arşivAli SarıtepeKendi korkularımızı yaratmalıyız – Ali Sarıtepe

Kendi korkularımızı yaratmalıyız – Ali Sarıtepe

Kategori:

Siyaset her zaman duru halde görünme biçimine sahip olmaz. Onun duru hale gelmesi, genellikle nelerin yapılmamasının altını kalın çizgilerle çizerken; yapılmaması gerekenler ‘karakterlerinin yapısal özellikleri de ‘nelerin yapılması’ gerektiğinin ifade hali olur.

Bu bağlam da:

Türkiye; ekonomik, sosyal ve siyasal olarak aşamadığı sorunlarını tekrar kriz haline getirmesi durumundadır.

Kapitalizm kendi yapısal karakteri olan krizlerden kurtulamayacağı gerçeği, tek tek ülke ekonomileri krizlerinin; o ülke yönetme tarzlarının ortaya çıkarmış olduğu ekonomik, sosyal, siyasal sorunlar yumağının toplamı olan krizler olacağı gerçeğini değiştirmez.

Gelinen nokta da; toplamda yönetme basiretsizliğini tek tek alanlarda –ekonomik, sosyal, siyasal- şahikasına çıkararak, yönetmeyi kendi bekasının olmazsa olmaz haline yüklemesi.

2002 itibari ile iktidar olan AKP, AB müktesabına uyum sürecinden; kendi varlığını koruma ve devam ettirme sürecine evirerek (ekonomik, sosyal, siyasal yolsuzluklar iddiasından kendini korumak ihtiyacına binaen) iktidarını en kötü haline getirmiştir.

AKP’nin (nedenleri ne olursa olsun) Türkiye gerçeklerine uygun politikalar üretme sürecinde; bu günkü adıyla HDP olan özgürlük-barış-demokrasi şemsiyeli ittifaklar da, Türkiye gerçekliğinde yapılması gerekenleri gösterirken; yapılmaması gerekenlerin de altını ısrarla çizmekteydi.

Bu ara da akla şu soru düşebilir.

CHP ve MHP bu yazıya neden konu olmadı.

Allah iyiliklerini versin. Dinleme, görme, anlama ve öğrenme meziyetleri durumunda olmadıkları için; ne söylense nafile.

7 Haziran 2015 seçimlerinde yurttaşların sözü, siyasal tercihleri çarpan karakter haline gelmiş durumdadır. Gücünün bu karakteri, ona her seçimde nasip olan bir hal değildir.

Siyasetleri; çürümüş AKP, köhnemiş CHP-MHP eylem ve düşünme halleriyle Türkiye toprakları yaşayanlarına deva olmaktan tamamen çıkmış durumdadırlar.

Bu durum da:

Türkiye seçmeni siyasi iradesini belirleyip parlamentoya yansıtacağında; korkularına ve alışkanlıklarına teslim olmamalıdırlar.

Onda kristalize olmuş, oluşturulmuş olan kuşkular ve korkular Türkiye gerçekliğine ve kendi sağduyusuna tekabül eden korkular manzumesi halinden oluşmamaktadır.

Osmanlıdan gelen ve TC’de de varlığını devam ettiren ‘kadim devlet’ ‘aslolan devlettir’ anlayışı perspektifinde, devlet kurumlarının her türlü aygıt hallerinin günün her saati empoze ettikleri bu anlayışın, halkın; özgürlük-barış-demokrasi içerisinde yaşama arzu ve taleplerine ket vurma anlayışı zorunluluğudur.

Yurttaşların bilincinde yaratılmış olan ‘korku’ ‘kadim devlet’ ‘aslolan devlet’in saltanatının sürdürülmesi; iktidara egemen aracı olmaktan öte bir karakter olmadığının görülmesi gerektiği bir mecburiyet halindedir.

Yurttaş bilincinde yaratılmış olan bu korkunun, yurttaşlarla olan ilişkisinin en tam anlatımı şudur:

Demokrat olma, demokrasiyi savunma.

Özgürlüğü savunma ki, başka özgürlükler seni ilgilendirmesin.

Barışçı olma ki, her türlü egemenlik ilişkilerine karşı eşitliği savunmayasın (Militarist ve hegemonik düşünme halinle önce kendini militarize edeceksin ve akabinde militarizmin zapt-u raptında topluma militarizmi egemen etmiş olasın.)

Türkiye’nin prangası olarak her tarafına dolandırılmış olan bu zihniyet; ne ülkeye ve ne de ülke yaşayanına iyilikler, güzellikler getirmiş haldedir.

Bize egemen etmiş oldukları bu korkuları, kendimizden son damlasına kadar kazıyıp; insan olma halimize denk düşen yeni korkularımızla kendimizi donatmalıyız.

İnsanoğlu:

Eşit olmalı, baskı kurmamalı.

Sömürülmemeli, sömürmemeli.

Özgürlükçü olmalı ve özgürlüğü savunmalı.

Demokrat olmalı, demokrasiyi savunmalı.

Ve başta kendisiyle olmak kaydıyla barışçı olmalı ve barışı insan yaşamının olmazsa olmazı görmeli.

Bu korkular son zerresine kadar insanidir ve insanlığın geleceği içindir.

Bize yüklemiş oldukları korkular insani kimliğe uygun düşen korku halleri olmadığı için:

İnsani değer korkularımızı kendimize rehber edip,

yeni yaşamın anahtar kelimeleri haline getirmeliyiz.

Siyaset irademize de rehber etmeliyiz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,927TakipçilerTakip Et
904AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz’a gelirken 2

Bugün 15 Temmuz. Hem Kıbrıs hem de Türkiye için...

Mahir Ulutaş yazdı: Emperyalizmin Askeri Yapay Zekâ Projesi: Veri Sömürgeciliği ve NATO

NATO ittifakının yeni bir stratejik yönelime geçişini temsil eden Liderler...

Ceren Ergenç yazdı: NATO 3.0’a Çin neden sesini çıkarmıyor?

Ankara’daki NATO zirvesi, Soğuk Savaş için kurulmuş bu örgütün...

Enver Şat yazdı: Çiftçinin emekli aylığı, kooperatifin kârı

Türkiye’de çiftçinin yaş ortalaması 59’a yükseldi. Çiftçilerin yüzde 70’i...

Aristos Mihailidis yazdı: Esnek Bir Model ve Gevşek Bir Masal

Şimdi buna "Kıbrıs sorunu için esnek bir çözüm modeli"...

Panayotis Mavros yazdı: Bu Adada Yalnız Yaşamıyoruz

Sevgili dostum Mihalis Stavru, pazar günü Politis gazetesinin "İkinci...

Şener Elcil yazdı: Piyasa Açıldı

Kıbrıs gibi yarı kurak bir iklimde çiftçilik yapmak, tarımla uğraşmak çok zor bir iştir. Yaptığınız...

Volkan Yaraşır yazdı: Wittgenstein, dil oyunları ve yapay zeka

20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve en özel kimliklerinden...

Canlı yayın