yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGelgit pazarından damlalar - Özkan Yıkıcı

Gelgit pazarından damlalar – Özkan Yıkıcı

Pazar öğleden sonrası ortamındayım. Öyle ki, Kuzey Kıbrıs’ta hayat dururken, güneyde dini Paskalya havası eserken dünya boş geçmiyor. Öyle geçmiyor ki, altüst oluşların deprem etkili sarsıntılı gelgitleri dahi yaşanıyor. Ama Kuzey Kıbrıs’ta hava güneşli. Sabahleyin güneşin tadını balkonda oturarak çıkardım. Ekranlardan bilgisayarlara haber çok. Bizim hava ise bambaşka. Siyasal demeçler kısırlaşmış; herkes çektiği gezi resimleriyle deşarj olma ve gösteriş yarışında. Oysa Kuzey Kıbrıs hafta başında epey siyasal gelişme yaşadı. İki liderin görüşmesinden tutun, grevlere ve meclis baskınlarına kadar birçok olay oldu. Ama rüzgâr spontane gibiydi. Fırtınaya doğru yükselen siyasal esinti, birden Azerbaycan’a yapılan hamasi gezi ile Ankara dolmuş yolculuğu sonucu, sanki hiç esinti yaşanmamış bir iklime dönüştü. Dil ise hafta başını konuşuyordu. Fakat Ankara dolmuş gezisi sonrası yetkililer ilgili yasaların bu hafta görüşülmeyeceğini söyleyince, sendikal eylem de tatile konunca, artık hafta başına dair soru da gündemden düştü.

Fakat bizdeki alışkanlığın aksine, hafta sonu dünyada özellikle gelişmelerin yanında protesto dalgası da yükselir. Bir dönem Kuzey Kıbrıs’ta da mitingler hafta sonu cumartesi yapılırken, sonradan o da tatile konup hafta içine çekildi. Halbuki dünyada genelde gösteriler daha fazla katılım için hafta sonu planlanır. Hele ki savaşların oradan oraya alevlendiği koşullarda, belirli kesimler giderek daha sık sokağa inmektedir.

Tabii burada Türkiye’yi de eklemek gerekir. Kısa zaman öncesine dek genelde önemli atamalar, görevden almalar gibi konular daha az konuşulsun diye cuma gecesi açıklanırdı. Tatil ile hafta başı arasındaki ivme düşerdi. Bu, şimdilik pek dikkat edilmeyen bir uygulama haline geldi. Çünkü artık her sabah baskın ve operasyonlar olmazsa olmaz hale sokuldu. Nitekim pazar sabahı operasyonları yine duyuldu. Tabii iktidar gerçeği ile yaşanıyor. Muhalefete yönelik operasyonlarla kuşatılmaktadır. Fakat özellikle birçok operasyon sonrası sorgusu dahi yapılmayan tutuklamaların da normal hale gelmesi, hukuk tartışmasını yeni bir yörüngeye oturtmaktadır.

Bir pazar öğleden sonrası, saat iki civarında bulunuyorum. Etraf alışılmadık kadar sessiz. Araba sesleri, sokaktaki çocuk bağırışları dahi yok. Çoğu oraya buraya gitmiş gibidir. Etraf donuk. Yerel ekranlarda ya eski programlar ya da filmler yayınlanmaktadır. Kuzey Kıbrıs’ta yaşam durdu. Eğer panayır türü bir festival varsa, akşamleyin ekranlarda yetkililerin atıp tutmalarını izlemek mümkün. Sabahleyin yağmur dendi, ama güneş hâlâ yakıyor.

Dünyada ise altüst gelişmeler peş peşe geliyor. Yine de Macaristan seçimi epey öne çıktı. Orban’ın senelerdir süren otokratik liderliği konusunda sonuçlar merakla bekleniyor. Fakat asıl haber Pakistan’dan geldi. Kısa zaman önce açıklanan ateşkes daha baştan sancılı oldu. İsrail başlıca küstahlık kuralını elden bırakmadı; Hizbullah’ı yok etme ve Lübnan’ı Gazze’ye çevirme yıkımını hızlandırdı. Trump bunu dahi eleştirmedi. Masaya gelen şartlar ise uçurum gibidir. Kimisi bunu “pazarlık yükseltme kartı” olarak yorumladı.

Ama en acı söyleyiş İranlılardan geldi. Bazı İranlı gazeteciler, görüşmeye gidip orada anlaşma yapmak isteyen kişilerin, ertesi gün aynı çevrelerce suikastle öldürülmeyi hedefleyebileceği yönündeki acı paradoksu da dile getirdiler. Öyle ya, bırakın politikacıları; bilim insanları nükleer silah konusunu görüşmek için masaya gittikten sonra, birçok İranlı fizikçi ve nükleer bilimci Amerika ve İsrail tarafından katledildi. Bu da emperyalist çirkinliğin ta kendisidir.

Masaya oturdular. Amerika ısrarla kendi şartlarını dayatıyor. En önemlisi, İran’ın nükleer silah konusundan tamamen vazgeçmesi ve Hürmüz Boğazı’nı birlikte ticarileştirmeleridir. Hatırlayın, kısa zaman önce Trump aynı fırsatı Azerbaycan-Ermenistan konusunda kullanıp Kafkasya’ya merhaba demişti.

Elbette İran bunu reddedince, Amerikan başkan yardımcısı görüşmeleri terk ederek anlaşma olmadığını belirtti. İkilemler arttı. Acaba saldırılacak mı, yoksa İsrail fırsatıyla Amerika’yı da örterek tek taraflı bir teknik uygulanacak mı beklentileri arttı. Pakistan ise arabulucu. Ama ateşkeste dahi nasıl anlaşılacağı belli olmasına rağmen, İsrail’in oyunbozanlığıyla eldeki fırsatın sınırlı olduğu anlaşıldı.

Dünya izliyor. Yetmiyor. Kriz veya yumuşama ile oynayan petrol fiyatları dahi ekonomileri sarsmaya yetiyor. Emperyalist biçimde şişirilen borsa balonları ise patlıyor. Spekülatif sermaye hareketleri yoğunlaştı. Batanların yanında, siyasi kararların alınmasında bilgisi olanlar servetine servet kattı. Boşuna değil, “kriz ve savaşla kimler kazandı?” soruları durmadan artmaktadır.

Pazar günündeyim. Belli ki yarın grev olmayacak gibi. “Gibidir” diyorum, çünkü ilgili yasalar görüşülmeyecek dendi. Fakat üstele kim inanır? Tabii küsenler ya da Azerbaycan’a götürülmeyenlerin ağlamaklı serzenişleri ne olur, kuşkuları da arada ısıtılacak. Fakat ne krizler sonlandı ne de barış havası var. Hele de barış havasını fon parasıyla konuşanlara inanç hiç kalmadı. Yine de Amerikan tekelci sermayesinin kriz yönetme biçimi, gündemi sarsmaya devam edecek gibi.

Kısaca, bir gelgit pazarında makale yazıyorum. Hava hâlâ sıcak. Pencerelerden bazen esinti geliyor. Yalnızım ve konuşacak kimse yok. Fakat dünya da kaynıyor. Tam da kapitalist dünyanın Lefkoşa sınırlarındaki gerçekleriyle oturuyorum. Bakalım yarına nasıl uyanacağız?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Bay Kemal’den Kemal Bey’e Gelirken — Özkan Yıkıcı

Karpaz gezintim sona erdi. Yazacak bazı olgular mutlaka vardır....

Pedro Sanchez Soruşturmaları Üzerine — Özkan Yıkıcı

Son dönemlerde dünya genel siyaset değişiminde hukuk, yeni bir...

Bu Bayram, Epey Isınarak Geçiyor — Özkan Yıkıcı

Önceki Kurban Bayramlarını da şöylesine aklımdan geçirdim. Elbet onlarda...

Irak’ın Çöllerinde Üs Denilirken — Özkan Yıkıcı

Nedense konuyu bir yerde bırakıp unutmak, normal davranış hâlinin...

Kurban Bayramı Öncesi: Öfke ve Gölgedeki “Kahraman” — Özkan Yıkıcı

Her yıl dini bayram öncesi bazı niyetler söylenir. Hayat...
4,487BeğenenlerBeğen
1,562TakipçilerTakip Et
3,957TakipçilerTakip Et
848AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ortadoğu’da Kurban Bayramı çok buruk geçti

Kıbrıs'ı da genellikle iki kıskaç içinde Ortadoğulu da sayanlar...

D-79 Talimatı – Taner Akçam

Ekte orijinalini de yayınladığım bir belge var.  “1- Askeri Mekteplerimize...

Varlık barışı ve uluslararası alanda gri liste riski — Tuncay Kapusuzoğlu

I- Yasal düzenleme  Varlık barışı düzenlemesini de içeren kanun teklifi, 21...

Fetih söylemi ve Gezi hakikati — Gözde Bedeloğlu

29 Mayıs, İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümüydü. Haliç’teki törende...

Emek hareketi ve barış — Serdar M. Değirmencioğlu

Savaş karşıtları Almanya’nın Hessen ve Bavyera eyaletlerinde gösteriler düzenlediler....

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...

Haydutluğun stratejik bağlamları — Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump’ın muhataplarına “Hadi oradan, densiz” dedirten...

Canlı yayın