yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGelmekte olanın gelirken ki durumu -Özkan Yıkıcı

Gelmekte olanın gelirken ki durumu -Özkan Yıkıcı

Tekrar ederek, bazı önemli dokunuşlar yazacam. Siz ister duymazlığa, ister görmezliğe sığının, gelekte olan yine gelir. Gerçeklerden koparak, kendinize sıra gelmeyeceğine, gülenin sıyırıp geçeceğine inanıyorsanız, hep yanılacaksınız. Daha kötüsü, olmaz deyip olanlara karşın, hala yok hükmünde olursanız, yine de gereken durumu yaşamaktan kurtulamazsınız. Tehlikeli olan, gelmekte olanı kendi çıkarınızla başkalaştırıp, sanki çıkarınızla örtüştüğünüzde ise sonuç daha vahim olmaya aldaydır. Buna benzer birçok daha kıyaslı kısa değerlendire yapmak mümkün. Ancak, siz K. Kıbrısta yaşıyorsanız, Türkiye gerçeklerini görmezden gelemezsiniz. Türkiyede olanlarla, buranın bağlantılarını kurmadan da bütünsel doğru yorum da yapamazsınız. Sadece kaçtıkça, alanınız daralır, okadar.

Gelelim açıkça gelmekte olup şimdi gelmeye başlayan fırtınanın ilk vurgunlarına: Türkiye seçim sürecine girdi. Hepimiz eğer doğru yorumlamak istiyorsak, daha kulanılan dil ve uygulanan baskılarla bunun pek de normal seçim olmadığını anlaması çoktan gerekirdi. Seçim dönemine girilirken, sonucun rejimle özdeşleşmesi oluyorsa, daha alk adımdan yasalar değişip devlet kurumları sopa gibi kulanılmaya başlanıyorsa, demek ki pek de yasal veya başka kural ile konuyu normal probaganda ekseninde tutmak kolayca basit ifadeyle yanıltıcı olunur.

Bunun son işaretleri nasıl mı yaşandı: daha hafta sonu sansür yasa adıyla birçok yasal yeni uygulama yasalaştı. Bunlar daha sıcağı sıcağına madan dolayı bazı açıklama tiyütü atanlar hakında soruşturma açıldı. Üstelik cinayetin de örtülme çabasına gidildi. Hemen ardından konunun öteki medya boyutuyla TELE 1 3 gün kapatma cezası verildi. Bir TİP vekilinin Diyaneti eleştirdi diye konulan ifadelerle bu ceza verildi. Tartışılması dahi düşünülemeyecek derecede uygulamanın sansür ve baskı olduğu da anlaşılıyor. Bunlar olurken, kulanılan özellikle AKP dili oldukça sert ve yeri geldiğinde aşağlama kelimeleri de gayet münasip hale getirildi. Medyanın önemli kısmı ise şimdiden Erdoğan yanlısı. Cezanın öteki önemli noktası da bir kez daha ayni nedenle ceza RTÜK tarafından verilince, lisansın iptali gündeme gelme olasılığı da yüksek. Cezaların veriliş şekli, yeni yasa ve seçimleri yanuana koyunca, koşulların nereye doğru kaydığını anlamak kolaydır.

Dış politika konularına bu defa girmeyecem: üstelik aynasının da K. Kıbrısta olacağı işaretleri de yaygın. Bir farkla, K. Kıbrısta hala küçük bir kesim dışında Türkiye gelişmelerinin dreik buraya yansıyışını hala kimse konuşmak ve anlamak istememekte direniyor. Tam aksi uyum için sesizlikle örtüşme duruşuna devam edilmektedir. Elbet gerçek bağlar ile ilhaklaşma politikasının da işleyişi kaçınılmaz sonuçları da üretmek zorundadır. Burada öylesi işbirlikçi teslimiyetçilik oluştu ve korkuyla abartı hamaset saydamlaştırıldı, son örnek le ibretliği kanıtlanmaya devam ediliyor. Meyhanede içki masaında olup yanında bakanların da olan “cumhurbaşkanı” resim çekileneceği anda telaşla masadan işki şişe ve bardaklarını kaldırarak resim çektirip sanal medyaya konuldu. Bir anlamda AKP bağını ve uyumunu da göstermek istiyordu. İlgili gelişmeyi yazanlar oldu. Kimisi de mizahı ile vurguladı. Ne yalanlandı nede şimdiye kadar hamasi veriştirme ile küfredenler oldu. Çünkü bir an önce unutulup geçiştirme çabasına geçildi. K. KIbrısı bilmeyenler bunu elbet şöylesine düşünerek inanmaya zorlanır. Ama burada ne ilk nede son olacak çarğıklık teslimieytin düşünsel yansıyış tutumudur.

Yine burada Vakıflarda son dönemde yönetimlere varan oynamalar oluuor. Kimse bunun önemmini konuşmuor. Doğalmış duruşla beklediler. Hat da yeri geldiğinde desteği ve övgüyü esirgemediler. Oysa defalarca Vakıflar olayının kurumsal konumuyla siyasal gerçeklik alanındaa yeri geldiğinde uyarı yazan birisiydim. Banka kıyaklarından vakıflar uygulamasıyla yeni kültürleşme hamleleri de peşpeşe geldi. Aman iman ve AKP korkorkuları ile çıkar aşkı bunları görmezden getirdi. Son olarak Ortaköy spor kulüp binasını alıp camiye verilip kuran kursu yapma hamlesine dek beklenen tepki hala gelmedi. Oysa bu net yeni hamledir. Bakalım daha nicelerine sesizlikle neleri kaçırdığımızın da acısı sonradan çıkacaktır.

Türkiyede seçime giderken, Suriyeliler başta olmak üzere vatandaşlıklar konuşuluyor. Tabi ki bilinmezlikle de şüpeler artıyor. Yetmezmiş gibi bazı yerleşimlerde bilinmeyen “misafir” varlığı da çıktı. Oysa zamanında  K. Kıbrısta bir evde otuz üzerinde vatandaş atresi olunca TC basını yer vermedi. Türkiyenin K. Kıbrıs ve Suriyenin kuzeyine uyguladığı politik yurttaşlık politikasının Türkiyede son dönemde ortaya çıkmasında rahatsızlık oluşması da ir paradokstur. Nitekim, bazı örgütler K. KIbrısta son dönem yurttaşlıklarının yapılış şeklini mahkemeye taşıyorlar..

Bunlar geleceği söylenip de şimdiden yaşanan birkaç gelişme. Belli ki kurumlar yasal görevleri yerine sopalaştırılıp bbaskı halinde kulanılacak. Targı, medya ve güvenlik bunun en önemli esrumanları olacaktır. Kara pralara el koyup seçim finansmanında kulanma gelişmesi de sürpriz gelmesin. Çünkü el konulan yasa dışı paraların hazineye gireceği kararı var. Bu sanırım kurşunun nereye sıkıldığını anladınız.

Kısaca, gelmekte olan tehlikelri hep bilgim oranında yazdım. Şimdi geleceklerin geldiği aşamada bulunyoruz. Belli ki hala suni denge yerinde duruyor. Hat da insanların önemli kısmı sistemin devamından yana. Kaybedeckleri çizgisinde dolaşıyorlar. Neoliebral sömürge kültürüne alışıp iyi olma ile geçlecek korkusu değişimle bağdaştırılır. Korumak ve korkmakla, fırsatı değerlendirip kalmakla günler akıp gidiyor. Son gelişmeler bize gösterdi ki hiçbir şey yerinde kalmaz. Ya değişir veya kendi devamıyla gericileşerek sürer. Sömürgecilikten demokrasi ve özgürlük çıkmayacağı kuramını ne yazık kendimiz yaşayarak ret edrek, işbirlikçilikle devam etirmeğe çalışıyoruz. Sonra, birileri B.M. parametlreleri de değince, her şey yolunda oluyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,914TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın