Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluÇokkültürlülük Maskesi Altında: Savaş suçlarını aklayan “insan hakkı” savunucuları - Levent Atikoğlu

Çokkültürlülük Maskesi Altında: Savaş suçlarını aklayan “insan hakkı” savunucuları – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın kuzeyi çokkültürlü değildir. Ada genelinde barış dilini, bütünlüğü ve ortak yaşamı bütünleştirmeyen dil ve siyaset inşa edilmedikçe; bu topraklarda farklılıklar değil, çıkarlar üzerine kurulu bir düzen hüküm sürmeye devam edecektir. Ve sizin “insan hakları” savunuculuğunuz da, ne yazık ki, bu çıkar düzeninin bir parçasıdır.

Diaspora Kıbrıs, aslında “daha fazla Kıbrıs”tır. Her hukuksuzluğun, her kaybın, her yerinden edilmenin izini taşır. Evler yalnızca taş ve duvardan ibaret değildir; içinde yaşayanların hikayelerini, kimliklerini, acılarını ve kayıplarını barındırır. Bir yerin geçmişini yok sayarak üzerine yeni yapılar dikmek ve buna “yeni düzen”, “çokkültürlülük”, “insan hakları” ya da “yeni çeşitliliğimiz” adını vermek; hafızayı silmek, savaşın, tecavüzün, istismarın ve adaletsizliğin üzerini örtmek anlamına gelir.

Ne kadar görkemli inşa edilirse edilsin, temeli haksızlığa dayanan her yapı er ya da geç çöker. Çatlar, dağılır ve sonunda gerçeğin ağırlığı altında parçalanır. Mülk gaspıyla, yerel halkların ve kimliklerin üzerine savaş sonrasında yeni kurallar koymak yalnızca ekonomik bir zulüm değil, aynı zamanda insan onurunun, hafızanın ve kimliğin de gaspıdır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde “insan hakları” maskesiyle sunulan tüm söylemler, bugüne dek siyasi propaganda malzemesi olarak kullanılmıştır. Geçmişte işlenen suçları örtbas etmeye ve mağdurların adalet hakkını gasp etmeye hizmet etmiştir. Bugünkü söylemler barışı değil, adaletsizliği ve bölünmeyi meşrulaştırmaktadır. Bir de yüzünüze gözünüze fazla gelen, hak etmediğini o maaşlarınızı…

Çıkar zemininde Kuzey’i birleştirmeyi “insan hakkı” olarak lanse eden zihniyete ses çıkaranların sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Bugün yapılan siyaset, akıl tutulmasıyla beslenen bir ikiyüzlülük rejimidir. Yıkık bir binanın temeline ne kadar yeni kat katılırsa katılsın, o yapı bir gün çöker, rüzgarla birlikte kanın kokusu, sahnenin bütün dekorunu dağıtır.

Çokkültürlülük, farklı köklerin özgürce nefes alabildiği; eşit hak, adalet ve karşılıklı saygının tesis edildiği bir düzeni tanımlar. Fakat, bunu diğer gelişmiş ülkelerdeki gibi tanımlamak bir yanılsamadır. Kıbrıs’ın kuzeyinde “insan hakları” ve “çokkültürlülük” söylemleriyle sahneye çıkanlar, çoğu zaman bu kavramların içini boşaltmakta ve onları birer propaganda aracına dönüştürmektedir. Kendilerini “birleştirici”, “kapsayıcı” ve “insan hakları savunucusu” olarak tanıtanlar, yanı başlarındaki Kıbrıs’ın güneyini ve orada yaşayan toplumları bütün bu birlik, beraberlik ve kardeşlik söylemlerinin dışında tutar.

Ama aynı zamanda “barış” ve “federal çözüm” talepleriyle sahneye çıkar, “karma evlilikler”den, adı bile telaffuz edilemeyen ve “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi” olarak andıkları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kimliğini işgal topraklarında vaat ederler. Bu, kendi içinde tutarsız, samimiyetsiz ve manipülatif bir söylemdir.

Kıbrıs’ta yıllardır süren ihanetler, dış müdahaleler, güç devşiren zümreler, taşıma nüfus politikaları ve adaya sinmiş kir, pas, korku ve endişe… Bunların sorumluları bütün bu dilden beslenenlerdir. Kuzey ile sınırlı bir “çokkültürlülük” anlayışıyla insan haklarını savunduğunu iddia edenler, çoğu zaman çıkar hesaplarının, nüfus ve bunun üzerine sundukları insan hakkı savunmalarını sürdürmenin peşindedir. Kirli pazarlıkları, ayrıcalıkları ve kamusal kaynakların yağmalanmasını meşrulaştıran bu sahte söylem, garantörlerin çıkarlarına hizmet eden politikalarla iç içe geçmiştir.

Yarım yüzyıldır yerel halklar mağdur edilirken, Kuzey’de bir zümre haksız yere zenginleşmiş; halkın çoğunluğu pasifleştirilip diaspora olmaya zorlanmış, adayı terk etmişken olmuştur tüm bunlar. Denetimsizlik, sömürü ve sessizlik bu adada sistematik hale getirilmiş, ihanetlerin listesi her yıl biraz daha kabarmıştır.

Bugün Kuzey’de “çokkültürlü” olarak pazarlanan düzen, aslında suçun, kirliliğin ve yozlaşmanın meşrulaştırılmasından ibarettir. “İnsan hakları” maskesiyle bu düzeni savunmak; Kıbrıslı Rumları ve güneyde yaşayan tüm toplumları dışarıda tutarken, yalnızca Kuzey’de sahte bir bütünlük yaratmaya çalışmaktır.

Bu, tam anlamıyla yüzsüzlük ve ikiyüzlülük üzerine inşa edilmiş arsız bir siyasettir. Ve buna sessiz kalan herkes, bu siyaseti yürütenler kadar suçlu ve sorumludur.

Bu adanın kuzeyini bugün çokkültürlü diye lanse etmek, insanların aklıyla oynamakla “eşdeğer”dir. Önce ihanetlerin, çıkarların ve örtbasların hesabı verilmelidir. Sonra, ancak o zaman eşit haklar temelinde gerçek bir ortak yaşam kurulabilir, ve hayır kuzeyi bütünleştirmek mümkün değildir.

Kuzey çokkültürlü değildir; ve “insan hakları” kılıfıyla bunu manipüle etmek, muhalefetin de en az herkes ve herşey gibi en büyük işgüzarlıklarından biridir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçim süreçlerindeki ekonomik kullanım

Gerek K. Kıbrıs gerek ise Türkiye seçim süreçlerine şöyle...

Canlı yayın