yaklaşımlarÖzkan YıkıcıLatin Amerika’dan “Orta Doğu kıskacında yeni yıla başlarken” - Özkan Yıkıcı

Latin Amerika’dan “Orta Doğu kıskacında yeni yıla başlarken” – Özkan Yıkıcı

Tekrar yazmaya gerek var mı? Evet, var. Çünkü öylesi olaylar sonrası değerlendirmeler oluyor ki ister istemez temel analiz ilkesinin inkârıyla başladığı gözden kaçırılmaması gerekir. Yeni yıla dileklerle girdik. Herkes daha iyi umutlarını soğuk havada sıcak nefes gibi verdi. Daha kötüsü olmama istekleri sıralandı. Sıralandı da sıralandı. Sevinçlerle yıl karşılandı. Oysa yaşanılan gerçekler vardı. Üstelik örtülü değil, açık ilanla önümüzdeki günleri sözlerin ötesinde ablukalarla, tehditlerle, yalanlarla örülen propagandalarla ve aldatmacalarla bombardıman yapılmaktaydı. Yalanın üstüne gelecek diye de saldırı, baskı ekleniyordu. Onun için olanlar sürpriz değil, sistemin genel stratejisinin adımlarıydı.

Doksanlarda açıklanan genel Avrasya stratejisinden günümüz son Trump’ın ulusal güvenlik koruma stratejilerine kadar hepsi aynı hedefi gösteriyordu. Demek ki olanlarda yanlış bir şey yoktu. Yanlış olan, olanları algılatma propaganda şekliydi.

Yeni yıla girdik. Oldukça dehşetli hamleler oldu. Olanlar sistemin adeta aynada akan resimleriydi. Önceden malum olan, doğrudan Amerika’nın Latin Amerika’ya yüklenmesi ile özünde ilk hedef Venezuela’ydı. Öte yandan Orta Doğu’da da ısınma hamlelerle sürüyordu. Hepsinde merkez Amerika iken, Orta Doğu’da ek olarak İsrail temel ortak olarak bölgesel rolünde öncü oluyordu.

Suriye’de cihatçı gelecek ile ilhaklaşmanın yapısal özünde, cihatçı ortak yönetimle yerleşmeler oturtulmaya uğraşılıyor. Tabii ki Suriye üzerinde hegemonya kurmak isteyen bölgesel güçler —Türkiye, İsrail gibi— hamlelerini sık sık açık propagandalarla da yapıyorlar. Bu da yalanın bol, manevranın değişken olmasını getiriyor. Örneğin SDG ile Şam’daki destekli cihatçı HTŞ anlaşma yaptık deseler de uzlaşıyoruz havasını bazen Amerikan eşliğinde sunarken, Türkiye ısrarla SDG’nin mutabakata uymadığı yönünde propagandalı çelişkiler üretmektedir.

Ama Orta Doğu ağırlıklı hamlelerin çok yönlü olarak İran’a yöneleceği de senelerdir denemelerle, açık savaşlarla zaten kanıtlanmıştı. Bu yıla İran iç ayaklanma, Trump’ın açıkça “vururuz” ilanıyla yaşadık. İsrail–Amerikan görüşmelerinin de sene sonunda yapıldığı, İsrail’in izin istediği de biliniyor. İran’da isyan noktasına giden tepkiler ve saldırıya açık İsrail–Amerikan gerçeğinde sene gayet sıcak başladı.

Latin Amerika ise doğrudan Amerika’nın hedefinde. Seneye girerken Venezuela’ya hâlâ saldırı sürüyordu. Nitekim anlaşıldı ki hava durumuna da bağlı olarak yılbaşında değil de havanın daha uygun olduğu birkaç gün sonra yeni yılda hamleler yapıldı. Askerî saldırılarla Maduro resmen kaçırıldı. Sonra da onun New York’ta yargılanacağı ilanı geldi. Ama Trump bu: peşinden olayın özünü de onca yalan içinde gerçek doğru olarak açıkladı; hedef petroldü. Kendilerince Venezuela petrolü onlarınmış. Piyasaya süreceklerini, derinleştireceklerini ilan ediyordu. Venezuela’nın petrolde dünyada birinci olduğunu çoğu bilmez. Çünkü petrol ile Orta Doğu özdeşleştirilmiştir.

Bu şu yanıtı da veriyor: Amerika için ezber, Orta Doğu petrolü öncelikli değildir. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı dahi kapatması durumunda başka alanlarla artık kolayca dengeleme şansı da oluyor. Ama Venezuela petrol ağırlığı da artırılacaktır. Yeni açıklama da şudur: Belirli bir döneme dek Venezuela’yı Amerika’nın yönetmek istediğini bizzat Trump açık ve net sözlerle herkese açıkladı. Öyle ya, ilk avucunu yalayan da barış ödülüne dek konumlandırılan Nobel ödülü Madurazo oluyor.

Devamı da hemen geliyordu. Amerikan Dışişleri Bakanı daha ileriki hedefleri vurguladı: Küba, Kolombiya ve Meksika. Küba zaten uzun yıllardır Amerika’nın hedefindeydi. Kolombiya ise özellikle son dönemdeki eski gerilla liderinin devlet başkanı olmasıyla Amerika’nın hiç işine gelmiyordu. Meksika’daki sol kadın başbakandan da Amerika memnun değildir; açıkça hedefe koyuyor.

Ek bilgiyi yeniden buraya koyalım: Amerikan yasalarına göre savaş ilanı ve işgal etme durumlarında senatoya anlatıp onay ister. Trump bu sıyrılmayı buldu. “Narko” ifadesiyle teröristlerle mücadele yaftasını koyup, savaş yapsa da işgal etse de senatodan onay istemiyor. Onun içindir ki devirmek istedikleri Venezuela yönetimi için senato onayı yerine doğrudan karar almanın silahı da Maduro’yu uyuşturucu karteli lideri ilan etmekti. Bunu da herkes neredeyse yalan olduğunu bildiği hâlde yaptı.

Daha ileri giderek uluslararası hukuk falan belgesini ayağının altına çiğneyerek Maduro’yu alıyor, yargılama adına da Amerika’ya kaçırıyordu. Eşit devlet gibi yasal ilkeler bir anda buharlaştı. Trump’a bu durum özellikle Maduro’nun kaçırılmasıyla sonlanan süreçte ağzından “BM kararları, uluslararası hukuk” diyenlerce hiç dile alınmadı.

İlginç bir nokta da şu: Maduro New York’ta yargılanacak. New York’ta şu anda belediye başkanı, kendine demokrat sosyalist diyen Mandani olmaktadır. Mandani bu gelişmelere eleştiri koyan kişilerden biridir. Onun için konu Amerika’da da tartışılacaktır. Ama tartışılmayacak bir yer var: Üstelik ağzına hep uluslararası hukuku koyan coğrafyada; Kuzey Kıbrıs da dâhil. AB öğretim merkezleri de aynı merkezde. Ama işimize gelince kendi yalanlarımızı haklı göstermek adına “uluslararası hukuk” demeyi bizim foncularımız gayet güzel ekranda yapıyorlar.

Kısaca yeni yıl epey ısınarak başladı. Yeni alanlar da var. Bir yandan savaş çağrıları silahlanmalarla tırmanırken artık uluslararası kuralların da buharlaştığı günlerden geçiyoruz. Herhâlde birisi “AB” deyince Ukrayna’dan başlayıp Suriye’ye gelip oradan Venezuela’ya açılacaktır. Afrika ise zaten hiç göz önünde olmadığı için orasına dokunan da olmayacaktır. Ama neoliberalizmin çürüdüğü, kapitalizmin epey krizlerle boğuştuğu gerçeklerini de yok edemeyecekler. Hele emperyalist çağın özünün işlediği hayatı durdurup da pembeleştirme şansı hiç yok.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs müziğinden bir kesit

Kuzey Kıbrıs'ın sosyolojik yapısı darmadağın oldu. Karmakarışık bir hâle...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Canlı yayın