yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluDağa sırtını yaslayan adam – Halil Karapaşaoğlu

Dağa sırtını yaslayan adam – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Onun solunda bir polis benim sağımda başka bir polis…

Dağa doğru yürümeye başladık…

Dağlar kimilerine gerillayı çağrıştırır, kimilerine kekik kokusunu kimilerine kaybolmayı…

Eşkiyalar, cinayetler, aşklar ve daha nice şeyler…

Dağları anlata anlata bitirememiş şairler…

Güvenlik Kuvvetleri’nin Boğaz’daki karargahına ilk kez yürümüyorum…

İlk kez yürüdüğümde sanki son kez yürüyormuşum gibi gelmişti…

Kış ayında bir akdeniz havası vardı…

Uzaktan gelen bir koku…

Ne olduğunu anlayamadığım…

O yürüyüş yine polisler eşliğinde başlamış, Hamitmandrez Askeri Cezaevi’nde askerlerle son bulmuştu…

*                                  *                                  *

Oysa ki düşünecek ne kadar çok şey var…

Dikilecek ne kadar çok ağaç…

Ve sevecek ne kadar insan…

Çocukluğumun ovaları geliyor aklıma…

Sonunu göremediğim, sonuna gidemediğim mesaryanın dümdüz ovaları…

Akşam üzeri yürüdüğüm o toprak yol…

Çamurun üzerinde yalın ayak koştuğum o yol geliyor aklıma…

Sağımızdaki polise anlatsam, bahsetsem ona

Bir kekliğin…

Bir bıldırcının…

Güvercinin belki de…

Havada nasıl süzüldüğünü…

Anlar mı beni?

İzlemiş midir yabani bir kuşun kafese kapatıldığında başını tellere vura vura kanatmasını?

Bir köylünün taş kesen yüreğine dokunmuş mudur?

*                                  *                                  *

İşte böyle bir ruh halini…

Boynundan kolyesini hiç çıkartmak istemeyen küçük bir kız çocuğu misali taşıyordu gün…

Erman vicdanı rettini açıklamış dağa arkasını dönerek…

Ben de ikinci kez vicdani retçi olduğumu belirten dilekçemi vermişim…

Bir ayı deviriyoruz…

Ne devlet ne de ordu…

Ciddiye almıyor hiçbir şeyi…

Hiçbir yanıt gelmedi hala…

İlk dilekçemden aylar geçmiş…

Devlete bir kuruş borcun olsa bile adım atamazken…

Devletin vatandaşına karşı olan borçları hesaba bile katılmaz…

Ondan değil mi zaten sabah söverek uyanıyoruz gece yatacağımızda lanet ederek uyuyoruz…

*                                  *                                  *

Hangi devletin insanı bizim kadar çok devlete lanet eder merak ediyorum?

Hangi direğe çekilen bayrak bir ülkenin insanın boynunda ağırlık olur?

“Dünyanın hiçbir yerinde devlet insan için değildir” bunu elbette biliyorum da…

kktc devleti kapitalist bir devlet bile değildir…

Kapitalizm iyidir demiyorum…

Kapitalizmin ne olduğunu biliyorum merak etmeyin…

Ama canım sıkılıyor bu aralar…

Devlet dairelerine  gitmek istemiyorum…

Son üç yıldır girip çıkmadığım daire kalmadı…

Canım yanıyor…

İnsanımı görüyorum, tanıdık biri aramayım diyorum…

Utanıyorum…

Bu ülkeden, bu ülkenin insanından, devlet dedikleri lamarina cumhuriyetinden, kendimden utanıyorum…

*                                  *                                  *

Dağa arkasını dönerek vicdanının sesini kağıda döktü Erman…

Kaç kişi duydu kaç kişi dinledi, bilinmez…

Yarın cezaevine girecek o da; Murat gibi Haluk gibi…

Bu ülkede kaç kişi Erman’nın yanında olacak, bilinmez…

Bu ülkede katiller…

Yolsuzluk yapanlar…

Ülkeyi satanlar bilinmez…

Polis sokağa çıkan her bir kişinin hesabını tutar…

İsmini bir kenara not eder dosyalar açar…

Bu ülkede düşünen insanlar, yüreğinin sesini dinleyenler, başkaldıranlar, boyun eğmeyenler polislerin tutanaklarında bilinir…

Bilen bilir…

Bilmeyen bilmemeyi tercih eder…

Bize de bilmeye çalışmak kalır…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi; Türkiya’nın Niyeti Nedir?

TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM Genel Sekreteri'nin Gıprız...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: NATO 3.0, Türkiya ve Gıprız

NATO 1.0, 1949-1991 arası Sovyetler Birliyne garşı Batı'nın oluşdurdu'u...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: 1983 Protokol Krizi; Yılmaz Ağaoğlu

İşgalden 9 yıl soğra, böyünden 43 yıl önce bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Naci Talât’ın Siyasal Hayatı Gerşegden Biterdi?

Atilla Operasyonundan tam bir yıl soğra Bozkurt gazeddasının ön...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
913AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Canlı yayın