10 Ekim Türkiye için önemli yakın tarih günüdür. Yorumlara dikkatle önem vermek şart. On bir yıl önce, Ankara’nın Gar bölgesinde büyük bir katliam yaşandı. Yüz dört kişi katledildi. Türkiye yakın tarihinde, toplu katliam olarak tarihe geçti. Bu olay sonrası Başbakan’ın o dönemki Davutoğlu, tarihsel önemli gerçekleri iki tespitle koydu: “Kan döküldükçe oylarımız artıyor.” Nitekim kan dökülmelerle, katliam ile savaş girişimleri arttıkça, AKP haziranda kaybettiği çoğunluğu kasım ayında fazlasıyla geri aldı.
İkinci itiraf ise AKP döneminden sonra oldu. Başbakanlıktan kovulduktan sonra, yeniden politika yapar gibi döneme girince: “O dönemde dehşet verici durumlar yaşandı. Konuşursam, yer yerinden oynar.” diyordu. Bu iki itiraf gibi tanıklık, yaşananı 10 Ekim’de, on bir yıl önce yaşanan katliamın siyasal anlamını gayet net anlatmaktadır. Tabii siyasal olarak şu tespiti de yapmadan durmayalım: tıpkı 1977 1 Mayıs’ında olduğu gibi, gerçekleşen katliamlar sonrası Türkiye’de sosyal muhalefet epey geriledi. Buna karşılık devlet bloklarında yeni denklemlerle yeni hamlelere de koşul hazırlandıydı.
Nitekim: 10 Ekim katliamı sonrası, haziranda yapılıp azınlığa düşen AKP erken seçimle kasımda önemli çoğunluk ele geçirdi. Ayrıca, görünür gibi muhalefetmiş havasındaki MHP son görevini de tamamladıktan sonra, cumhuriyet egemen devlet bloğuna katıldı.
Bir önemli hatırlatma da bu konuyla alakalı yazalım: 2015’te haziranda yapılan seçimlerde hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadı. Bu dönemde Baykal en yaşlı kişi olarak Meclis Başkanı idi. Davutoğlu’na verilen hükümet kurma görevini yerine getiremedi. Ama saraya geçmiş olan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na hükümet kurma görevini vermedi. Davutoğlu zamana oynadı. Hesapta Kılıçdaroğlu’yla görüşmeler ve uzlaşma arayışı yapıyormuş gibi davrandı. Özellikle 10 Ekim katliamı sonrası bizzat Başbakan Davutoğlu’nun da işaret ettiği gibi “kan döküldükçe oylarımız artıyor” durumu, kasımdaki seçimdeki sonucun da mimarilerinden biri olarak yaşatıldı. Tabii bu dönemde Bahçeli son süreçlerdeki rolünü yeniden oynadı. Ona başbakanlık teklif edilmesine rağmen reddetti. Dahası, hükümet kurulmasın diye oyalamalara katılırken, açıkça oynamasına rağmen oyunu anlaşılmak istenmedi. MHP muhalefet oyalamasıyla çaktırmadan AKP ile flört yapıp anlaştı. Böylelikle kasım seçimlerinde haziran siyasal muhalefet bloku da kırılarak ve katliam gölgesinde yapıldı.
Başka bir gelişme de Kürt cephesinde oldu. Çoğu bunu da hatırlamak istemez. Çünkü yanlışlar ve algılar oldukça dolu dolu. Yine çözüm adıyla veya barış simgeli gelişmeler oldu. Günümüzden daha açık ve toplumsal ikna için çabalar epey geniş alana yayıldıydı. Fakat yine AKP siyasal hesap devlet içi gerçeği vardı. Batılı muhalif, başta CHP kesimi, ısrarla HDP devlet başkanlığı sistemini kabul ediyor propagandalarını yapıyordu. Gerçi bazı çelişkiler de Kürt kesiminde vardı. Yayınlanan Öcalan’la notlar eserlerinde bu net olarak görülür.
Demirtaş’ın da önemi arttı. Hatta haziran seçimlerinde önemli sayıda batıdan da oy aldı. Fakat Demirtaş’ın açıkça “Seni başkan yaptırmayacağız” tutumu, tam da imzalanacak barış anlaşmasını Erdoğan’ın yok hükmüne çekip masayı devirdi. Yetmedi, provokasyon ile saldırılarla da seçimde düşülen azınlığı kurtarmaya girişti.
Birkaç tarih yine hatırlatalım: 18 Temmuz, Amerikan elçiliği ile bir önemli görüşme yapıldı. Medya fazla önemsemedi. 20 Temmuz, Suruç’ta sosyalist gençler katledildi. 22 Temmuz, iki polis öldürüldü. Hükümet hemen PKK’yi suçlayıp Kandil’e bombalar yağdırdı. Sonradan yapılan yargılama sürecinde ise bu iddia doğrulanmadı. Tutuklanan iki PKK militanı beraat kararına uğradı. Ama 22 Temmuz katliamı ile devlet barış sürecinden savaş çizgisine hızla geldi.
Bu gelişmeleri protesto etmek, barışa şans verilmesini içeren 10 Ekim için Gar bölgesinde miting kararı alındı. Birçok muhalefet sol örgüt katıldı. Fakat IŞİD’li olduğu belirtilen bir militan, meydana girip bombaları patlattı. Yüz dört kişi öldü. Olay anında dahi polisin ambulansı engellemesi, yerdeki yaralılara gaz sıkması gibi davranışlarla hep sorguların artmasına neden oldu. Hele de intihar eylemcisinin olay yerine dek nasıl göstere göstere gelmesi de kuşkuları arttı.
Ama o dönemin Başbakanı Davutoğlu ne dedi: “Fazla kan aktıkça oylarımız da artıyor.”
Aradan on bir yıl geçti. Gar katliamıyla resmen Türkiye’de istenen siyasal taşların ayarlanmasına da fırsatlar getirildi. Bugünkü siyasal noktaya gelinmesinde 10 Ekim önemli bir kavşaktır. Peşinden olanlarla adeta hem Kürt kartı hem de MHP olayı bambaşka şekle sokuldu.
Özetlediğim bir ufak geçmiş, günümüz Türkiye’si için önemlidir. Üstelik yine Kürt kartı ile MHP gerçeği var. Ayrıca devletin müdahaleleriyle CHP blok ekseni de kırıldı. Fakat, belli ki yaşananlar hâlâ gereken mesajı dahi vermedi. Olayda önemli tavır koyan Demirtaş ise hapiste. Tüm anayasal ve uluslararası hukuk kararlarına rağmen serbest bırakılmıyor. Olayların görünürdeki baş teröristi Öcalan ise bambaşka noktadan değerlendiriliyor. Devlet siyasetindeki hegemonya ile uluslararası ilişkiler gerçeği eğer ortak değerlendirilmez ise işler hep böyle aynı provokasyonlarla devam edileceğinin de dersiyle sayfalar dolacaktır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.




