iktibasGözde BedeloğluKKTC sandığa gidiyor, Tatar TC desteğiyle galibiyet arıyor - Gözde Bedeloğlu

KKTC sandığa gidiyor, Tatar TC desteğiyle galibiyet arıyor – Gözde Bedeloğlu

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Türkiye, son beş yıldır Kıbrıs’ta ‘iki devletli çözüm’ formülü üzerinde duruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, düzenli aralıklarla, adada kalıcı çözüm için federasyon defterinin kapandığını ve iki devletli çözüm dışındaki herhangi bir formülü müzakere etmeyeceklerini duyuruyor. 2020 yılında gerçekleştirilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçiminin favori adayı Mustafa Akıncı, iki devletli çözüm anlayışı ile başarı şansı olmadığını belirterek federasyon üzerinde yoğunlaşılmasının daha akılcı olduğunu söylüyordu. AKP iktidarının açıktan hedef aldığı Akıncı, Erdoğan’ın ‘iki devletli çözüm’ formülünü savunan Ersin Tatar’a az bir oy farkıyla yenildi. Tatar, beş yıllık görev süresi içinde müzakere masasına oturmayan ilk Kıbrıslı Türk toplum lideri oldu. Bir yandan Türkiye’nin seçimlere müdehale iddiası, diğer yandan bol kepçe dağıtılan vatandaşlıklar ve seçmen sayısındaki dikkat çeken artış, Kıbrıslı Türklerin iradesinin ne derece sandığa yansıdığına dair soru işaretleri barındırıyor.

KKTC’Yİ 42 YILDIR TANIYAN KİMSE YOK

Erdoğan, geçen ay gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Kıbrıs meselesinin defalarca denenmiş ve tüketilmiş olan federasyon modeli üzerine inşa edilemeyeceğini, adada iki ayrı devletin ve iki ayrı halkın olduğunu söyledi. Ve tıpkı bir önceki yıl söylediği gibi, uluslararası toplumu KKTC’yi tanımaya ve diplomatik, siyasi, ekonomik ilişkiler kurmaya davet etti. Erdoğan talebini tekrarlayadursun, KKTC’yi, kuruluşunun ilan edildiği 15 Kasım 1983 tarihinden beri tanıyan yok. 18 Kasım 1983 günü, BM Güvenlik Konseyi’nin onaylanan 541 sayılı kararında, KKTC’nin bağımsızlık deklarasyonunun yasal olarak geçersiz olduğu belirtilmiş ve bütün ülkelerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nden başka bir Kıbrıs devletini tanımaması istenmişti. 11 Mayıs 1984 tarihli 550 sayılı kararında da, bir kez daha KKTC’nin tanınmaması çağrısı yapılmış ve ‘Türkiye tarafından işgal altında kalan kısmı’ notu düşülerek, KKTC’nin ayrılıkçı hareket ile kurulduğu belirtilmişti.

GARANTÖRLÜK HAK DEĞİL SORUMLULUK

Erdoğan’ın, bölgesel bir çatı olmanın ötesine geçerek küresel bir aktör olma yolunda ilerlediğini söylediği Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye üç ülke, Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan, Nisan ayı başında Kıbrıs Cumhuriyeti’yle diplomatik ilişki başlattı. 1. Avrupa Birliği-Orta Asya liderler zirvesinde 12 milyar Euroluk yatırım anlaşması imzalayan ülkeler, böylece Türkiye’yi adada ‘işgalci’ olarak tanımlayan BM Güvenlik Konseyi kararlarını da kabul etmiş oldu. KKTC’yi, Türkiye’nin ısrarlı talebiye gözlemci üye olarak kabul eden TDT üye ülkelerinin bu hamlesi, kimi çevrelerce büyük bir ihanet olarak yorumlandı, kimilerine göre ise Türkiye’nin KKTC’nin gözlemci üyelik ısrarı Türki devletleri AB karşısında zor durumda bıraktı. AB’nin bölgeye yapacağı 12 Milyar Euro’luk yatırım taahhüdünü “12 milyar Euro için KKTC’ye ihanet ettiler” diye yorumlayanlar da çoktu. Ama AKP’yi, KKTC’nin tanınmasında başarısızlığa uğradığı için eleştiren CHP’nin aklına, neden olmayacak duaya amin dendiğini sormak gelmedi. Zira hem BM’nin 541 ve 550 sayılı kararları hem de altına imza attığı Garanti Antlaşması gereği Türkiye, Kıbrıs’ın toprak bütünlüğünü ve güvenliğini devam ettireceğini taahhüt etmiştir. Burada ne ‘Taksim ne Enosis’ denmiştir. Türkiye, sadece Kıbrıslı Türklerin değil adanın tamamının garantörüdür. Ve Erdoğan’ın ağzında düşürmediği ‘garantörlük hakkı’ da aslında bir hak değil sorumluluktur.

TDT ÜYE ÜLKE VATANDAŞLARINA ÇALIŞMA İZNİ

Neyse, iktidar Türki devletlerin ‘ihanetini’ çabuk atlattı. TDT’nin 12. Zirvesi 6-7 Ekim tarihlerinde Azerbaycan’da gerçekleştirildi. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın da katıldığı zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “iki devletli adil çözüm yolunda, Türk Dünyası’nın Kıbrıs Türkü kardeşlerini yalnız bırakmadığını memnuniyetle müşahede ediyorum” dedi. Erdoğan, bir AB ülkesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti’yle diplomatik ilişkilerini güçlendirmeyi seçen ve bu doğrultuda KKTC’nin yasa dışı ilan edildiği BM kararını onaylayan Türki devletlerden ‘iki devletli çözüm yolunda’ nasıl bir destek aldığını düşündü bilebilmek zor. Ama ortada gerçekten bir memnuniyet olacak ki, Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan yeni kararnameye göre, TDT üyesi ülkelerin vatandaşları artık Türkiye’de çalışma izni veya vatandaşlık şartı aranmadan istihdam edilebilecek ve ticari faaliyette bulunabilecek. Düzenleme, 10 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. TDT’nin 12. Zirvesi’nin sonuç bildirisinde ise Kıbrıs sorununun, adadaki mevcut gerçeklere dayanarak, müzakere edilmiş, karşılıklı olarak kabul edilebilir ve uygulanabilir bir çözüme ulaştırılması ihtiyacı vurgulandı.” Türkiye’nin ‘iki devletli çözüm’ fikrine açıktan destek sunan olmadı. Şaşırtıcı olan Türki devletlerin KKTC’yi tanımamış olması değil, bunun gerçekleşmeyeceğinin bilinmesine rağmen, gözlemci üyeliğin tanınmanın önünü açacağına dair yapılan bomboş propagandaydı.

PEKİ YA TC, KKTC’Yİ NE KADAR TANIYOR?

Peki dünya devlet olarak saymıyor da bir tek Türkiye mi tanıyor KKTC’yi? Evet. Yapılan resmi açıklamalar o yönde. Diğer yandan Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) olarak andığı AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor. Ama sorduğunuzda birçok Kıbrıslı Türk’ün aklına şu örnek gelecektir: “Türkiye’nin futbol takımları Güney Kıbrıs’a gelerek maça çıkıyor ama KKTC takımlarıyla oynamıyor.” 2022 yılında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından organize edilen Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’na katılan Kıbrıslı Türk sporcu Doğukan Ulaç, genel klasmanda birinci olmuştu. Dünyanın pek çok ülkesinden katılımın gerçekleştiği yarışta ödülünü almak için kürsüye çıkan Ulaç’a, KKTC bayrağı açması için izin verilmedi. Organizasyon Komitesi’nin sunduğu gerekçeye göre, yarışta sporcuları bulunan Rusya ile Ukrayna’nın savaşı nedeniyle spora siyasetin karıştırılmaması istenmişti. Oysa, KKTC’nin eşit egemen devlet olduğunu ısrarla tüm dünyanın kabul etmesini talep eden Türkiye’den, üstelik kendi ev sahipliğinde yapılan bir uluslararası etkinlikte, KKTC bayrağını dalgalandırmanın kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak görülmesi beklenirdi.

MECLİSTEN ‘İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM’ KARARI

Pazar günü Kuzey Kıbrıs sandığa gidiyor. Türkiye’nin ‘iki devletli çözüm’ formülünün tek seçenek olduğunu savunan mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, seçim çalışmalarını Türkiye’den gelen ‘misafirlerle’ geçirdi. Süleyman Soylu, Hulusi Akar, Cevdet Yılmaz, Mustafa Destici, Ümit Özdağ, Hüyesin Yayman, Fatma Şahin, Binali Yıldırım… Tatar için hepsinin bir ucundan tuttuğu seçime günler kala, KKTC hükümeti de boş durmadı ve meclisten, Kıbrıs sorununda iki devletli çözümün destekleneceğini ilan eden bir karar çıkardı. Muhalefet partilerinin katılmadığı oylama sonucu hükümet federasyon seçeneğini ortadan kaldırdıklarını açıkladı. Tatar’ın en yakın ve güçlü rakibi, ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) adayı Tufan Erhürman, ‘iki devletli çözümün’ Kıbrıslı Türkler’i daha da yalnızlaştıracak bir formül olduğunu düşünüyor. Federal bir çözüm arayışıyla müzakerelerin yeniden başlaması gerektiğini söylüyor. Erdoğan’ın federasyon yerine ‘yeni’ bir çözüm olarak sunduğu ‘iki devletlilik’ yeni olmadığı gibi herhangi bir sonuç da doğurmadı. Eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 1994 yılında, federasyonu tek çözüm şekli olmaktan çıkaran bir kararın oy çokluğuyla KKTC Meclisi’nden çıkarıldığını hatırlattı. Kararda, müzakere için ayrı egemenlik konusu öne çıkarılmıştı.

ORTAK HAKLAR MI, AYRILIK MI?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, muhalefetin katılmadığı ve oy çokluğu ile seçime üç gün kala alınan bu  kararın Kıbrıs Türk halkının iradesini yansıtan önemli bir adım olduğunu söyledi. Egemen bir devlette, başka bir ülkenin eski-yeni siyasetçileri neden ve nasıl seçim çalışmasına katılır ki, sorusu ortada duruyorken, Yılmaz, “Türkiye olarak, Kıbrıs Türkü’nün, kendi kararlarını alma ve geleceğini belirleme iradesine desteğimiz sürecektir” dedi. ‘İki devletli çözüm’ formülü ile ayrılıp, adadaki tüm ortak haklardan vaz mı geçilecek sorusuna KKTC ve TC iktidarı tarafından tatmin edici bir cevap verilemedi. Ne yazık ki egemen iki devlet tezini savunmak ya da rutin olarak dünyaya KKTC’yi tanıyın çağrısı yapmak çözümün önünü tıkamakla eş değer.

“SEÇİMİ KESİNLİKLE KAZANMALIYIZ”

Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiye’nin onaylamayacağı bir adayın sandıktan çıkamayacağına dair yaygın bir inanç vardır. Erdoğan, 19 Ekim’de kim seçilirse seçilsin Türkiye’nin Kıbrıs politikasının belli olduğunu söyleyerek çizgiyi çekti. Ama Tatar’a destek olmak için adaya giden Mesut Özil’e, “bu seçimi kesinlikle kazanmalıyız” demeyi de ihmal etmeden…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Gözde Bedeloğlu yazdı: Lefkoşa-Ankara Hattında ‘İç Hat’ Düğümü

Kuzey Kıbrıs hükümetinin Ankara temasları sonrası duyurduğu “Ercan Havalimanı’nın Türkiye iç hat benzeri...

Gözde Bedeloğlu yazdı: İhtimalen suçlu, resmen hapiste

Ankara 7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor....

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta veri skandalı: 364 bin kişinin sağlık ve kimlik bilgileri Dark Web’e sızdı

Yenidüzen gazetesinden Tümay Tuğyan’ın özel haberine göre, siber saldırganların Kuzey...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Tarikat Şeyhi evine, hasta tutsaklar hücreye!

Türkiye bu büyük skandalı, Timur Soykan’ın titiz gazeteciliği sayesinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Nükleer tehdit ve Akdeniz’in geleceği

Kuzey Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşım savaşlarının ve ekolojik yıkımın...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: AKEL’in sosyal demokrat bir partiye dönüşme vakti geldi

Sol partiler, sağlıklı bir demokrasinin işleyişi için vazgeçilmezdir; çünkü...

Selim Kuneralp yazdı: Kıbrıs: En iyi iyinin düşmanıdır

En iyi iyinin düşmanıdır tabiri hem İngilizce hem de...

L. Doğan Tılıç yazdı: Deniz’ler… Burada ve diri!

Deniz Göktaş, başına ne geleceği çoktan belli olmuşken, memlekete...

Mustafa Kara yazdı: Ölü Deniz’de gölgeyi yargılamak: Şaka bitti mi?

2 Temmuz 2026, İstanbul Havalimanı. Pasaport kuyruğunda, kendi deyişiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

‘Erkek aklın nükleer programlarına karşı küresel direniş örülmeli’

Nükleer silahlanmanın iktidar anlayışının en görünür araçlarından biri olduğunu...

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

İki yıl önce OECD’nin 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı özgün...

Canlı yayın