yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÇelişkilerle yaşarken, bazen tutsağın esiri olurken, bazen de kaçışın çaresi olursa! -...

Çelişkilerle yaşarken, bazen tutsağın esiri olurken, bazen de kaçışın çaresi olursa! – Özkan Yıkıcı

Karmakarışık bir süreçten ve bunun tam çelişkili en duyarsız süreci yaşayarak, tanık olarak geçiştirmekteyiz. Ortadoğu emperyalist bölgesel sıcak çatışmalar, kapitalist ekonomik krizi hem yıkarak hemde hala konuşamayarak geçiştirirken, bunlarla durmadan yeni yakın tarih yüzleşmesi veya günlerini anarken, artık çelişkilerin tutsağı ama konuşulmama paradoksunu birlikte yaşıyoruz. Kapitalist Emperyalist gerek Pazar kavgalarını, gerek krizlerini, eşitsiz yaşam şeklini tekrar tekrar yaşarken ve sömürgeleşmenin bedeliyle işbrliği uygulatıcı adasında nefes alıp bunları konuşamıyıorsak, dönüp bunun eksikliğini anlamak zor değildir. Onca çirkinliklere ve çelişkilere karşın alternatif devrimci çizginin olmamasının sıkıntısının en ufak anlatısı kanıtı oluyor. Bunun eksikliği ise konuyu sınıfsal eksende algılamama ve olayı sistem için paylaşım Pazar sorununu görmezden gelmemizi getirdi. Dahası; Onca yanlışla yaşayarak ve onlardan çözüm bekleme kısgacına sokulduk. Nasılmı? Kıbrısta dahi sorunun özünde yapan sömürgecilik ve siyasal olarak Amerikan Emperyalist pilanların sonuçlarını yaşamamıza karşın, hala Amerikan eksenli “sıra bize gelmesini” ummak ile “Çözümü umut etme paranoyasına” esir düşüp seslendirmemizdir! Öyle bir umut ki Amerikan çözümlerini ırakta, Afkanistanda, Filistinde ve hatta Kıbrısta yaşamamıza rağmen hala ayni noktada saplanıp hiçbir zaman bizim olmayacağımız ama bize konulacak yazılımlarla “çözüm bekleme” duruşuna sokulduk.

Son dönemde sıcaklaşan ve hamle üstüne hamle ve probagandanın en taraflı ve yanlışlarla donatılmış şekliyle yapılan Ortadoğuda Kürt coğrafyasından yeni Arap haritasına belli ki sınırları dahi değişimi muhtemeldir. Kıbrısta ise yapısal Kapittalist krizin vurması ve bulunan doğal gaz hesaplarıyla birileri kendi bildik ezberleriyle hamle bekliyor. Kıbrısta kalıcı barış veya kendi insiyatifiyle çözüm değil, yine dış çevrelerin çıkarlarına göre bir ayarı çözüm umuduyla seslendiriyor. Oysa enerjinin ve dış müdahelesinin ne olduğunun en çok yakan kanıtı etrafımızda hatta bizde görülmektedir. Batırtılan Kıbrıs ekonomisindeki temel araçlardan birinin enerji pastası olduğu dahi, bize hala gerçekleri anlatmıyor. Yeni açıklanan Kisincır Yetmişler belgeeriyle bildik ezber Kıbrıs tarihinin öyle olmadığını veya günümüzde en cılız iç dinamik döneminde Kıbrısa dıştan gelecek müdahalenin anlamını dahi düşünemiyecek konuma ve sorunalrın çaresizliklerine gömülüp kaldık. Ama bizi bize getirenlere çare ummak ama yaşadıkalrımızdan memnun olmama ikileminde seyirciler gibi sahadaki takım karışıklığına girdik.

Burada birkaç probaganda etkeninden söz edecem. Bunları Türkieyden bölgemize hep tanık olup yazıp çizmediğimiz veya yanılarak doğru yanlış taraflaştığımız önemli olgulardır. Birincisini bolca yazdım. Özelikle son Ortadoğu olaylarında Probaganda haberciliği medyada görselik katılarak çok güzel işliyor. Yalanların nasıl bilgi olarak sunulduğunu ve ikna edilme durumunu Suriye olaylarında hep yaşadık. Çaktırmadan ama direk probaganda haberi verirken algısı bize “bilgi, haber, kanıt” olarak sunuldu. Taraflı probaganda ile istenilen yanlışla beslenmemiz sağlandı. Öyle sağlandı ki birçok deneğime rağmen yine de çoğu sırf karşıt kötülenerek kendini doğru sunma başarıldı. Dün Saddam, Bugün Esat ayni konuma sokulup ve ırakta direk Suriyede daha dolaylı Amerikan poletikalarına takıldık. Hatta olmayan ve getirilmeyen “özgürlük, demokrasi” denilen argümanların olacağına tekrar tekrar kandırıldık!

Halbuki Amerikanın Emperyalist sistemin temel gücü olduğunu, Kapitalist sermaye sınıfsal gerçeği gibi kuramları onutursak, kolayca kandırılırız. Hatta Saddamı veya Elkaydeyi Amerikanın güçlendirdiği ve yerine göre kulanıp iyi veya kötü rollere koyduklarını belekten silersek ve sonuçta probagandaya takılıp Amerikanın Özgürlük demokrasi getireceğine inanırsak, tarihsel yanılsamaya hep düşeriz. Hatta Kıbrısta özelikle yetmişler olayındaki Kisincır veya CİA olayını öteleyip onuturuz.

Başka bir olgudan da söz edecem. Özelikle son Türkiyedeki AKP Kürt ekseninde yaşanıyor. Olay belli ki yeni bir sürece takılıp gidiyor. Hatta içsel özelikle devlet ekseni tam insiyatifiyle ve projesiyle geliştirmediği için hala kulandığı dili dahi tam uyduramadı. Kürt dinamiğinde tek eksen olmadığını bilerek konuşalım. Başka açıdan olayın direk tarafları vardır ve şuanda ayni düşünce yapısında değildir. Bundan dolayı olacak her yeni gelişmede mutlaka işimize gelip gelmeyecek olgular konuşmalar olacaktır. Taraflar Türkiye devleti ve Kürt ekseninde PKK olacağına göre ve bunu özelikle bölgesel Ortadoğu oyunun merkezli güçelrde etkileyeceğine göre, burada bulunacak denklem veya varılacak sonuç bunarlın bileşkesini oluşturacaktır. Tek düşünce veya tek taraf yoktur. Ama birkonuda beklenti önemli: Savaşın durdurulması! Savaşın durması ise barışın gelişmesine bağlı. Bunu yapacak olan ise şuanda direk masada olanlar ve bu koşulları yaratan önemli güçler! Şimdilik AKP ve PKK seslendirilse dahi bunların görüşmeye başlamadan daha önceleri çokca benzer raporlar Amerikaya varan kesimde yayıldı. Bunalrı birkez iyice bilelim.

Başka bir dikate gelmesi gereken olayda şu: Girilen ortama yönelik tarafların kendi lehlerine probagandada dikat etikleri olgualr vardır. Bunalrdan önemli birisi de şudur; Girilen süreci provake etmeme ve devam etirme; Bunun sonucu ise bazı probaganda argümanarda bazı gerçekler gizlenmesi veya üstüne gidilmeyrek sürecin devamı için uğraş veriliyor. Bir örnekle taşlandırayım; Özelikle bazı aydın kişiler Diyarbakır ünüversitesinde başlayan olayların özünü benden senden daha iyi biliyorlar. Neden şimdi Hizbulahın ortaya çıktığını ve Türkiyeli Hizbulahın ne olduğunu gayet iyi bilirler: Ama olaylar nedeniyle bu seslendirmeyi yapmıyor. Hatta BDP dahil! Çünkü amaç sürecin devamı olduğu için bu gerilimi artırmak provakasyona girmek istemezler. Bunu ben dinlerken kulanılan tümcelerden hemen yakalıyorum. Hatta önemli hamle olan provakasyonları probagandayla küçümsetme basitleştirerek etkisiz kılmak düşüncesi vardır. Ama benim gibi olayları Kuzey Kıbrısta izleyenler direk taraf olmama ve bilgilendirme adına bunu yazmakta bir sıkıntı olmaz. Hatta övülen bazı adımalrın sakıncalı olmasını belirtmek de biranlamda görevimizdir. Çünkü taraf olma ve koşullarda taraflaşıp etken tutma sonucuyla daha uzakta izleme rahatlığı ile belirtmenin ortamı başkadır.

Ama şu uyarılar önemli; AKP nin ne olduğunu bilenler ve sistemin Ortadoğu oynundaki bölgesel çıkarları etkisini izleyenler elbet doğruları yazıp uyarıları da yapacaktır. Çünkü girilen kaygan zeminde tarafların değişik beklentileri ve göz ardı etmeler ilerde sonuçları algılamada hatta adımların ileriye gitmesindeki aksaklıkların anlaşılmasında zorluklar yaratacaktır. Bundan dolayı probagandalaşma ile bilgi aktarma kadar, öngörülerde karar alma ile izleme durumuyla aydın sosyalist olmanın gerçekleri bazen hiç örtüşmez. Yoksa bana kimse eski Devgençli Celaledinin Diçledeki Provakasyonu anlamadığını, Ufuk Urazın ayni şekilde konuyu küçümsediğini söyleyemez. Ama roleri ve sürece bakışları öne çıkarma süreçleri başkayken; Daha Sosyalist gözle bakan Melih Pekdemirin barışla gelecek adımları yorumlarken daha rahat olma duruşuyla gerçeklik kuşkularını yazması elbet farklı olacaktır. Bunları iyi bilelim. İyi anlayalım ki sırf koltuk için bizde nasıl nice gerçekler ötelenirken, koltuk sevdası olmayanların daha rahat konuştuğunu kıyaslamamız kadar doğalığı da anlarız. Yazı uzadı ama dieyceklerim daha bitmedi; Neyapalım?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,938TakipçilerTakip Et
881AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Mega GES’in gölgesi: Ovakışla’da güneş kimin için doğuyor?

Bitlis Ovakışla’da yaşanan GES direnişi, yenilenebilir enerji tartışmasının en...

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” teriminin Alman işçi sınıfının...

Mahir Ulutaş yazdı: Yeniden Hürmüz Boğazı krizi üzerine

Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasıyla tetiklenen süreç, küresel enerji piyasalarında modern...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta veri skandalı: 364 bin kişinin sağlık ve kimlik bilgileri Dark Web’e sızdı

Yenidüzen gazetesinden Tümay Tuğyan’ın özel haberine göre, siber saldırganların Kuzey...

Arif Bektaş yazdı: İngiltere’nin yeni başbakanı olması beklenen Burnham: Kapitalizm dostu ‘sosyalist’!

Yaklaşık iki yıllık başbakanlığı döneminde sağcı politikalar uygulayan İşçi...

Yücel Özdemir yazdı: Ankara Zirvesi öncesinde önemli hamle: ‘Avrupa NATO’su mu?’

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ev sahibi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Canlı yayın