Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluKıbrıs’ta doğmak; haktan hak doğurmak - Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta doğmak; haktan hak doğurmak – Levent Atikoğlu

Şu anda büyük bir linç ve saldırı kültürünün içinde buluyoruz kendimizi. Haberin kaynağına, doğruluğuna bakılmadan, ekleme-çıkarma ya da çarpıtma ihtimali düşünülmeden bir saldırı düzenleniyor.

Sosyal medyada gündemden pay alma telaşıyla, gerçeklikten uzak bir öfke hâkim. Muhalif olmak, Kıbrıs’ın kuzeyinde adeta yapay bir varoluş biçimi haline gelmiş durumda; hak temelli değil, haklardan hak doğurmaya çalışan, samimiyeti sorgulanabilir bir kültür oluşmuş gibi.

Bu saldırılar, insanı dünyadan ve yaşadığı coğrafyadan uzak, soyut bir yere savuruyor. Genç bir kadının ölü bulunduğu, ucunun polise de uzandığı bir süreç devam ederken yaşanıyor bütün bu nefret söylemleri, ve tahammülsüzlük örnekleri…

İdeal enternasyonal bir Kıbrıs hayalinde, farklılıkları yalnızca kısmen ve hiyerarşik biçimde kucaklayarak değil, herkesin kurtuluşunu savunan kapsayıcı bir hak arayışıyla ilerlenmesi gerekir. Ancak bu mücadele, bazı koşullarda anlam kazanabilirken, bazı koşullarda da oldukça zorlaşabiliyor.

Bugün, sosyal medya üzerinden klavye şövalyeliğine dönüşen saldırılar, üniversite öğrencisi olan Sude’yi hedef almış durumda. Haktan hak doğurmanın imkânsızlığı, Kıbrıs’ın işgal koşulları altında bir gerçekliktir. Elbette ki Kıbrıs Cumhuriyeti zemininde, yasalardan hakkı olan herkes kimlik ve pasaport alabilmelidir. Ancak işgal altındaki bölgede, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrol edemediği bir alanda, bu haklar konusunda birçok engel olduğu da açıktır.

İki resmi dil üzerinden yapılan tartışmalar, dilin ne kadar uzağında olduğumuzu da gözler önüne seriyor. Oysa Kıbrıs’ta, iyi niyetle mücadele eden, yaşadığı coğrafyanın dillerine düşman olmayan gençlere ihtiyacımız var. Konuşulan dillerin resmi dil olması da gerekmez; yeter ki ortak yaşama iradesi gösterilebilsin.

Eğer Kıbrıs’ın kuzeyi işgal altında olmasaydı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolünde, müdahalesiz bir coğrafyada doğmuş olsaydık, bu ülkeyi sevmek, bu ülkede var olmak ve yaşatmak için verilen mücadele çok daha eşit şartlarda gerçekleşebilirdi. Ancak ne yazık ki, geçmişte “Kıbrıs’ta doğmuş” gibi gösterilerek vatandaşlık alınmış örnekler varken, şimdi yalnızca iyi niyetle önerilen bazı kriterlerin bu kadar büyük saldırılara konu olması düşündürücüdür.

Kıbrıs Cumhuriyeti, Avrupa Birliği toprağı olan bir ülke olarak kuzeyi işgal altında olduğu için “internal process” (iç süreç) dediğimiz bir prosedür yürütmektedir. Bu süreç, karma evliliklerden doğan çocukların da hak sahibi olmasını engelleyebilmektedir. Sadece kuzeyde doğmuş olmaları ve ebeveynlerinden birinin Kıbrıslı olmasına rağmen, Cumhuriyet’in kontrolü dışında kalmaları, onları eşit haklara ulaştırmada engel teşkil edebiliyor. İşgal rejiminden kurtulmadan, Cumhuriyet’in haklarına tam erişim sağlamak, bugün için mümkün görünmemektedir.

Keşke bu kadar insani kriterler —örneğin yaşadığımız coğrafyanın dillerini bilmek, kültürel ve sosyal faaliyetlerde birlikte yer almak— bu denli büyük bir saldırı aracı haline gelmese. İşgal koşullarında vatandaşlık verilmesi için öne sürülen kriterler arasında en insancıl olanları bunlardır. Bu kriterleri eleştirmeden önce, yaşadığımız bölgenin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolü altında olmadığını unutmamak gerekir.

Hal böyleyken, normal koşullarda vatandaşlık hakkı kimsenin karşı çıktığı bir mevzu değil, ama işgal koşulları altında, kapsayıcı ve aynı ülkede birlikte yaşamak için hiçbir irade göstermeden, iki toplumlu, çok toplumlu görünürlüğü desteklemeden, pasif bir hak beklentisi içine girmek, sadece kimlik ve pasaport hakkını talep etmek için güneyde eylem yapmak, çözüm için değil, çatışmaya yönelik hak talebi imajı veriyor sanki. Ve arkasında başka motivasyonların olduğu ihtimali hissini doğuruyor. Bunun insan ve çocuk hakkı gaspı olduğunu söylemek, samimi ve temeli sağlam olan, işgal altında olmayan, normal koşulların olduğu bir Kıbrıs’ta söylenebilirdi sadece…

“Herkes biraz Rumca, herkes biraz Türkçe bilsin” ve buna benzer diğer insancıl ifadeler, gerçekçi ve kapsayıcı öneriler bile bu kadar büyük saldırılara yol açabiliyorsa, gençlerin fikir beyan etmeye korkar hale getirilmeye çalışıldığı bir ortamla karşı karşıyayız demektir… Bu çok üzücü….


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,936TakipçilerTakip Et
881AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da...

Ecehan Balta yazdı: Mega GES’in gölgesi: Ovakışla’da güneş kimin için doğuyor?

Bitlis Ovakışla’da yaşanan GES direnişi, yenilenebilir enerji tartışmasının en...

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” teriminin Alman işçi sınıfının...

Mahir Ulutaş yazdı: Yeniden Hürmüz Boğazı krizi üzerine

Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasıyla tetiklenen süreç, küresel enerji piyasalarında modern...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta veri skandalı: 364 bin kişinin sağlık ve kimlik bilgileri Dark Web’e sızdı

Yenidüzen gazetesinden Tümay Tuğyan’ın özel haberine göre, siber saldırganların Kuzey...

Arif Bektaş yazdı: İngiltere’nin yeni başbakanı olması beklenen Burnham: Kapitalizm dostu ‘sosyalist’!

Yaklaşık iki yıllık başbakanlığı döneminde sağcı politikalar uygulayan İşçi...

Yücel Özdemir yazdı: Ankara Zirvesi öncesinde önemli hamle: ‘Avrupa NATO’su mu?’

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ev sahibi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Canlı yayın