yazılariktibasBirleşmiş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez - Özge Güneş

Birleşmiş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez – Özge Güneş

Kategori:

2026’ya Karakas’ta patlama haberi ve Maduro ile eşinin kaçırılması haberiyle başladık. Kısa süre içinde kentin sokaklarında “Birleşmiş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez!” sözleri duyulmaya başlandı. Latin Amerika’nın yarım yüzyılı aşan siyasal hafızasının taşıyıcısı ve özeti olan bu slogan ilk kez Şili’de, Allende hükümetini savunan kitlelerin dilinde tarih sahnesine çıkıyor.

Esasen Kolombiyalı Jorge Eliécer Gaitán’ın bir konuşmadan türediği ifade edilir. Fakat sözlerin bunca yaygınlaşmasında onu bir şarkı olarak besteleyen Sergio Ortega Alvarado’nun payı büyük. Bugün bu şarkı, bu slogan, darbelerle, abluka ve işgallerle yoğrulan Latin Amerika coğrafyasında kuşaktan kuşağa aktarılan bir pusula haline gelmiş durumda. Karakas sokaklarında ilk duyulan söz olmasının nedeni de bu.

Trump yönetimi saldırıyı “narkoterörle mücadele” olarak sunsa da bu yalanın karşılık bulmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Venezuela halkı yaşananların nicedir hazırlanılan kuşatmanın yeni bir aşaması olduğunu biliyor. Sadece Venezuela halkı da değil, tüm dünyanın sokakları bu yalanı haykırıyor. Hatta en samimiyetsiz Avrupa liderleri dahi, mış gibi yapmak için bile işin narkoterör kısmına girmiyorlar. Maduro’nun şahsından memnun olmadıklarını söyleyip, ‘Demokrasi kuracağız’ diyorlar.

Zira tüm bu süreçte en ibretlik anlardan biri de Trump’ın kameraların karşısına çıkıp Venezuela’da elde edilecek “muazzam ölçekteki zenginliğin” bir kısmının Venezuelalılara, bir kısmının ülke dışında yaşayan Venezuelalılara ve bir kısmının da ABD’ye “geri ödeme” (reimbursement) olarak gideceğini söylemesiydi… Demokrasi perdesi de böylece bir seferde indirilmiş oldu.

SIRADA KÜBA MI VAR?

ABD’nin Venezuela’ya dönük ablukası sadece Karakas’ı da hedeflemiyor. Trump yönetimi Maduro’yu neden kaçırdıklarını anlattıkları basın toplantısı boyunca Meksika’ya “bir şey yapılması gerekecek” minvalinde konuştu, Kolombiya’ya gözdağı verdi, Küba’yı ise “zaten çöken” bir ülke olarak resmetti ve “oradaki insanlara yardım etmek istiyoruz” dedi.

Burada Küba’nın felaket durumda olduğu yönündeki söylemler tesadüfi değil, politik kurgunun temel çerçevesini oluşturuyor. Keza Wall Street Journal’ın 21 Aralık tarihli haberinde de böyle deniyordu. Haber, ABD’nin Venezuela petrol akışını sıkıştırmasının Küba’yı çöküşe doğru ittiğini söylüyordu. Yani Küba, doğrudan hedef alınmadan önce çökmüş ülke anlatısına hazırlanıyor.

SALDIRININ KÖKENİ 2001

Bu çatışmanın kökeni Hugo Chávez ile başlıyor. Chávez, 1998’de iktidara geldiğinde, Venezuela 1990’lar boyunca IMF programlarıyla kemer sıkmaya zorlanmış, petrol gelirleri dar bir elit tarafından paylaşılmış, toplumsal eşitsizlik derinleşmişti ve Chávez’in temsil ettiği Bolivarcı dönüşüm bu Amerikancı düzene meydan okuyordu.

2001’de çıkarılan Organik Hidrokarbonlar Yasası bu meydan okumanın somut ifadesiydi. Yasa, petrol ve doğalgaz rezervleri üzerindeki devlet mülkiyetini yeniden tesis ediyor, petrol gelirlerini kamusal kullanımın merkezine yerleştiriyordu. Bu gelirlerle sağlık, eğitim, gıda ve barınma alanlarında geniş ölçekli sosyal programlar hayata geçiriliyordu. ABD’nin Venezuela ile sorunu tam da burada başladı. Sorun petrolün kamucu denetimiydi.

ABD 2002’de Chávez’e karşı bir darbe girişimi örgütledi. Chávez kaçırıldı ve ardından yeni bir yönetim ilan edildi. Ancak yüz binlerce insan sokaklara çıktı ve darbe başarısız oldu. Chávez birkaç gün içinde görevine döndü. ABD’nin 2019’da Maduro’ya karşı desteklediği rejim değişikliği de başarısız oldu.

DEMOKRASİ SOKAKTA KURULUR

3 Ocak saldırısı, klasik emperyalist mantığın yeni bir eşiğini temsil ediyor. Trump “ülkeyi biz yöneteceğiz” sözleriyle Venezuela’yı bir ganimet olarak gördüğünü açıkça ilan etti. Demokrasi, hukuk ya da uyuşturucuyla ilgili bütün söylemler bu cümlenin yanında hükmünü yitirdi.

Ancak Latin Amerika’da demokrasi, çoğu zaman Batı’nın ihraç etmeye çalıştığı biçimiyle değil, ona karşı kurularak savunuldu. Bu nedenle belirleyici olan sokakta yükselen ses olacak. Bu ses, Venezuela’da siyasetin, Batı demokrasilerinin aksine örgütlü halk müdahalesiyle, sokakta kurulan bir süreç olduğunu bir kez daha kanıtlayacaktır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Kerem Göktan yazdı: 11 Eylül sonrası ABD-Çin ilişkileri: Ortak yaşam-gerginlik sarmalı

11 Eylül 2001’de gerçekleşen radikal İslamcı terör saldırısı sonrası...

Enzo Traverso yazdı: Marx, tarih ve tarihçiler: Yeniden kurulması gereken bir ilişki

Son yıllarda başlayan ve yaygın olarak “yeni eleştirel düşünceler”...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Canlı yayın