iktibasKavel AlpaslanLenin’in 102. ölüm yıl dönümü: Bir mozolenin ‘eskiye’ kafa tutuşu - Kavel...

Lenin’in 102. ölüm yıl dönümü: Bir mozolenin ‘eskiye’ kafa tutuşu – Kavel Alpaslan

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Kızıl Meydan zihinlerimizde hep ‘Sovyet deneyimiyle’ özdeşleşti: Askeri geçit törenleri, Kremlin’in tepesinde dalgalanan kızıl bayrak, posterlerle süslü duvarlar… Kafamızdaki net imgelere karşın burası Sovyetler Birliği gibi geçmişin ekonomik ve toplumsal ilişkiler ağını temsilde hiç de doğru bir adres değil.

Meydanın algımızdaki boyasını biraz kazıdığımızda altından çıkan her taş bize ‘eskiyi’ hatırlatıyor: Kızıl bayrağın dalgalandığı yerin 18. Yüzyıl’da inşa edilen Çarlık Rusyası’nın Senato Sarayı; özel günlerde Lenin ve orak çekiçli armaların asıldığı yapınınsa 19. Yüzyıl’da neoklasik tarzda inşa edilen alışveriş merkezi GUM olduğunu unutuyoruz. Askeri geçitlerin güzergahı da 16. Yüzyıldan kalan meşhur Aziz Vasil Katedrali ile 19. Yüzyılda inşa edilen Ulusal Tarih Müzesi arasında kalıyor.

Çeşitli dönemlerde inşa edilmiş ve farklı mimari akımları yansıtan binalar ‘gelenekseli’ ve ‘eskiyi’ temsilde ortaklaşıyor. Zaten Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Meydanın gerçek kimliğini görmek için artık süse ihtiyaç kalmadığını düşünürsek, bugün hepimiz kafamızdaki görüntüyle orantısızlığı atacağımız kısa bir turda fark edebiliriz.

**

Fotoğraf:Wikimedia

Fakat bu manzaraya baş kaldıran tek bir yapı var: Lenin Mozolesi. Boyu diğerlerinden kısa, işlemeleri diğerlerinden çok daha basit ve genel itibariyle ‘kaba’ duruyor. Ve tam da bu özelliklerinden güç alarak geçmişe meydan okuyor.

Ekim Devrimi’nin lideri Vladimir Lenin, 102 yıl önce bugün soğuk bir Moskova akşamında hayatını kaybetti. Bedeni mumyalandı ve Kızıl Meydan’da inşa edilen Lenin Mozolesi’ne yerleştirildi. Bir asrı aşkın bir süre boyunca milyonlarca insan tarafından ziyaret edildi.

Başkent Moskova’nın kalbindeki Kızıl Meydan’a önce Sovyet mimar Aleksey Şusev tarafından tasarlanan bu yapının içi de en az dışı kadar sıra dışı. Kapıdan girdikten sonra karanlık bir merdivenle aşağıya iniyorsunuz. Burası size kabir ve yas hissini hissettiriyor. Ancak asıl salonda birden karşınıza Lenin’in ta kendisi çıkınca ‘ölüm’ hissi yerini daha farklı bir duyguya bırakıyor. Bolşevik önderin mumyalanmış bedeni öylesine canlı duruyor ki bir an için Lenin camı kırsa ve ayaklanıp dışarı çıksa fazla şaşırmazsınız gibi geliyor.

Lenin’in ölümünden sonra Sovyet yönetimi arasında ‘mumyalama’ fikri tartışma yaratır. Politbüro toplantısında kimileri bu fikrin ‘Ortodoks azizlerine yapılana benzer bir saklama şekli’ olduğunu savunarak karşı çıkar. Ancak Lenin’in fikirlerindeki ‘ölümsüzlüğü’ vurguladığı gerekçesiyle mumyalanarak korunma fikri baskın çıkar.

Başta Lenin’in naaşı için geçici bir ahşap yapı inşa edilir. Ardından nihai mozoleyi seçmek için bir tasarım yarışması düzenlenir. Kazanan Şusev olur. Fakat gerek Şusev’in bugün bildiğimiz tasarımı, gerekse diğer önerilerin hemen hemen hepsi Ekim Devrimi’nin geçmişle hesaplanışını mimari bir dille aktarmayı hedefler.

Şusev’in mozolesi üzerinden gidecek olursak; geometrik, basit ve keskin hatlarda burjuva sanat mirasına radikal bir cephe alır. Barok ve ayrıntılı süslemelerle arasına net bir çizgi çeker. Bu da onu Antik Mısır ve Mezopotamya mimarisinin piramidi andıran üçgen tasarımıyla buluşturur.
Ayrıca alçak ve yatay biçim de bilinçli bir siyasi tercihtir. Şusev, Çarlık döneminin -Moskova’nın merkezinde de izini sürebileceğimiz- gösterişli, dikey mimari yerine halkla aynı seviyede, ‘ulaşılabilir’ bir anıt tercih eder.

Diğer alternatif tasarımlardan da bahsetmek gerek. Sovyet avangart mimarisinin önde gelen isimlerinden Konstantin Melnikov, Hareketli mekanik parçaları olan, ‘kinetik’ bir anıt tasarlar. Böylece diyalektik bir dinamizmi mozoleye yansıtmayı amaçlar. Bunun haricinde ‘dünya küresi’ ya da sadece ‘dev bir küp’ gibi tasarımlar da basitliği nedeniyle son 25’e kalır. Fakat yine de Şusev’in piramidin aynı zamanda kademeli yapısıyla ‘ilerleyişi’ sembolize edişi belirleyici olur.

**

Fotoğraf: Wikimedia

Elbette keramet yapıda değil. Lenin’in devrimci düşüncesi, çarpıcı bir tasarıma gömüldüğü için ölümsüz olmuyor. Kendi tabiriyle daha önce hiç çıkılmamış bir dağın dağcısı olduğu için aradan geçen bunca zamana rağmen hâlâ Lenin’in hayatını konuşuyoruz. Bize siyaseti bükebilme cüreti verdiği için onu ölümsüz görüyoruz. Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünyaya doğru en davetkar ve en gerçek adımı atmış olması bütün mezar taşlarından daha değerli bir miras.

Ölüm yıl dönümü denince belki kategorik olarak ilk akla kabrin kendisi gelir. Fakat genelde onu genel anlamıyla düşünür, ayrıntılarıyla ölümü düşünmeye fırsatımız olmaz. Lenin Mozolesi bunun ilginç bir örneği.

Moskova’daki mozole bugün varlığıyla hâlâ geçmişin köhnemiş mimarisine kafa tutuyor. Bu da Lenin’i anmak için güzel bir fırsat olsa gerek.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Kavel Alpaslan yazdı: Mostar’ın sınıfsal fay hatları

Bosna dendiğinde aklımıza başkent Saraybosna’dan önce Mostar’ın meşhur köprüsü...

Kavel Alpaslan yazdı: Komünizm bitti de antikomünizm bitmedi mi?

Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ‘aşırı-solu’ güncel...

Kavel Alpaslan yazdı: ‘Aşçı, köfteleri tazele! Ülkemizi NATO’ya kötü göstereceksin!’

Normal şartlarda Ankara, bürokrasi trafiğine alışkın bir kent. Hatta...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,240AboneAbone Ol

Son eklenenler

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Canlı yayın