Kıbrıs iktibasNiyazi Kızılyürekİrade kaynaşması ve Kıbrıslı Türklerin büyük koalisyonu - Niyazi Kızılyürek

İrade kaynaşması ve Kıbrıslı Türklerin büyük koalisyonu – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Eskiden de yazdım. Kıbrıslı Türklerin “Büyük Koalisyonuna” ihtiyacı vardır. Bir seçim arifesinde bu konuya yeniden değinmeyi uygun buluyorum.

Kıbrıs Türk toplumu büyük sorunlarla karşı karşıyadır. Fakat, bu sorunlar başka toplumlarda görülenlerden oldukça farklıdır.

Her şeyden önce, Kıbrıs Türk toplumunun sorunları konjonktüre bağlı değil, yapısaldır.

‘Yapısal’ derken, ‘içerideki çarpık yapılardan’ söz etmiyorum. Sorunun, uzun zaman dilimine yayılmış tarihsel bir durum olarak, tanınmış statü yoksunluğu olduğunu belirtmek istiyorum.

Kıbrıslı Türkler tanınmış bir statüden yoksundurlar. Uluslararası Topluluğun de-jure üyesi olmadıkları gibi, Tayvan gibi de-facto bir aktör olacak güçleri yoktur.

Dış dünya ile siyasi bağlantıları olmadığı gibi, doğrudan ticaret imkanlarından da yoksundurlar. İçeride üretime dayalı sürdürülebilir bir ekonomiden söz etmek mümkün değildir.

Ayrıca, yaşadıkları toprakların tapusunu ellerinde tutanların yasal talepleriyle karşı karşıyadırlar.

Kıbrıslı Türkler, uluslararası topluluk tarafından görünmüyorlar. Türkiye’nin “alt yönetimi” olarak tanımlanıyorlar. Dışarıda egemenlik icra etmeleri söz konusu olmadığı gibi, içeride de ne kadar egemen oldukları ortadadır.

Evet, sorunlar tarihseldir ve kökleri yakın Kıbrıs tarihine uzanmaktadır.

Kıbrıs Türk toplumu, tarihin seyri içinde diğer ulusal toplumların yaptığı, yapmaya çalıştığı veya yapmakta olduğu hiçbir şeyi başaramadı. Ne Kıbrıslı Rumlarla ortak bir devlette bir araya gelebildi, ne ayrı ve meşru bir devlet kurabildi, ne de başka bir ülkeye iltihak edebildi.

Ayrı egemenlik icra eden bir toplum olmadığı gibi, başkalarıyla egemenliği paylaştığı bir konumda da değildir.

Azınlık olmayı reddettiği kesindir ama self determinasyon hakkı talep edebilecek ayrı bir halk konumunda değildir.

Bu yüzden, bir yandan bir kimliksel tanınma mücadelesi, diğer yandan da bir statü mücadelesi vermek durumuyla karşı karşıyadır.

Daha açık söylersek, Türkiye’nin kültür-savaşı karşısında kimlik mücadelesi, Kıbrıslı Rumlar karşısında da statü mücadelesi vermek durumundadır.

Kimlik mücadelesi, içeride egemenlik icra etme iradesine sahip olmayı ve yapısal reformlarla toplumun kurumsal kimliğini güçlendirmeyi gerekli kılmaktadır. ‘Temiz siyaset’ ve ‘iyi yönetimle’ kurumlarını yeniden tanzim edilmesi önemlidir. Kıbrıslı Türklerin ayrı ve farklı kimliğini “farklılık patolojisine” saplanmadan güçlendirmek şarttır.

Bu mücadelenin taşıyıcı öznesi, bir tür Kıbrıslı-Türklük bilincini veya yurtseverliğini benimsemiş olan ve etnik Türk milliyetçiliği veya kan-milliyetçiliğini reddeden Kıbrıslı Türklerdir. 

Statü mücadelesine gelince.

Kıbrıslı Türklerin tanınmış bir statü içinde iç ve dış egemenlik icra ettiği son tarih, 1964 yılıdır.

Kıbrıslı Rumlarla egemenliğin paylaşıldığı Kıbrıs Cumhuriyeti 1964’ten beri de-facto olarak Kıbrıslı Rumların elindedir.

1974’ten sonra zaman zaman izlenen ve şimdilerde yeniden revaçta olan ayrı devlet politikası Kıbrıslı Türklerin statü arayışıyla ters orantılıdır.

Yani, Kıbrıslı Türkleri statüsüz kalmaya mahkum etmektedir. 

Toplumu statüsüzlükten kurtaracak ve muktedir bir özne kılacak seçenek, ayrılıkçı eğilimlere son vererek Kıbrıs ülkesinin bütününü yurt olarak kavramaktan geçer. Bu mücadelenin taşıyıcı öznesi, milliyetçilikten arınmış ve anayasal yurtseverliği benimsemiş Kıbrıslı Türklerdir.

Bu kesimlerin Kıbrıslı Rumlarla siyasi eşitlik temelinde masaya oturarak İkinci Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurmak için mücadele etmeleri şarttır.

Yukarıda sözünü ettiğimiz iki mücadele, yani, Kıbrıslı Türklerin varlığını güçlendirmek ve Kıbrıs ülkesinin bütününü yurt kılmayı hedefleyen mücadeleler birbiriyle çelişkili olmak zorunda değildir.

Kıbrıslı Türklük bilincini ve yurtseverliğini benimseyenlerle, milliyetçilikten arınmış anayasal yurtseverliği benimseyenlerin iradelerini ortak hedeflere yönlendirmeleri elzemdir. Böylesi bir irade kaynaşması, bezgin Kıbrıslı Türklere umut kapısını açabilir.

İki alanda yapılacak mücadele ancak “Büyük Koalisyon” kurmakla başarı şansına sahip olabilir.

Ekim ayında yapılacak seçimler böyle bir koalisyon için iyi bir fırsattır.

Kıbrıslı Türkleri bir irade toplumuna dönüştürmek için yoğun bir mücadele dönemi el ve akıl birliğiyle başlatabilir… 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Dönüşümlü Başkanlık Meselesi ve Liderlerin Tavrı Üstüne

Kıbrıs’ta Dönüşümlü Başkanlık (DB) diye bir “mesele” vardır. “Sorun”...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaşın Elli İkinci Yılında Barış Hala Yok!

Adanın çanak gibi ikiye bölündüğü 1974 Yazının üstünden elli...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,269TakipçilerTakip Et
1,200AboneAbone Ol

Son eklenenler

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Canlı yayın