yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBizde, geçmez bunlar - Özkan Yıkıcı

Bizde, geçmez bunlar – Özkan Yıkıcı

Perşembe gecesi televizyonda dalgın dalgın izleyici idim. Bir kadın sesi, bana hem çığlık hem de hatırlatmayla dolu canlanış yaratı. Zülal Kalkandere’nin sözleri sanki gerçeklerin bağrına saplanan bıçak gibiydi. Öyle bir saplanış ki demeyin gitsin. Türkiye gerçeklerini içerikli sözlerle adeta çığlıklaştırıyordu. Kaçınılan gerçeklerin de acıtıcı yönleriyle yüzlere vuruluyordu. Karartma günlerine artık az zaman kala TELE 1 bu yayınla çok mesaj veriyordu.

Zülalin özellikle laiklik konusu da gelince dedikleri, bir çığlığın gerçeği gibi yankılanıyordu. Bana hiç yabancı gelmeyen yüzleşmeydi. “Laiklik bitti. Öyle tutmaz demeyin. Resmen laiklik bitti. Denildiği gibi de çığ gibi direnme de yok”. Böylesi net ifadelerle gelinen noktayı örneklerle sıralıyordu. Bu sıralama en son ölen tarikat şeyhinin cenazesinden, eğitimdeki karma olma kuralının bozulmasına dek saydıkça saydı. Buna karşılık da siyasetin direnmediği sonucunu da verdi.

****

Zülal Kalkandere’nin adeta haykırırcasına söyledikleri, birden aynisinin de bizde çığlıksız ve teslim olunurken ki günler aklımdan geçti. Özellikle de oluşan her olumsuz adımda, ilhaklaşma adımlarında hep “burada bu kurallar tutmaz” kolaycı laflar denilirdi. Hat da İsmet Kotakla yaptığım 78 tartışmalarında getirilen nüfusun sosyolojik gerçeğine rağmen, “bunlar bizim içimizde daha kolay uyum sağlayacak” savunusunu yapıyordu. Birçok o dönemin şaheser politikacısı da “burada o kurallar geçmez” diyordu. Ama, ta baştan bunlar suretle geçiyordu. Çünkü onca kendini övgüler dışında gerçekler işbirlikçilik kültürünün kolayca erozyona uğrayacağı kurumsal gerçeklik de vardı.

Ardından Kotak çıktığı programlarda çekinmeden nüfusun beş yüz bin nüfuslu olduğunu da defalarca tekrarladı. Kıbrıslı da ekledi: bunlar tutmaz. EN canlı itirafı öldürülmesinden iki gün öce Kutlu Adalı yaptı. Hani meşhur tekerleme ile “sırtından sopayı, karnından sıpayı” deyiverdi. Katıksız demokrasiyle tecavüz edilen kadınları yorumladı. İki gün sonra da öteki önemli yazıları nedeniyle de malum çevrelerce katledildi.

Derken bir köyde kurulup yargılatılan şeriat mahkemesi örneği geldi. Kravatlı muhalefet liderine karşı çıkması denildi: kravatlı muhalif lider “bana şeriatçılar da oy vermesi gerekiyor” tarihi açıklamasını gerçekleştirdi. Son dönemlerde koltuk için tarikatlara gitmek, önemli günlerde bazı camilerde namaz kılar gibi yapmalar, makamdayken besmele ile konuya başlama geleneği epey yaygınlaştı. Hani tutmaz denilen, burada geçmez morali verenler, birden zikirlerde, gericiliklerin kararlarını alan kesim politikacısı olarak karşımıza geldi.

Ahali mi denilen lafın tam aksine sesi sedası çıkmıyor. Sadece yeni gelenekle tanıdık medyacı programlarında veriştirme. Bereket, Afrikalı ve Pakistanlılar da çıktı da tüm yanlışları onlara havale etme algısı oluştu. Öyle oluştu ki Afrikalı eşittir Nijeryalı teklikte kolayca karşılık buldu. Nitekim, benim mahallemde olan bir olayda suçlu hemen Nijeryalı olarak kabullendi. Oysa konuyla alakalı olanlar Moritanyalı hem de Müslümandı…

K. Kıbrıs ve Türkiye. Tutmaz denilirdi. Güçlü kültürel gelenek oluştu denildi. Çığ gibi isyan var imajına oynanır haldeki aldatmaca kelimeleri de epey karşılık bulup kolaylaştırılıyor. Ancak, Türkiye’nin geldiği nokta malum. K. Kıbrıs’ta teslim olarak işbirlikçi makamlaşmanın da örnekleri bol. Laiklik ise artık siyasal ilke olarak yok. Anayasaya konmuş denilir. Halbuki anayasaları da takan yok. Yeminlerindeki sözler dahi tersinden yapılma kurallaşması da çoktan yayıldı. Şimdi, Türkiye’de karma eğitimin de delinmesi noktasında. Erdoğan üçüncü kez başkan olamaz itirazını yapan yargıç çoktan görevden alındı. Buraya da dalgaları geliyor. Herhalde eğitimde her şeyi bırakın karşı çıkmayı, ben denetliyorumla savunan bir internet reklamlarına dek inen Çavuşoğlu var. Ama, hani tutmaz, burada geçmez lafları var ya, çoktan yutuldu. Sistem laiklik ilkesini çoktan sildi. Bakın ne CHP ne de CTP bu konuda pratik hiçbir karşı çıkış veya direniş dahi sergilemiyor. Demek ki geçiyor. Zülal Kalkandere’nin de feryattı çığlık olup geçmez denilen örtüleri yırtıp yeniden anlayana anlatıyordu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Canlı yayın