bir şey değil ama Can babadan bozarak alıntı yaparsak ‘ne kadar karıştırırsak, o kadar iyi’ methodu ile birileri tartışma yürütme niyetinde…

Anti-militarist eylemlerden rejimin rahatsız olduğu açık, konuşmaya bile değmez. Hatta saldırgan tavırlarını her eylem, her açıklama sonrası net ortaya koyuyorlar… Buradaki tuhaflık, kendini solda sayanların anti-militarizm karşı olan ‘duyarlılığı’!

‘Hade söyle bana, devrimi neyle yapacağız’ tartışması… Devrim, silahlı mücadele, şiddet, anti-militarizm… Bunlar iç içe sokularak anti-militarizm kötüleme çapası! Anti-militarist devrimci olunamayacağı iddiasını yaygınlaştırmakta!

İnternette kısa bir araştırma ile şiddeti buluyoruz,

“Şiddet sözcüğü dilimize Arapçadan giren bir sözcüktür. “Peklik”, “sertlik”, “sıkılık” anlamları vardır. Anlamı bu haliyle, İngilizce ve Almanca’daki karşılıklarından bazı farklarla ayrılır. Örneğin İngilizce violence sözcüğü Latince violentus ve violare’den gelmektedir. Cebri, kuvvetli, hiddetli, sert, zorlu, taşkın anlamlarına gelen ilki Wade’e göre “bir şeyin yapılma tarzını” vurgularken, diğeri yani violare, incitmek, zarar vermek, bozmak, lekelemek, tecavüz etmek, zorlamak, çiğnemek, ihlal etmek anlamlarına gelip “yapılan şeyi” vurgular. Dolayısıyla sözcüğün İngilizce kullanımının Latince köklerinde göze ilk çarpan şey, biri genel olarak kuvvet fiilini gerektiren diğeri de ihlal etmeyi içeren iki temel anlamının olduğunu çıkarmaktayız.”

Militarizmi ise Ayşe Gül Altınay’un yazısından alırsak;

“Ordu kavramının Fransızca karşılığı olan militaire (İngilizce: military) etimolojik olarak Latince “askerlik ve savaşa dair” anlamına gelen militaris’e dayanmaktadır.”

“Militarizmin en genel tanımlarından birini Avrupa tarihçisi Michael Howard (1976, 109) yapmıştır: “askeri altkültüre ait değerlerin toplumun egemen değerleri olarak algılanması.” Bu ifade biraz daha genişletilerek militarizm, askeri değer ve pratiklerin yüceltilmesi ve sivil alanı şekillendirmesi olarak tanımlanabilir.”

Arada bağlantı var mı? Var! Ama bu bağlantıyı militraizm ve şiddeti ayni düzleme getirerek yapamazsınız, çünkü militarizm şiddeti de araç olarak kullanır.

Bu nedenle aslında anti-militarizm derken diğer başka yönleri ile birlikte söylenmeye çalışılan şey zorun ve şiddet araçlarının kurumsallaştırılması yani şiddete değil, şiddetin kurumsallaştırılmasına karşı olma anlatılmaya çalışılmaktadır.

Peki şiddetsizlik! Herhalde söylemeye dahi gerek yok, sözlük anlamı ile şiddetten arınmış olması anlamı akla gelir ama ta 1920leden başlayan eylem araç ve tekniklerini de tanımlar… Anti-militarist olduğunu deklere edenlerin çoğu eylemlerde şiddetsizliği ön plana çıkarırlar…

Şiddetsiz kampanya konulu bir el kitabının tanıtıldığı WRI’nın web sayfasında;

“Bireylerin şiddetsizliği benimsemelerinin farklı nedenleri vardır. Kimileri şiddetsizliği arzu edilen toplumsal değişimlerin gerçekleşebilmesinde etkili bir teknik olarak gördüğü için savunur, kimileri de şiddetsizliği bir yaşam biçimi olarak uygulama çabasında olduğu için. Burada bir spektrum (farklı derecelerin bulunduğu bir hat) bulunur; birçokları da ikisinin arasında bir yerlerdedir.”

“Mülkiyete zarar verme konusu tartışmalı olabilir. Kimi şiddetsizlik aktivistleri mülkiyete zarar vermekten kaçınırken kimileri mülkiyet hasarının muhalif için bir cezai bedel olduğuna inanırlar.”

Yani şiddetsizlik ile Budist rahiplik arasında uçurum vardır…

O zaman nasıl olur da devrim yapma ile anti-militarizm çelişir?

Bir amaca giderken araçlar ve teknikleri kutsayarak, onları zaman ve mekandan kopararak değerlendirmek solun bazı kesimlerinin zaafı oldu, ama buna dayanarak, yapay başlıklar üzerinden toplumsal muhalefeti bölme, bazı yapıları gruplayarak dışlamaya çalışmak eski bir hastalıktır!

Bu nedenle birileri tarafından başlatılmaya çalışılan anti-militarizm tartışması, güncel değil, zorlamadır! 2-3 aydır süren tartışmaların sonunda günlük bir gazetede siyasal alanın ‘sol liberaller’ ile devrimciler arasında kalın çizgilerle bölündüğü ilan edilmişti. Bu nedenle zorlamadaki amaç kendilerince kalın çizgilerle bölündüğü ilan edilen durumun meşrulaştırılması gayretidir.

Bu nedenle ne kadar karıştırırsalar, o kadar iyi!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Canlı yayın