iktibasİbrahim Varlı"Hepimiz aynı gemideyiz"den “iç cephe”ye rejimin oyunları - İbrahim Varlı

“Hepimiz aynı gemideyiz”den “iç cephe”ye rejimin oyunları – İbrahim Varlı

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Bundan iki yıl önce, ekonomik krizin toplumun geniş kesimlerini sarstığı günlerde Erdoğan “hepimiz aynı gemideyiz” söylemini tedavüle sokarak kitleleri ve muhalefeti arkasına dizmeye çalışmıştı. Krizin yakıcı etkisi altındaki kitlelerin büyük çoğunluğu bu oyuna gelmese de muhalefetin bir kesimi “gemide” kendisine yer ayırtmıştı.

Geçen süre zarfında Saray eşrafı, yandaşlar ve bir avuç zümre “gemisini yürütürken” kriz daha da derinleşti, toplumun geniş kesimleri de daha fazla yoksullaştı. Rejimin neden olduğu yıkımın etkileri ekonomik, toplumsal, siyasal hayatın her kademesinde kendisini hissettiriyor.

(NEO) OSMANLI’DA OYUN BİTMEZ

Osmanlı’da oyun bitmez, neo Osmanlıcılarda hiç bitmez. Kriz, sorunlar ve gerilimler sarmalında debelenen memlekette rejim ve müttefikleri bir kez daha benzer bir yola başvurdu ve benzer bir kavramı piyasaya soktu: “İç cephe.”

Ana muhalefetin yıllar sonra “hepimizin cumhurbaşkanı” olduğunu keşfettiği Erdoğan, önce 30 Ağustos’ta ardından da geçen hafta BM için gittiği ABD’de “iç cephe” kavramı üzerinden yeni bir tahkimata girişti.

“İç cephemizde bir gedik açılırsa bu son derece maliyetli olur, hepimiz kaybederiz. İç cephe hedeflerimiz, bizim Kızıl Elmamızdır. Biz o iç cepheyi çökelttirmeyiz…” ifadelerini kullanan AKP’li Cumhurbaşkanının ardından “derin ortak” Bahçeli de aynı söyleme sarıldı.

Bahçeli, Meclis’in açıldığı Salı günü partisinin grup toplantısında ana muhalefetten gazetecilere dört bir tarafa tehditler savururken, “Sarsılmaya çalışan iç cephemizdir. Buna izin vermeyeceğiz. Dağıtılmak istenen sapa sağlam birliğimiz ve dirliğimizdir. İç cephemizi hedef alanlar iyi duysun. Cumhur İttifakı’nı yaşatacağız” dedi. Peki nereden çıktı bu iç cephe lakırdısı. İçeride ekonomik sorunlar ağırlaşırken, bölgede yangın büyürken rejim yeni bir illüzyon peşinde. Amaç katmerleşen sorunları görünmez kılmak, halkın haklı tepkisini perdelemek. Ortadoğu’daki savaş koşullarının da etkisiyle piyasaya sürülen “iç cephe” kavramı üzerinden ülkede yeni bir dizayna girişiliyor. Toplum bir kez daha “aldatılmak”, muhalefet de iktidarın dümenine çekilmek isteniyor.

Savaşlar, krizler, gerilimler otoriter rejimlerin kendilerini tahkim etmesi açısından elverişli zeminler sunar. Ortadoğu’daki çatışmalar da bölgedeki diğer gerici yönetimler gibi Saray rejimi tarafından yeni bir tahkimat aracı olarak kullanılıyor. Bahçeli, “Bölgesel tehdit dalgaları kıyımıza vuruyor. Türk milleti birbirine sımsıkı sarılmakla mükelleftir” derken Erdoğan birkaç saat sonra Meclis’te şu ifadeleri kullanacaktı: “İç kalemizde bir delik açılırsa bunu toparlamak son derece maliyetli olacaktır. Bugün yaşadığımız hadiselere baktığımızda bir millet için iç cephenin ne kadar mühim olduğunu çok daha net görebiliyoruz. İsrail’in Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımız olacaktır. Hatay’ın Yayladağı ilçesindeki Suriye sınırından Lübnan sınırı karayoluyla 170 kilometredir ve Türkiye Lübnan’a arabayla sadece iki buçuk saat uzaklıktadır. Antakya ile Gazze arası Ankara ile Aydın arası kadardır yani işgal, terör, saldırganlık hemen yanı başımızdadır.”

DEM’DEN CHP’YE SAYGIDA KUSUR ETMEYENLER

Rejimin “milli birlik ve beraberlik” söyleminde başarılı olmadığı söylenemez. Alın terleri için mücadele veren emekçiler başkente sokulmaz istenmezken, baskılar tırmanırken, iktidar paydaşları Meclis kürsüsünden sağa sola ayarlar verirken muhalefet bileşenleri “iç cephe” kapanına saniyesinde takıldı.

Erdoğan’ı ayakta alkışlayan CHP’lilerden Bahçeli’nin elini sıkmak için sıraya giren DEM’lilere hemen hepsi “yeni dönem”den, “normalleşme”den bahsediverdi.

Kimisi iktidar yürüyüşünden kimisi de yeni anayasa sürecine dahil edilme sevdasından Erdoğan ve Bahçeli’ye “saygılarını” ve “hürmet”lerini sundu. Özgür Özel “Erdoğan hepimizin cumhurbaşkanı” derken Tuncer Bakırhan, “Yeni bir döneme giriyoruz. Dünyada barış isterken kendi ülkemizde barışı sağlamak lazım” diyerek yaptıklarını savundu.

REJİMİN DEĞİL HALKIN CEPHESİ

Amerikancılık yapılarak, NATO’nun sözcülüğüne soyunularak “sahte” söylem ve politikalarla İsrail’in saldırılarına karşı gelinemez. İsrail saldırganlığını arkasında Amerikan emperyalizmi var. İsrail’in “yeni düzen” adını verdiği askeri operasyon aynı zamanda Amerikan emperyalizminin Ortadoğu yönelimlerinin hayata geçirilmesini de kapsıyor. İran ve müttefiklerinin direncinin kırıldığı, “direniş ekseni”nin dağıtıldığı, İsrail’in güvenliğinin sağlandığı ve yayılmacılığının hayata geçirildiği bir düzen.

Bu nedenle NATO’culukta birbirleriyle yarışan, emperyalistlerin dümeninde yol alan, cihatçılarla kol kola iş pişiren bu gerici-militarist cepheden ne halkın ne de ülkenin yararına bir şey çıkar. Yapılması gereken rejimin iç cephesine mühimmat taşımak değil, halkın cephesini inşa etmektir. Bir an önce…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Emperyalist savaş, devrimci tutum ve görevler – İbrahim Varlı

Bundan yüz yıl önce, egemenler dünyayı hızla 1’inci Paylaşım...

Emperyalist yayılmacılık ve yeni toprak savaşları – İbrahim Varlı

Lenin, yüzyıl önce -1916- kaleme aldığı “Emperyalizm-Kapitalizmin en yüksek...

Tek sistem, güç kayması, çok kutupluluk – İbrahim Varlı

Emperyalist-kapitalist sistemin krizini, içsel çelişkilerini ve yönelimlerini görmek/anlamak için Münih...

Trump, Grönland ve yeniden çizilen haritalar – İbrahim Varlı

Lenin’in “kapitalizmin en yüksek aşaması” olarak formüle ettiği emperyalizmin,...

Çok aktörlü Suriye’de kritik düğüm Rojava – İbrahim Varlı

Esad sonrası Suriye’nin paylaşımına dair pazarlıklar, çatışmalar, anlaşmazlıklar olağan...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,921TakipçilerTakip Et
905AboneAbone Ol

Son eklenenler

Haluk Yurtsever yazdı: “NATO 3.0” sürdürülemez!

7-8 Temmuz Ankara zirvesi, yalnız NATO’nun geleceği açısından değil,...

Aristos Mihailidis yazdı: Cehennem Ateşinin Yaklaştığını Görüyor Ama Görmezden Geliyorlardı

"Devlet suçu: DARBE VE MÜDAHALE'yle devleti bölme planları yapıyorlar"...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 3

Peş peşe sizi yakın tarih hafıza canlandırmaya odaklaştırdım. 15...

Kostas Venizelos yazdı: “Bu işi bir an önce bitirmeliyiz, dışarıdan baskı var…”

Atina Cuntası'nın ve buradaki uzantısı EOKA B'nin gerçekleştirdiği darbenin...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Hediye Levent yazdı: Irak ve Suriye’yi Türkiye ‘koruyacak’ ama nasıl?

Irak’ın çiçeği burnunda Başbakanı Ali Ez Zeydi kritik ve...

Canlı yayın