Karın kutsallaştırıldığı, doğanın ve insanın ise çoğu zaman “maliyet kalemi” olarak görüldüğü bir ülkede, Martin Hellicar bambaşka bir yol açmıştı. Onun mücadelesi yalnızca kuşları korumak değildi; yaşamın kendisini, insan onurunu ve ortak geleceğimizi savunmaktı.
Martin’in en iyi bildiği şey şuydu:
Doğa tahribatı, insan hakları ihlalidir.
Sulak alanlar yok edildiğinde su hakkı yok olur. Ormanlar yandığında geçim kaynakları da küle döner. Ekosistem çöktüğünde eşitsizlik derinleşir.
Doğaya verilen her zarar, en kırılgan topluluklara daha sert çarpar. Bu yüzden Martin’in mücadelesi, “çevrecilik”ten çok daha fazlasıydı: adalet mücadelesiydi.
Martin hiçbir zaman sloganlarla konuşmadı. Ama hayatı, kapitalizmin dayattığı “tüket, yok et, unut” düzenine karşı güçlü bir itirazdı.
— Her şeyin metaya indirgenmesi durumunda doğanın korunması mümkün değildir. — Yaşamın sürekli olarak kâra feda edilmesi hâlinde insan onurunun muhafazası imkânsızdır. — Bu düzenin en çok çekindiği unsur dayanışmadır.
Kan bağışı etkinliği bu yüzden bir “yardım” değil; kolektif bir direniş biçimi. Birbirimize iyi bakmanın, bu düzenin dayattığı yalnızlığa teslim olmamanın bir yolu.
Etkinliğin gerçekleşmesi için en az 30 kişiye ihtiyaç var. Çünkü Martin’in hayatı bize şunu öğretti: Hiçbir dönüşüm tek başına olmaz.
Bu etkinlik yalnızca bir anma değil; doğa mücadelesiyle insan hakları mücadelesinin aynı damar üzerinden aktığını hatırlatan bir çağrı.
Martin Hellicar, doğayı korurken aslında insanları da koruduğunu bilen biriydi. Onun için kuşlar, ormanlar, sulak alanlar yalnızca ekosistem parçaları değil; insanların nefes aldığı, yaşadığı, umut ettiği yerlerdi. Bu yüzden BirdLife Cyprus’un düzenlediği kan bağışı etkinliği, Martin’in yaşam felsefesinin en sade ama en güçlü yansıması: birbirimize iyi bakmak.
Bu küçük dayanışma eylemi, Martin’in sessiz ama derin etkisini yaşatıyor. Ve hepimize şunu hatırlatıyor: Doğayı korumak, insanı korumaktır.
Martin Hellicar’ın ardından düzenlenen kan bağışı etkinliği, neoliberal düzenin bize unutturmaya çalıştığı bir gerçeği yeniden görünür kılıyor: Yaşam dayanışmayla sürer; piyasa bunun yerine hiçbir şey koyamaz.
Doğa talan edilirken, emeğin güvencesi yok edilirken, topluluklar yalnızlaştırılırken Martin’in mücadelesi hep aynı soruyu soruyordu: “Bu düzen kimin için işliyor?”
Kan bağışı etkinliği, bu soruya verilen kolektif bir yanıt: Biz birbirimize bakarız. Biz yaşamı savunuruz. Biz dayanışmayı büyütürüz.
BirdLife Cyprus, 17 Haziran 2026’da düzenlediği kan bağışı etkinliğiyle Martin’in mirasını yalnızca anmıyor; aynı zamanda bakımın, dayanışmanın ve kolektif iyileşmenin siyasi bir eylem olduğunu hatırlatıyor.
📍 BirdLife Kıbrıs Ofisleri, Kato Deftera (Strakka), Lefkoşa 📅 17 Haziran 2026 Çarşamba · 17:00–19:00 📋 Katılım formu: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfH7jliO9X1nWtuFRu054ElSkn3mIgyyRJ2iyCRF6SDs7Vlog/viewform




