iktibasCeren ErgençÇin’i Venezuela’dan çıkarmak kolay değil - Ceren Ergenç

Çin’i Venezuela’dan çıkarmak kolay değil – Ceren Ergenç

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Yeni yıla Trump’ın uluslararası hukuku hiçe sayarak Venezuela’ya saldırıp Cumhurbaşkanı Maduro’yu ABD’ye kaçırarak bir darbe yapmasıyla girdik. Trump sonrasında ülkeyi kendilerinin yöneteceğini söyledi ama bununla ne kastettiği henüz belirsiz. İktidarı muhalefet liderine teslim etmeyeceği kesin görünürken, Maduro’nun yardımcısının kukla görevine ikna olup olmayacağı da belirsiz.

Trump darbesinin Amerika kıtasınının ortak tarihi ve ilişki dinamiklerine dair boyutunu bölgenin uzmanlarına bırakıp konunun küresel boyutuna odaklanırsak, bu darbenin Çin’in hem Latin Amerika ve diğer Küresel Güney bölgeleriyle ilişkilerine, hem de yeni bir Soğuk Savaş’ın eşiğinde olduğu ABD’yle güç dengelerine etkisine bakmamız gerekir.

Trump’ın açıklamasının ardından gözler Çin’e çevrildi, nasıl tepki verecekti? Üstelik, Maduro’nun ülkeden çıkarılmasından sadece birkaç saat öncesinde üst düzey bir Çin delegasyonu cumhurbaşkanlığı sarayında kendisiyle görüşmüş, resmi açıklamalara göre 600’den fazla alanda iş birliği anlaşması imzalanmıştı. ABD’nin Maduro’nun ikametgahına gizli operasyon düzenlediği dakikalarda Çinli heyetin henüz ülkeden ayrılmamış olması bile ihtimal dahilinde. Bu şaşırtıcı zamanlama Çin’in istihbarat eksikliğini mi gösteriyor, Maduro rejimine verdiği kayıtsız şartsız desteği mi?

Çin, Trump darbesine dair ilk yayımladığı açıklamada ‘Şoke olduğunu’ ve şiddetle protesto ettiğini ifade ederken, saatler sonra yapılan düzeltmede daha soğukkanlı bir ifade kullanarak ABD’nin bir egemen ülkenin iç işlerine müdahalesini kınadı. Bu iki açıklama arasında iki gelişme yaşandı. Birincisi, Çinli heyetin ziyaret zamanlaması Çin’in uluslararası siyasetteki deneyimsizliği ve ABD benzeri bir siyasi güç olma konusundaki yetersizliğine yoruldu. Daha önce Ortadoğu’da, örneğin 7 Ekim’e tam da Filistinli siyasi hizipleri uzlaştırmaya çalışırken yakalanması ya da tam Suriye’nin iç savaş sonrası yeniden uluslararası sisteme dahil edilmesini savunurken Esad rejiminin devrilmesi gibi diplomatik başarısızlıklarına benzetildi. Zaten, ABD müdahalesinin zamanlaması tam da böyle bir algı yaratmak için seçilmişse hiç de şaşırtıcı olmaz. Trump bu şekilde bir taşla iki kuş vurmuş oluyor. Yıl sonunda yayımlanan ulusal güvenlik stratejisinde Amerika kıtasının ABD’nin etki alanı içinde kalacağını iddia etmişti. Buna karşılık olarak, Çin Devlet Başkanı Xi, Çin’in Latin Amerika’yla ekonomik ilişkilerinin devam edeceğini açıklamıştı. Venezuela darbesinin zamanlaması Çin heyetinin temaslarını boşa düşürünce, Trump yeni ‘Monroe Doktrini’ni hayata geçirirken, bir yandan da Çin’e bölgede dur demiş oldu. Çin’in ilk şaşkınlık dolu açıklaması da bu algıyı pekiştirdi.

Öte yandan, darbeyi takip eden günlerde Trump, Venezuela’nın Çin’e petrol satmaya devam etmesinde bir sakınca olmadığını açıkladı. Bu ikinci gelişme, Çin’in Venezuela hakkında uluslararası toplumun diyaloğa devam etmesine çağrı yapan ikinci açıklamasını getirdi. İlk açıklama Çin’in küresel siyasi liderliği için vaktin henüz erken olduğunu belli ederken, ikinci açıklama Venezuela darbesinin Çin ve ABD arasındaki rekabete etkisinin aslında çok da olmayacağına dair bir işaret.

Çin’in Venezuela’yı ABD’ye “kaptırmış” olmasının ekonomik ve jeostratejik etkileri elbette olacak ama Çin’i küresel rekabetten geri koyacak ölçüde değil. Venezuela’nın petrol satışlarının yüzde 80’i Çin’e ama bu Çin’in petrol ithalatının sadece yüzde 15’ine tekabül ediyor. Yani, Trump satışın devamını taahhüt etmemiş olsa dahi, Çin çoktan petrol ithalatını dengelemiş ve enerji güvenliğini sağlama almıştı. Üstelik, Venezuela’nın petrol çıkarma ve diğer tüm sanayi altyapısı Çin teknolojisine dayalı. Bu da, enerji alanındaki Çinli KİT’lerin ve küçük özel şirketlerin, toz duman yatıştıktan sonra ülkede yatırımlarına devam edebilmelerini sağlar. Yani, Çin’i Venezuela’dan çıkarmak Çin heyetini çıkarmak kadar kolay değil. Çin’in en büyük maddi zararı, Venezuelalı enerji şirketlerine ve diğer sanayi kuruluşlarına verdiği kredilerin yüksek ihtimalle artık geri öden(e)meyecek olması. Bu da, Çin için uzun vadede göze alamayacağı bir kayıp değil.

Yani, Venezuela darbesi uluslararası hukuku komaya soktuysa da, küresel ekonomik güç dengelerinde sadece büyükçe bir çentik. Trump’ın Amerika kıtasını ABD’ye; Asya’yı Çin’e ve Avrupa’yı Rusya’ya bırakan ulusal güvenlik stratejisinin ilk adımı. Ancak, bu ilk adım, Çin’i Asya’da da benzer şekilde davranıp örneğin Tayvan’ı bir çırpıda ilhak etmeye itmeyecek. Venezuela öncesinde, ABD Tayvan’a silah satışı sözü verdiğinde bunun Çin’i bir askeri müdahaleye zorlayacağı da iddia edilmişti ama Çin askeri değil, ekonomik bir yanıt verdi ve sanayi üretiminde kullanılan gümüşün ithalatına kısıtlama getirdi. Böylece, bölgesel güvenlik tehditlerine küresel ölçekte uzun soluklu etkisi olacak yanıtlar verebileceğini göstermiş oldu.

Gerçekten de, Çin’in 2026’da yayımlanacak yeni beş yıllık plan çalışmalarının da gösterdiği gibi, Çin, uzun vadede diğer ülkelere bağımlı olmayacağı yüksek sanayi üretim ağları ve tedarik zincirlerini kurmanın peşinde. Bu ekonomik özerkliği sağlamadan, Tayvan’ın ilhaki gibi ticaret yollarını bloke edecek girişimlerde bulunmaktansa adayı ve diğer Doğu Asya ülkelerini ekonomik olarak kendine bağımlı hale getirmeyi tercih eder. Örneğin, Venezuela darbesinin yaşandığı saatlerde Güney Kore Cumhurbaşkanı Pekin’i ziyaret edip nisanda Pekin’de -muhtemelen- gerçekleşecek olan Xi-Trump zirvesinde Kuzey Kore mevzusunun da ele alınmasını talep ediyordu.

Trump’ın ulusal güvenlik stratejisinin etki alanları paylaşımı elbette barışçıl bir çok kutupluluğu getirmeyecek ve özellikle ABD ve Çin arasındaki küresel güç rekabeti devam edecek. Venezuela da bunun önemli bir adımı. Ancak, sonuçları hiçbir tarafın tam bir zafer ilan edebileceği kesinlikte değil. Venezuela’nın iç dinamikleri, Latin Amerika’da ve Asya’daki orta ölçekli güçlerin çoklu ittifaklarla kendilerini güvenceye alma çabaları, Çin ve ABD sermayesinin devletlerin aksine iç içe geçmiş tedarik zincirlerinde ısrar etme ihtimali önümüzdeki dönemi biçimlendirecek faktörler arasında. 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Ceren Ergenç yazdı: Yapay zekâda bağımlılığın iki yüzü: Çin ve ABD

18. BRICS Zirvesi 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplandı. Zirve...

Ceren Ergenç yazdı: Çin kültürel hegemonyayı öğrenirken

Türkiye’nin bu yılki Oscar adayı açıklandığında tartışma filmin niteliğinden...

Ceren Ergenç yazdı: Çin’in üniversite reformu bize ne anlatıyor?

Bugün üniversite tercih dönemi başlarken Çin’de yükseköğretime dair bir...

Ceren Ergenç yazdı: NATO 3.0’a Çin neden sesini çıkarmıyor?

Ankara’daki NATO zirvesi, Soğuk Savaş için kurulmuş bu örgütün...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Canlı yayın