yaklaşımlarÖzkan YıkıcıDoğal afetlerden radikalizm devşirmelerine dünyamız – Özkan Yıkıcı

Doğal afetlerden radikalizm devşirmelerine dünyamız – Özkan Yıkıcı

Kıbrısın kuzey denilen yerel yerde şimdi de “eşler müdürlüğü” konuşuluyor. Ne dünyada olanlar, ne içeleşen ürkiyede ololup da buraya yansıyanların nede kendi içimizdeki gelişmelerin acı durumları konuşulmaz. İstenilenle ve merkezli medya eksenli haberlerle, algılarla kendi dünya görüşlerimiz oluşma hızında devam ediyor. Direk yaşanan iklim bozulmalarının etkileri dahi güncel notlara eklenmiyor. Hep, işbirlikcilikle nemalanmanın tadında yaşam sürmektedir. Yine de sıkılmadan benim gibiler hala dünya gerçekleri ile memleket durumlarını yazıp anlatma uğraşında debelenip duruyoruz. Birielri de aldıkları işbirlikci tat la resmen kendimizle dalga geçişlerine de tanıklaşıyoruz. Böylesi bir ülkede gerçekleri yazmak, hele de insanların bunu bilrek değişim istemelerini beklemenin de güç olduğunu hep tekrarlarla karşılaşıyoruz. Yine de bizimle dalga geçenlerin de “iyiliği ve yarın umutlarını” seslendirme paradoksuna da hep düşüyoruz. Şimdi de dünkü bozulan ezberin dahi yerine daha gerici eğitim dönemi ile kültürleşme kağosuna ayni teslimiyetle oluşan uyumluluğun rant tutsaklığını da yaşıyoruz. Sorular ve gerçekelr peşpeşe akıp gidiyor…. Bu koşullarda bir şeyler uyarmak veya dünyamızda olanları yazmakla da benim gibiler hala uğraşla debelenip duruyor. Hani değişim kıvılcımlı düşünce görsek, bunu da kulanıp, yayma beklentisi, ömrümüzü alıp gidiyor. Hep, yakınımızdaki birilerin tuhaf ve acayip teslimiyetlerini de izleyerek, yaşamımızın sonuna doğru da gidiyoruz. Bilgielri dahi yok sayıp, işbirlikcilik kapuşarici algıalrla rantiyecilerin tutsağı halinde kalıp, kendi yörüngemizde dönmeğe devam ediyoruz…..

Burada, en kesin göstergelerle yaşanan iklim bozulmaları dahi fazla konuşulmuyor. Bunun doğaya yansıyışı da sorgulanmıyor. Sadece, yoğunlaşıp bulaltan dengesiz sıcakları veya selleşen yağışların yıkımların sonucunda,etkilenme oranında konuşulur. Bunların dahi rant alma çıkarcılığına da takıldığına hep şayit oluyoruz. İşte; bunun acı bir yüzleşmesi direk bu iklim bozulmasında rol alan ABD, son günelrde çok kötü olarak karşılaşıyor! Önce, Hari kasırgası ve şimdi irma kasırgasıyla resmen doğanın en öfkeli tepkisiyle ülke epey altüstler yaşıyor. Halbuki, kısa zaman önce, sulandırılarak ve anlamsızlaştırılarak kabul edilen Paris iklim anlaşmasından ABD li yeni başkan, “çekildiğini” açıkladı. İklimlerin değişmesi veya net ifadesiyle Bozulması olayı ile dalga geçercesine bu anlaşmadan çekildi. Oysa, şimdi Önce Teksasta Hari ve şimdi yeni öfkeyle gelen irma kasırgaları,herkesin birleştiği “önemli ilk yıkımlı” doğal olayı olarak yaşanıyor. Bazı Amerikanncı kesim, bu tortular arasında “Acaba, iklimlerin değişiminin sonucu mu” kuşkularını seslendirmeğe girişti!

Buradaki başka bir ikiyüzlülüğü de yazmadan edemiyecem: Hari kasırgası Teksasta yıkımlar yaratırken, daha yoğun yıkımlı ve binlerce insanın ölümüne neden olan Asyanın Güneydoğusundaki doğal sel ve fırtına olayları da yaşandı! Fakat, her zamanki batı çift ikilem yeniden yaşandı. Dünya merkezi medya durmadan Teksastaki yıkımı yazıp söylerken, birçok ülkede yıkım yapan ve binlerce insanın ölmesine neden doğal afetleri fazla haberleştirmedi! Demek ki bazı alanlar ile ötekiler habercilik ve bilgi akışında hep ikili tutumun, kısgacında ayrışmaktadır!

Şimdi irma kasırgası vuruyor. Birçok Krayip adasını resmen silip süpürüp Floridaya doğru gidiyor. Medya, hep Amerikan merkezli tehlikeleri aktarıyor. Oysa, kasırga çoktan yok ederek yol alıyor. Yine, yer ayrımı ve ikilemli habercilikle oluşan düşünce şekline alıştırılıyoruz! Şimdiden, Katrina ve Koze kasırgalarının da sırada olduğu söyleniyor. Ancak, özellikle ısınan denizlerdeki akımlar nedeniyle bu doğal olayların daha sert yaşanma olasılığı hala siyasal merkezi terminolojisine konulmuyor! Kasırgalar yanına Meksika gibi önemli yine pek görülmeyen ayni zamanlı deprem de konuların nasıl yoğunlaştığının tamamlayıcı kanıtıdır. Fakat, seksenlerden beri denilen ısınan dünya ile doğal afetlerdeki sertleşme birlikteliği hala resmi politikalarda tartışılmama eyliminde. Aslında, sıralanan olaylar eğer ABD de yaşanmasa, konuyla alakalı haberler de odenli yoğun olmayacaktı!******

Başka bir gelişme de bazı gazetecilerin kalemlerinden sızıyordu: Özellikle tek tek olaylar,tektek ele alınmayıp, genel ile bütünleştirilince, sistemsel Emperyalist özüne de ulaşılacağının örneklemiydiler. Sendikal ORG sitesinde H. Y. İle C. A. Nın makaleleri bize radikl denilen kesimelrle, Emperyalist ortaklaşmasının önemli resmini gösteriyordu. Yiyit ile Akabayın anlatıkları bir noktada kesişiyor. Yiyite göre Suriye ve ırakta yenilmekte olan IŞİD yöneticilerinden bazılarının ABD helikopterlerince alınıp olay yerinden uzaklaştırıldığını yazıyordu! Bu bize bildik bir gerçeğin tekrarıydı. Tıpkı zamanında Elkaydeciler ve başka benzer örgütlerde yaşandığı gibi…. Cenk ise Suriye IŞİD yenilgisi ve cihatcı çöküşüyle birlikte, israilin tavrıyla, nasıl bir ortaklık olduğunu uzun uzun anlatıyor. FEESK ise Suriye döngüsündeki batının da roluyla oluşan gerçekleri sıralıyordu…..

Bu bilgilerle, eklenen belgeleri artırmak mümkündür. İprahim Varlının da hegemonya mücadele bilgilerini ekleyince, şu genel çıkarsamaya dek gideriz! IŞİD veya Elkayde fark etmez: onlar tek ülkeyle bağlantılı değildir. Bunların çıkış nedeninin, Emperyalizmin çıkarlarına yönelik olup, birçok ülkede düzen değiştirmek için kulanıldığı, bolca örneklerle doludur. Öyle dolu ki Suriyede veya ırakta tanık olduğumuz Elkayde veya IŞİD tipi yapılanışlar, ayni zamanda şimdielrde Miyanmar, Bangladeş, Taylant, Filipinlerde de karşımıza geliyor. Nitekim: H. Y. Suriyeden alınan IŞİD liderlerinin Miyanmar Bangladeş sınırndaki yeni yapılarda da olabileceğinden söz ediyor. ABD nezaman Obamayla Pasifik stratejisine geçince, Bangladeş Miyanmar sınırında IŞİD Elkayde türevli yapılar da herekete geçti. Hem kulanılan, hem de işi bitince başka yerde ortaya çıkan İslamcı “radikal” kesimlerden söz ediyoruz….

Güçlü merkezi yapılarının olmadığı, ancak, iş emperyalist stratejik alanlara gelince hemen ortaya çıkan bu tip yapıların da birzamanlar nasıl oluşturulduğu da bilinmesi gerekir. Şimdi, Filipinlerden Lipyaya veya Orta Afrikadan Kafkaslara varan geniş coğrafyada bu yapılar yaygın. Tam da ABD stratejisi yoğunlaşma dönemine girince de bunlar genellikle kamuoyuna “özgürlükcü demokratlar” olarak yuturulur. Irak, Lipya, Suriye, Somali ve nice ülkelerde bunları hep karşımızda bulduk. Birçok ülkedeki İslami azınlıkları kulanmak için de ayni yapılarla, dini, etnik kimliklere oynayarak ayni taktikler yapılıyor. Miyanmarı dikatli inceleyenler, Filipinlerdeki son gelişmeler veya Taylant da Çin yanlılarının etkin olması halindeki hazır kuvete bakmak ayni gerçeklerle karşılaşırız….

Bunları dünyada izleyerek, yaşananlarla sorgulayarak varacağımız sonuçlardır. Bunları yaşayarak öğrendiğimiz içindir ki hep “aman, müfredat değişimine dikat” diyorum! Durup dururken, IŞİD metreselerinde militan yetiştirmek için öğretilen Cihat öğretisinin derslere girmesinin acıtacak yarınlarına tekrardan uyarı yapıyorum. Birileri koltuk aşkına, ötekisi rant sevdası ile teslimiyetin zehirli şerbetli tatlısını yerken, burada da böylesi insan tiplerinin yetişeceği de kesindir. Zaten mesajları da alınıyor…..

Dünyasalaşan iki önemli konuya şöylesine dokundum. Bakın, ABD ahalisi vızıltı dahi yapmadığı ve sermaye lehine dünyanın iklim bozulmasına oylarıyla destek verirken, şimdi, bu yıkımın sarsıntısı kendielrine de ulaştı. Olmaz denilen ve gericiliğin “tutmaz” sanılan cihatcılık ise artık Suriye veya Sudilerde değil, bizat eğitim derslerinde yeni beyinlerin içine girecek. Ve birielrinin de koltukları kabarıp, havadan para alma tutumları olcaktır. Unutmayın, Camilere gitmeyen nice insan, sırf görünmek veya onalrdan olup mevki, para almak için şimdielrde dindar kesildiğinin acı örneklerini hergün duyuyoruz. Ozamann! Yazmak da gerekmez mi?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO zirvesi başlarken

Sonunda otuz altıncı NATO zirvesi Ankara'da başladı. Öyle başladı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Katledilmenin üzerinden otuz yıl geçerken

Bazı cinayetler vardır ki önce susulur. Bilinenler ayıklanır. Sanki'leştirilir....

Özkan Yıkıcı yazdı: Serinleten pazar gecesinden dünya kısa resmi

Günün kavuran sıcakları artık gecenin gelmesiyle, serin esintiyle rahat...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nihayet seçim sonuçları açıklandı

Haftalardır süren Peru devlet başkanlığı ikinci tur seçim sonuçları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Yusuf Karadaş yazdı: NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!

Toplumcu edebiyatımızın önemli isimlerinden Adnan Özyalçıner, bir öykü kitabına...

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Volkan Yaraşır yazdı: Küba Devrimi ve Barbudos’lar

20. yüzyılın en sarsıcı ve en özgün devrimlerinden biri...

Canlı yayın