Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluNaciye: Bir kadının, bir ülkenin ve bir duanın unutulan yüzü - Levent...

Naciye: Bir kadının, bir ülkenin ve bir duanın unutulan yüzü – Levent Atikoğlu

Bazı insanlar sessizliğiyle hatırlanır. Naciye de öyleydi. Bilmediği bir dilde okuduğu dua, çok şey aldı götürdü ondan. Sesindeki titrek harfler, Tanrı’ya değil, kendi içindeki boşluğa çarpıyordu. Anlamak bir inançtı, anlamamaksa kabullenmenin başka bir biçimi. Oysa onun inancı, çoğu zaman susarak var oluyordu. Kokulu çay, badadez, boğazına takılan kılçık oğlunda paniğe sebep oldu. Ne kadar absürt annenin en küçük bir boğulma vakası. Bir panik, ölümü ise hafif…

Küçük ayrıntılardı ama hepsi birer işaretti; hayatın hep kenarından ısırıldığı, hiçbir lokmanın tam yutulmadığı bir kaderin işaretleri. Yıllar geçtikçe, kendi içine açılan delikler büyüdü. Annesinin gençliğinde başlayan bir ihmaller zinciri, onda tamamlanmış gibiydi.

Hatırlıyorum; Kingston’dan döndüğümde kemikleri sayılıyordu. Ama gözlerinin içi hâlâ gülüyordu. O gülüş, sanki dünyaya “ben hâlâ buradayım” deme biçimiydi.

Temizlenip tekrar kirlenmek, onun hayatının özeti gibiydi. Ne kadar yıkanırsa yıkansın, kir her defasında geri dönerdi. Yine de o kire rağmen içinde bir masumiyet taşırdı; saf ve şeytan arasında gidip gelen bir ışık. Şahlanırdı bir at gibi gülüşü.

Bir ilkbahar günü babasının tayini çıktı kahveye ve sonra aniden başka bir coğrafyada varolmaya başladığı. Şillura mezarlığı.

Köydeki herkes belgeleri, emirleri konuşuyordu; kasaphanede bile devletin sırları dolaşırdı ama kimse Naciye’nin gidişini konuşmadı.

Onu unuttular, tıpkı ihmal edilen her şeyi unuttukları gibi. Oysa ben o yaşta, yirmimde, onun düştüğü yerden bakmayı öğreniyordum hayatın çırpınışlarında.

Bir gün, yavaş yavaş, “uykuda ölme korkuları” oldu bunun adı. Düğüm düğüm cümlelerle başlarken gün, tansiyon hapı girdi aramıza. Lewisham Kütüphanesi’ne gittiğim ilk günü hatırlıyorum: Alice Walker okuyan bir kadın votkadan yudum alıyor, dünyayı umursamıyordu. Bizse bir dilin kenarında, bir duanın içinde, nefes almayı unutmuştuk.

Naciye, en çok yeşili severdi. En çok o nefes alırdı. Perdeleri kapatan İngiliz kadına imrenirdi bazen; çünkü o kadın, utanmadan var olabiliyordu. Bizse hep ölçülüydük, hep temkinli.

Amcamın görünmeyen uzuvları, komşuların gizli dedikoduları, devletin unuttuğu mallar, küflü kerpiç duvarlar… Hepsi aynı hikâyenin devamıydı: ihmallerin sessizliği.

Yirmi dokuz yıl boyunca o ev, sahibini aradı. Örümcek ağlarına, sıcak havaya dolamıştı telaşını. O ev gibi biz de eksik yaşadık; ne tam sahip olabildik, ne tam vazgeçebildik.

Şimdi bazen, gece uykum kaçtığında, onun yüzünü hatırlıyorum. Gözlerinin içindeki o temizlik, sanki hâlâ beni çağırıyor. Belki dua hâlâ bitmedi. Belki biz, hâlâ aynı dilde susuyoruz ayrıntılarda…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Canlı yayın