iktibasMetin YeğinDüşünce özgürlüğü - Metin Yeğin

Düşünce özgürlüğü – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com
Kategori:
‘Düşünce Özgürlüğü’ 1215’e Magna Carta’ya kadar uzanır. İktidarlara karşı neredeyse, bin yıllık mücadelenin sonucudur. Bu yüzden hapishaneler yakılmış, saraylar basılmış, meclisler açılmış, bağımsızlık ilan edilmiştir

Üniversitelerde ders veriyordum bir zamanlar, sokaklarda gezmekten, arta kalan zamanlarda…

Üniversitelerde benim derslerime katılan öğrenciler bilir ki her derse önce mutlaka bir ‘şarkı’ dinleyerek başlıyorduk…

‘Bu geleneğime uyuyorum ve ‘Marseillaise’ ile başlıyorum. Bu şarkının söylenmesini de meşhur Casablanca filminin meşhur sahnelerden birinde Rick’in barındayken Nazilere karşı bütün meyhanedekilerin birlikte söyledikleri sahneyi göstererek başlarız; ‘…Contre nous de la tyrannie, L’étendard sanglant est levé,’*

Rick’in siyah piyanistinin de piyano ile katıldığı, insanın seyrederken Nazilere karşı dayanamayıp dışarı taşan coşkuya kapılıp ‘tekrar çal Sam’ diyeceği bir sahnedir. Dersten çok bir tartışma forumuna çevirmeye çalıştığım derste hemen soruyordum; ‘Rick’in barını bir kenara koyun, sizce neden ‘Marseillaise’ ile başladık bu derse?’

‘Düşünce Özgürlüğü’ hakkı, tarihte her zaman olduğu gibi iktidarların halkına ‘Size şöyle bir hak veriyim, gerekirse bana karşı kullanın’ dedikleri filan bir şey değildir. ‘Marseillaise’ ile başlamamızın nedeni de, bu şarkının 1789 Fransız Devrimi’ni simgeleyenlerden biri olmasıdır. Şarkı henüz iktidarın parçası olmadan devrimin ruhunu taşır. Her ne kadar belagatle dolu sözleriyle, ‘Eşitlik, Özgürlük ve Adalet’i tam yansıtmaz ama Fransız Devrimi’nin düşünsel temellerinin simgesidir.

Mesela Diderot ve d’Alambert’in ‘düşünce ve ifade özgürlüğü’ felsefesinin, devrimin ana eksenlerinden biri olan, bunun hakka dönüşmesinin kuşkusuz simgesidir ve bunun pratik ifadesi, Fransız Devrimi sırasında düşünce özgürlüğüne karşı simge olan Bastille hapishanesinin şenlikli bir biçimde yakılmasıdır. İsyanı Fransız devrimine dönüştüren, otoritenin ve iktidarın simgesi Bastille hapishanesinin yakılmasıdır. Bu yüzden Marseillaise ile, Fransız devrimi ile ve Diderot ve d’Alambert ile başladık.’ diyordum.

Sınıfta sağda solda dolaşıyordum. ‘Casablanca’ filminin, duvarda donmuş sahnesinde, Nazi subaylarının barı terk ettikleri an vardı.

‘Düşünce Özgürlüğü’nün tarihi 1789’dan da önceki belgelere de gider. Hatta Thomas Jefferson’un kaleme aldığı Amerikan bağımsızlık bildirgesi, bunun daha da ötesi şeyler söyler; ‘Herhangi bir hükümet şekli, bu amaçları tahrip eder bir nitelik kazanırsa, onu değiştirmek veya kaldırmak ve temelleri kendi güvenlik ve refahlarını sağlamaya en uygun görünecek ilkeler üzerine dayanan, güç ve yetkiyi aynı amaçla örgütleyen, yeni bir hükümet kurmak o halkın hakkıdır’ der.

Yani sadece düşüncesini ifade etmek değil, değiştirme hakkını da tanır.’

Şöyle bir gözümü gezdiriyordum sınıfta, sözlerin tam burasında…

‘Yine İngiliz Yurttaş Hakları bildirgesi, 1688’de iktidarın krallığın yetkisini kısıtlarken mesela ‘Son zamanlarda varsayıldığı ve uygulandığı gibi, kralın yetkisine dayanarak, sözde yasaları ve bu yasaların yürütülmesini gereksiz kılma gücü yasadışıdır’ der ve düşünce özgürlüğünü krala bile ‘utanmadan’ doğrudan yöneltme hakkını verir. ‘Krala dilekçe yollamak kişilerin hakkıdır ve bu dilekçeler sebebiyle yapılan suçlamalar ve davalar yasadışıdır’ kuralını koyar.

Bu sadece bunlarla kalmaz, daha da geriye 1215’e Magna Carta’ya kadar da uzanır. Yani ‘Düşünce Özgürlüğü’ iktidarlara karşı neredeyse, bin yıllık mücadelenin sonucudur. Bu yüzden hapishaneler yakılmış, saraylar basılmış, meclisler açılmış, bağımsızlık ilan edilmiştir. Bu nedenle İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2 numaralı kuralı AHİM’in 10 numaralı içtihadı bu tarihin neticesidir.’ diyordum…

Sonra dersi bitiriyorduk. Son olarak Casablanca filminin ‘Time goes by’ parçasını dinliyorduk mesela ve bütün sınıftakilerle birlikte kahve içmeye gidiyorduk.


*“Tiranlık bize karşı,
Kanlı bayrağını kaldırdı.”


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Metin Yeğin yazdı: Kolektif halk ekonomisi

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes,...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...

Metin Yeğin yazdı: Futbola göre aşk ve aşksızlık…

Dünya Kupası’nın kaçınılmaz “büyük coşkusunu” yaşadığımız bu günlerde; gördüğünüz...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Canlı yayın