yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKaybettiğimiz mustafa haminin ardından - Özkan Yıkıcı

Kaybettiğimiz mustafa haminin ardından – Özkan Yıkıcı

Senenin başına geldiydik. Kökleri iyice toprağına yerleşen koca çınarın birden kopuşu haberini aldık. Mücadelelerle çınarlaşıp yükselen insan, ansızın elimizin altından kayıp yeniden toprağın derinliklerine gömüldü. Çınarın ölümü ile gabar derecesinde yer bulması ise resmen bizim kendi insanımıza verdiğimizin deyerin kıyasıydı. Aradan  birkaç gün geçmesini bekledim. Göserilecek duruşlarla daha değişken anma yazısı yazma peşindeydim. Doğrusu acılar olsa da beklememin nedenli önemli olduğunu da anladım. Sosyalist  dirençte yer alan, sağlıkta kamusal anlayışa önem veren ve buna bağlı olarak YKP ve tabipler birliğinde görevler alan, yöneticilik yapan Doktor Hamiye bence gereken önem verilmedi. Buda burukluk acımıza yeni bir sancı veriyordu. Sonuç değişmiyor: insan doğuyor ve ölüyor. Ölürken de geride braktıklarıyla yaşamda kendini konuşturtuyor. Ne yazık ülkemizde özellikle dirençli, mücadeleci ve bedel ödeyen devrimci kişilikler pek de önemlerine ve yerlerine göre hala değer görmüyor. Kimisi sosyalist kimliklerinden boşaltılıp o  dönemdeki teslimiyet idolojisinin simgesiyle damgalanırken “demokrasi şehiti gib” kimisi de sanki hiç yaşamamışçasına basit birkaç kelimelik cümlelerle giderek bellekten sildirtilip, ülkemizin önemli dönemleri de havızadan sildirtilmektedir.***

Doktor Hami, ülkemizin önemli hem siyasal hem de sağlık alanında önmeli çabalar gösteren sosyalistdir. Sosyalistliği ve kamuısal sağlık hedefli amacı yok sayılınca, içi de boş olurdu. Yurt dışı yerine ülkesini seçerek mücadelelerde yer aldı. Gün oldu sosyalist çabalarda yöneticlik konumuna dek roller gerçekleştirdi,gün oldu Tabipler birliğinde görev alıp kamusal sağlıki için çaba gösterdi. Ne acıdır kamusal sağlık için gösterdiği mücadelede başta meslektaşı rant aşkına hep takoz koydular. Öyle oldu ki birçok meslektaşı kamusal sağlığı savunan değil de rant ve hizmmet satan kişileri yüceltiler. Yine sosyalist olmanın duruşu ile kavgasını verirken, başkaları gibi mevki uğruna teslim olmadı. Mücadelelerle geçen, sözünü sakınmayan “zamanı değildir” demeden hayatının duruşu oldu.

Her ne zaman Hamiyle ropertaj veya sohbet yaparken, çekinmeden birkimini aktarmayı seviyordu. Sorunların çözümünün sosyalizimde olduğunu anlatıyuordu. Partisinde görevler alıyor en son parti meclisine yeniden giriyordu. Görevden kaçmazken, mesleki ahlakını da hep koruyordu. Herkesin kolay kolay dönekliğini söyleyemeyeceği pratiği vardı. Kuzey Kıbrısta nadir dirençli kişi olarak örnekti. Sağlıktaki açılımları veya sosyalist hedefleriyle bir düşüncenin çeşitli olgularını yansıtan kimlikti.

Doktor Mustafa Hamiyi kaybettik. Elbet ölümünden sonra bolca solculuk lafı edilen koşulda onun adına söylenecek çok olumlu duruş varken, birkaç kişi dışında pek bir şey yazılmaması da ülkemiz solunun nerelere savrulduğunun acı gösetergöstergesidir. Sanki birçok kendine sol diyen çevre,devrimci tutumları söylemek öcüymüş gibi davranma kültürüne teslim olmuş gibidirler. Sosyalistlik ve devrimcilik yerine demokrasicilikle sistemle buluşmayı veya önemsememekle olanı yok sayma ikileminde sol teslim kültürü sağlaşarak sömürge tipine dek gelindi. Haminin ölümü ve sonrası gerek cenaze durumu grek se yapılan birkaç yorum dışındaki olanlar bunun örneklemi olarak tarihimize yazıldı. Hat ta Haminin ölümünü konuşmayarak adeta dönüp sol şarlatanlık yapanlar dahi çıktı. Üstelik bazı kesimlerin Haminin ölümümü konuşurken ki koşullarda. Doktor Hami ölürken dahi kişiliği ve davranışlarla sosyalist kişiliğe bakıştaki turunsol olma özelliğini göstermesi de önemlidir. Hami ilerde mutlaka yaptıklarıyla yaşatılacak. Şimdiilerde unutanlar olsa da katılımcı durumda ollmasalar da her ölü toprak canlanışındaki yeşerme gibi, Hami de bu dönemle anılarak, sosyalist devrimci kimliği ile yerini aldı ve alacaktır.

Yıldızlar yoldaşı olurken, anısı da bizde bir sosyalistin bu ülkede birşeyler yapması gerektiği umudunu hep yeşertecektir. Yıldızların parlıltısını gören gecenin aydınlatılması gibi gün ve gün yaşamla birlikte beyinlerde ışıldanacaktır. Toprağı bol yıldızlar aydınlatan yoldaşı olsun.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya yanıyor

Günlerdir değişik şekilde haberleri izlemek de güç. Gerçekten, dünya...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya futbol kupası şampiyonası sürerken, kaçırılanlar!

Sıcak hava demeden, birçok skandallarla daha başlamadan damga vurulan...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından bir hüzün yazısı

Aslında bilip de tereddütle yaşadığım bir haber gibiydi. Zaten...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,930TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: AKEL’in sosyal demokrat bir partiye dönüşme vakti geldi

Sol partiler, sağlıklı bir demokrasinin işleyişi için vazgeçilmezdir; çünkü...

Selim Kuneralp yazdı: Kıbrıs: En iyi iyinin düşmanıdır

En iyi iyinin düşmanıdır tabiri hem İngilizce hem de...

L. Doğan Tılıç yazdı: Deniz’ler… Burada ve diri!

Deniz Göktaş, başına ne geleceği çoktan belli olmuşken, memlekete...

Mustafa Kara yazdı: Ölü Deniz’de gölgeyi yargılamak: Şaka bitti mi?

2 Temmuz 2026, İstanbul Havalimanı. Pasaport kuyruğunda, kendi deyişiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

‘Erkek aklın nükleer programlarına karşı küresel direniş örülmeli’

Nükleer silahlanmanın iktidar anlayışının en görünür araçlarından biri olduğunu...

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

İki yıl önce OECD’nin 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı özgün...

Canlı yayın