Kıbrıs iktibasPınar TaşCumhuriyetin Sessiz Yankısı; "Dığa" - Pınar Taş

Cumhuriyetin Sessiz Yankısı; “Dığa” – Pınar Taş

Orjinal yazının kaynağıfacebook.com
Kategori:

Sabah kahvemi içerken Mağusa Festivali’ ne gelecek Ermeni müzik grubu Collectif Medz Bazar’ın reklamını gördüm. Büyüdüğüm coğrafyada Ermeniler yaşardı eskiden. Bir Ermeni kadın sarılık ilacı öğretmiş mesela neneme..

O geçmiş bağı düşündüm. Sonra amcam, kuzenlerim, bir sürü anı zinciri belirdi peş peşe… Geçmişten bir ses zihnime çarptı, “Dığa!” Amcamın, erkek kuzenlerime kızarken bağırdığı kelime. Yıllarca anlamını bilmiyordum. Ne Türkçeye benziyordu, ne de bildik bir küfre. Sonra öğrendim. Ermeniceymiş. Anlamı; erkek çocuk, oğlan. Yani nötr. Ama amcamın dilinde değil.

Onun dilinde, düşüncesinde “dığa”, “adam olamamış”, “eksik”, “bizden değil” demekti. Bu bilgiyi öğrendiğimde içimde bir şey oturmadı. Çünkü “biz” kimdi? Ve neden bir Ermenice kelime, hakaret niyetine ağza alınırdı? İşte tam orada başladı hikaye. Amcam Kürt’tü. Devletin gözünde şüpheli, toplumun gözünde eksik. Ama o, kendini daha da eksik gördüğüne ses yükseltiyordu… Ermeni’ye. Ya da Ermenice bir kelimeye.

Bu çok tanıdık bir denklem. Bu ülkede herkes bir öteki. Ama kimse en altta olmak istemiyor. Kürt, daha alt katmanda gördüğü Ermeni’ye dil uzatıyor. Çünkü ayakta kalmanın, kendine yer açmanın bir yolu da, bir başkasını daha da aşağıda tutmak.Bu sadece bireysel bir çelişki değil.

Cumhuriyetin kültürel mühendisliğinin doğal sonucu. Bir tür etnik merdiven sistemi. Türklük en tepede. Alt katlar, Kürt, Alevi, Roman, Ermeni, Süryani, Yezidi…Ve herkes, altındaki birini iterek kendi basamağını sağlamlaştırıyor. Amcamın “dığa”sı, bir dil sürçmesi değil, bir toplum mühendisliğinin bilinçsiz tekrarıydı. Ermeni’yi küçümsediği için değil, öyle öğrenmiş olduğu için. Sistem ona “sen yoksun” derken, o da bu sesi bir başkasına yöneltti.

Bir nevi devralınmış tahakküm. Bu yüzden bir Kürt’ün Ermeni’yi küçümsemesi, sadece bir çelişki değil, sistemin başarıyla içselleştirildiğinin kanıtı. Öte yanda anne tarafım vardı. Ülkücü. Annem hariç tabi…

Uzun yıllar mesafeliydik. Sadece coğrafi değil, duygusal, ideolojik. Ben o sofralara pek gitmek istemezdim. Çünkü orada Kürtlük bir eksiklikti. Sürekli kendini ispat etmen gerekirdi.”İyi Kürt” olman. Usul usul konuşan. İsyan etmeyen, terörle arası açık. Ama işin ironisi şuydu, o milliyetçi sofrayla amcamın dili arasında neredeyse hiçbir fark yoktu. Sadece kelimeler değişiyordu. Aynı hiyerarşi, aynı “biz” takıntısı, aynı aşağıya bakma refleksi. Ve ben o “biz”e hiç dahil olamadım. Çünkü erken yaşta fark ettim, bu ülkede kimlik, bir başkasını aşağılamadan kurulmaz. “Biz” olmak için bir “dığa” gerekir. “Zırto”, “çingene”, “gavur”…

Hepsi aynı cümlede, aynı ezberin parçaları. Birini dışlamadan, kimseye yer verilmiyor. Bugün kahvemi içerken fark ediyorum, amcam sadece bir kelime söylemedi o zamanlar. Bir düzeni yeniden üretti. Kendine alan açmak için, bir başkasının üzerine bastı.

Bu ülkede herkesin küçük bir Ermenisi var. Küçük bir “dığa”sı.

Ve herkes, o küçük figür üzerinden kendini temize çekiyor. Ben bu oyunu erken fark ettim. Kenarda durdum. Bazı sofralara oturmadım. Çünkü biliyordum, o sofralarda bana yer verilmesi, bir başkasının yerinden edilmesi pahasına mümkün oluyordu. Ve bugün hala “dığa” diyenleri duyduğumda, kulağıma sadece bir kelime değil, koca bir cumhuriyet yalanı çarpıyor…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Noel Baba’nın Sessizliği: Teyfur ve Hafızanın Direnişi – Pınar Taş

Çocukken Bulanık sokaklarında gördüğüm siyah paltolu adam, sırtında beyaz...

Redd-i Miras, kırığın soykütüğü – Pınar Taş

İnsan, yalnızca doğduğu yerin değil, yarım kalmış cümlelerin de...

Tımarhane günlüğü – Pınar Taş

Tımarhanede bugün tören var. Bayrak yine ütülü, akıl yine...

Vasatın muteberliği – Pınar Taş

Ada artık bir harita üzerindeki toprak parçası değil, koskocaman...

Apê Musa’nın Ardından – Pınar Taş

Bir halkın dili yasaklandığında, suskunluk değil direniş doğar. Bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın