yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÇarşambanın iki uçak mesajı – Özkan Yıkıcı

Çarşambanın iki uçak mesajı – Özkan Yıkıcı

Son dönemlerde ilgilenmesek de konuşmaktan kaçınılsa da K. Kıbrısı ziyaret edenler, buraya gelip konaklayanlar ve Pekerin açıklamalarıyla yaşanan birçok konu etrafta dolaşmaya devam etmektedir. Pekerin Adalıdan Falyalıya varan bazı konulara dokunması, çakıcının adaya gelişi gibi düşündürücü ve gidişatın tehlikeli bouyutuyla düşününce,endişelenmeye de gerek vardır. Hele de Türkiye yetkililerinin veya buradakilerin sık sık karşılıklı gidip gelişleri ve çaktırmadan protokol adıyla da taşlanılan yol, yarının önemli mesajlarıdır. Bunların yoğunluğu kanıtsanırken, tehlikeli olan tartışılmadan trenin hızla geçişine dönüştü. Bu durum ülkemizdeki işbirlikçi koltukçuların hem teslim olma hali hem de kendi aralarında kalanı paylaşma çirkin pazarlıkları nedeniyle de hiç öne çıkarılmaması sonucu, adeta seyircilikten de daha geriye düşen kamuoyuna geldik. Bunlar Türkiyedeki devletin rejim deyişimi ve Kıbrısı da kulanma planı da olunca, bu defa Türkiye ilişkileri ve hamaset şekli ona göre şekillendirildi. K. Kıbrısın koltukçuları teşekkürlü, talimatıyla, Türkiyesiz olmaz simgeleriyle sınırlı kalma teslimiyetine dek geldiler. Yapılacakları, direk TC yetkilileri veya buradaki alt idari kurum haline gelen koordinasyon komiteleri açıklamaktadır. Kuzey Kıbrısta Türkiyeye dokunma temel görüşü de hala hakim olunca, işbirlikçilik beklentiyle şekilenince de yapılanların da deyerlendirilmesi alanı da daraldı. Geriye, birbirlerine veriştirme kaldı. Hele de hızlanan nifus aktarma ile bazı mafya liderlerinin Kuzeye gelişi de hesapların oldukça kabarık olacağının kanıtıdır.

Tam da bu gelişmelerin simgesi Çarşanba günü adamıza gelen iki uçakla taşlandı. Uçağın birinde sınır dışı edilen  eski Akıncı dönemi sarayın basın ve iletişim koordinatörü Ali Bizden bulunjuyordu. Üstelik, sınır edilme nedeni bir yana kararın Akıncının başkan olduğu dönemde alındığı ifadesi de düşündürücüydü. Normal şekilde istanbula giden Bizden, hava alanında göz altına alınıp bazı eşyalarına el konuljup, sonra yaklaşık 11 saat bekletildikten sonra, geri Lefkoşaya gönderildi. Bir anlamda sınır dışı edildi. Nedenli tepki olduğu veya Türkiyede bu konuya nekadar yer verildiği soruları ise zaten direk yaşanarak bilinmektedir.

Bir başka uçak daha Lefkoşaya geldi. Uçakta, K. Kıbrısın Türkiye başkanlık rejiminin ada temsilcisi Fuat bey ile bizim müdahale ile saraya taşınan Tatar vardı. Elbet, normal bir ülke olsa, Tatar eski saray basın koordinatörünün neden sınır dışı edildiğini sorup hava alanında kendi halkına da bilgi verecekti. Elbet, normal olmamanın normaliği sonucu bu basit diplomatik koşul yaşanmadı. Tam aksi, Tatar Malatya hamasetiyle Diyarbakır coşku gazını birleştirip, adeta tahta kılıçlı fetihçi roluyla dili açıldıkça açıldı. Fuat bey da gayet mesut. Ne konuyla alakalı Tatar ona soru sordu nede hava alanındaki gazeteciler kendine olayla alakalı soru sordular. Sanki bu konu hiç yaşanmamış gibi işler yolundaydı. Kim bilir: Tatar ve Tahsinin bu konuda sevindikleri öngörüsünü yapsak, yanlış olmayacak gibi bana geriyor. Ama diller, “eşitlik, Türkiyesiz olmaz, Filistinin ana vatanı da olsaydı gibi birbirini yarıştıran yalanları sıralayıp durdular. Yeni atanan Ersanın hala dili koltuğu ile uzlaşamayan, dediklerinin yerinde olup olmadığını dahi düşünemeyeceği noktada olması da yeniden bu şaşalı görüntülerde yansıdı.

Ama, Çarşanba bir başka uçak daha geldi. İçinde sınır dışı edilen ve nedeni bilinmeyen eski saray üst birokratı vardır. Öhyle pek de fazla çıkışları da yok. Hat ta aKıncıyla birlikte Türkiye yönetimine yaklaşmak için elinden geleni de yaptı. Ama olmadı. Üstelik, sınır dışı edilirken kulanılan “güvenlik” konusu da bir acayıp. Ama bana acayip gelmedi. Türkiyeyi izleyen ve oradaki tutuklamaları, yasakları ve davranışları bilen kişiler çoğu zaman söylenen kelimeyle yapılanı birlikte sorgulamaz. Keyfi ve sırf öteki görülmenin karşı eksene koyup yerilmenin nedeni olmaya yetiyor. Suç uydurmak veya başka nedenlerle ötelenmek gayet kolaydıı. Nitekim, Bizden sınır dışı edilirken, ayni anda gerekçeleri oldukça anormal olan Gergerlioğlu serbes brakılıp açıklama yapılıyordu…

Boşuna eleştirip uyarmıyorum: Türkiyedeki ilerici aydınlar ve Kıbrıstaki ayni konumda olan kesimlerin karşılıklı olanları doğru bilmeleri gerekiyor. Nitekim, Kırmızı çizgilerde işlediğim olay direk yaşandı. Türkiyede sadece Bizden  sınır dışı edilmedi. Başka Kıbrıslı kişiler de haava alanından geri gönderildi. Türkiye kamuoyu bu konuda haber dahi vermedi. Tabi, aynen K. Kıbrıs muhalif kesim de son Bizden olayına dek alanda aranan veya geri çevrilen kişiler konusunda sağır kaldı. Afrika veya benim gibi serrek yazanlaar konuyu anlatmaya çalıştı. Bu uçurum son olayda da hemen hemen ayni gerçekleşti. Hat ta şu tuhaflık da oldu: Tahsin veya Ersin gibi yetkililerden konu hakında bilgi alınmasını isteyenler dahi oldu. Oysa Tatarın yanıtı geldiği uçaktaki Fuat beyle oluşuyla pırıl pırıl ediyordu.

Çarşanbanın uçakları bu mesajları yeniden veririken, Fuat bey Bafradaki tesislerde mesajı havalı hale çekerken, kimisi de merakla 20 Temuzdaki Erdoğanın diyeceklerine odaklaşırken, hayat da akmaya devam ediyor. Isınan ve beyinleri dondurtan sıcakta, belli ki Kıbrıs kaynamaya doğru ısıtılıyor. Türkiyede rejimin ihtiyaç duyduğu, kamuoyunu en kolay peşinde toplayacağı konunun da Kıbrıs olması, hepsi ilhaklaşma sürrecinin nasıl yerleştirildiğini de gösteriyor. Güneyde konuşan AB temsilcisi ise beklentilerle lafı bitirip oradakilere gaz vermenin de ötesine geçmiyor. Aama hala K. Kıbrısta kendine federalci diyen önemli kesim “aman bunu söulemeyelim, şimdi zamanı deyil, siz çok radikalcısınız” şemsiyesini tutmaya devam ediyorlar. Baazen yükselen sesin boşluğu ile karşılığı da olmayınca anlamı kalmaz. Oysa yükselen ses tehtit ve yaptırımıyla tamamlanıyorsa, ozamaaan gerçekle birlikte düşünmeye deyer. Yaşanan iki uçak mesajı da ikili K. Kıbrısın ortak buluşulan resminin aynası oldu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bir harmanlama yazısı

Zaman zaman tekrarladığım basit gerçeklerden biri ile başlayalım. Genelde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gar katliamından günümüze gelen izler

10 Ekim Türkiye için önemli yakın tarih günüdür. Yorumlara...

Özkan Yıkıcı yazdı: Aman ha!

K. Kıbrıs seçim sürecine girdi. Ama sanki daha bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,896TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Dr. Karabekir Akkoyunlu yazdı: Brezilya’da seçimler: Lula’dan sonrası tufan mı?

Brezilya başkanlık seçimlerinde, hapisteki eski başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu...

Canlı yayın