yaklaşımlarÖzkan YıkıcıHastanenden yazarken – Özkan Yıkıcı

Hastanenden yazarken – Özkan Yıkıcı

Yeni göz operasyonu için İstanbul’da bulunuyorum. Hatta Salı günü önemli ameliyatı da geçirdim. Riskli bir döneme doğru gidiyorum. Ancak, etrafı da izlemeden edemiyorum. Şimdi, yazıyı yazarken dahi, televizyon izlememe konumda oluşum, dışarının, adeta sendrum denecek iklim koşullarını yaşadığı zaman içinde bulunuyorum. Resmen, İstanbul yanlış kentleşmenin, bozulan iklimlerin, direk yaşamsal örneklemini yaşıyor….

Hastanene için geldiğimden dolayı, yanımda bilgisayarımı ve radyomu da aldım. Biraz strest atmak, oyalanmak ve dünyadan kopmama adına böylesi araçları da yanıma aldım. Fakat, gerek odamdaki televizyondan, gerek se karıştırdığım ufak radyo ile önceki gelişlerle şimdikinin de farkını neyazık ki yaşayarak yeniden anladım. Radyoyu karıştırırken, hep ayni içerikli yayınlarla dolup taştı. Bildiğimiz Türkiyenin kendisini ufak radyoda istasyondan istasyona geçerken, kanıtlarıyla birlikte yaşadım. Televizyonu izlemek için ise doğrusu yayın bulamıyordum. Tektük dinlediğim kanalların da bağımlı olunan Dijitürkte olmadığı için de onları da bulamadım. Ama, bu tektiplilik ile nasıl bir ülke oluştuğunu da yeniden hastane içinde yaşayarak anlıyordum. Anlıyordum da eskiden beri savunduğum sağlıktaki kamu özel farklılığının da sonuçlarını kendimle birlikte yaşadım.

Kar amaçlı şirket yatırımları ile piyasadan kar amaçlı görüşlerle biçimlenen teknolojik sağlık adımları, herkese ulaşamama acı sonuç kadar, gereken kamusal özenin de insana ulaşamamasını da gördüm. Gerçekten, kamusal anlamda sağlık olsaydı, bugün ufak adımlarla atılan gelişmeler veya ilaç tekelerinin kar hırslarıyla piyasalaşrtırmalar insana yönelik sağlıktaki gelişmeleri nasıl engelediğini de yaşayarak yeniden öğrendim.

Burada sokağa çıakrsanız, hele Taksime kısa zaman öncesi gelip gelmeyenlerin gelmesi halinde, nasıl değişim olduğunu hemen anlar. Özellikle adeta yeni siyasal tiplerinin nasıl yerleştiğine tanık olacaklardır. Burada Kürdistan referandumu nedeniyle, yeniden bildik anlayışlar, radyolardan televizyonlara tek sesle haykırılıyor. Bunlar nasıl yarınların da soru işaretleri. Dediğim gibi; Türkiye zaten Kıbrıs gibi konularda yüzleşmedikçe, bölgesel her olayda ayni yanlışa düşmeye adaydır. Konuşmak isteyenin çekindiği, güvenmediökçe fısıltı dahi yapmadığı acayip bir birikim insan gerçeği vardır. Tabi merakım da oluştu! Bizde de savunulan Sudi saat olayına Türkiye Danıştayı ters karar verdi! Bunun anlamı elbet düşünülmelidir.

İstanbul iklim bozulmasını ve plansız kentleşmenin günlerini yağış ve sıcakla birlikte yaşıyor! Çelişkilerle dolu ortamda, oluşan yaşam akışkanlıkla işler devam ediyor. Şimdilik Barzani ve eğitimde yeniden yazboz tahtasının kendine has gündemi oluştu. Bilmem, Kıbrısta özellikle yeni dönemle gelen direk bizi de etkileyecek konularda hala sesizliğin ne derecede olduğunu tam bilemiyorum. Ama, dün başarı denilen her şey, birden ya başarısızlıkla sil baştan oluyor veya “yanıldık la” geçiştirilip yeniden başka adımlar atılıyor. Bereket Kürt referandumu geldi de birçok partiyi yeniden dışp politika işdahı ile buluşturdu!

Hastahane odamda gözümün biri kapalı, yazıyorum. Hem kendi yarınımı düşünürken, bir de olaylardan kopmamaya çalışıyorum. Zaten, istesem de kopamıyorum. Radyoyu açınca veya şu anda bağlantıları kesilen televizyon yayınları dahi bana birçok mesajı vermeğe yetiyor. Bir de arada duyduğum dünkü dost B Barzani sözleri, veya Musul Kerkük alma konuşmaları da sadece tuhaf ironi olup geçiyor. Ama, kamuoyu resmen buna hazır duruyor. Boşuna değil TBM toplantısında CHP dahi teskereye oy desteği vermesi boşuna olmadı!

Neyse, bana telefon açıp halhatır soran dostlara selamlar. Elbet, önceki yazımda belirtiğim gibi, böylesi günler, insana istemese de duygusal bakışı da getirir. Bakalım, bu İstanbul günlerinden nasıl sıvışıp, yeniden yaşama başlayacam!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tunus’u hatırlar mısınız?

Dünya siyasetinin önemli davranışlarından biridir: aynı olaylar olsa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şöylesine bir yazı: Pile festivali etrafında dolanmak

Bazı arkadaşlar arada şöyle eleştiri yapıyor: “Hep ağır yazı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
990AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Türkiye’ye şöyle bir bakalım mı?

Kuzey Kıbrıs, kendi kuralıyla Türkiyeleşen gerçeği içinde seçimler sürecine...

Aykut Bektaşoğlu yazdı: Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor

Sorunlardan Kapitalizm sorumlu tutulmuyor. Sermaye büyütmeye yarayan her şey...

Halil Paşa yazdı: Matematik değil, siyasal irade

Önümüzdeki seçim sonunda hükümet olması en muhtemel olan iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Canlı yayın